• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Kocaeli : 4 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 3 °C

“Türkiye batıyor, sorumlusu biz değiliz” gayreti

M.Tanzer Ünal

Terör, karakol baskınları, mayın tuzakları, şehitler, tabutlar…

Cizre’de, Silopi’de, Lice’de, Şırnak’ta, Siirt’te, Diyarbakır’da ilçe ilçe, mahalle mahalle “özerklik” ilan etmeler…

Güneydoğu’da iş çığırından çıkmış durumda!

Ya ekonomideki durum?

Ekonomideki yangın sadece Güneydoğu’yu değil, tüm ülkeyi sardı.

Dolar 3 lirayı test etti, Euro 3. 30’larda…

Herkes frene bastı.

Kimse yatırım yapmıyor, elindeki malı satmak istiyor satamıyor.

Piyasada yaprak kıpırdamıyor…

Tahsilât dip yaptı.

Ödenmeyen çek ve senetlerin haddi hesabı yok!

 

***

 

Yukarıda size AKP’nin “Yeni Türkiye”sinden bir kesit çizdim.

Yazdıklarımın eksiği var, fazlası yok!

Ülkemiz böyle bir ortamdayken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tuttu yönetime el koydu.

“İster kabul edilsin, ister edilmesin… Türkiye’nin yönetim sistemi fiilen değişmiştir” dedi.

Aslında bu, bilinen bir şeydi.

Bilineni, ifade etti.

Türkiye artık “resmen” değil, ama “fiilen” Erdoğan’ın vesayeti altında!

 

***

 

Yıllardır Türkiye’yi tek başına “paşa keyfine göre” yönetiyordu.

Bunun bir gün başına iş açacağını biliyordu, bu nedenle “başkanlık” diye tutturmuştu.

AKP seçimlerde tek başına iktidar olamadı…

400 milletvekili istedi, sonra “350 de olabilir” diye düzeltti, ancak AKP 258’de kaldı.

Seçmen, onun isteğini kabul etmemiş, “Otur oturduğun yerde” demişti.

“Muktedir” buna rağmen, “İster kabul edilsin ister edilmesin…

Türkiye’nin yönetim sistemi fiilen değişmiştir” diye diretiyordu.

Bu, “Ben yasaları tanımıyorum, kendi yolumda yürüyeceğim” demekti.

Böyle bir uygulama olur mu?

Bir ülkenin cumhurbaşkanı anayasayı tanımazsa ve devleti kafasına göre yönetmeye kalkarsa, o ülkede huzur olur mu?

“Ben yasaları tanımıyorum, yasaları bana uydurun” mantığının “hukuk devleti” nde geçerliliği olabilir mi?

Türkiye böyle bir zihniyet tarafından yönetildiği için böylesine tehlikeli bir girdaba girdi.

İçinde bulunduğumuz kaos ortamının en büyük sorumlusu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.

Başkalarının da sorumluluğu vardır, ama Erdoğan kadar değil!

 

Yine “mağdur edebiyatı”!

Türkiye tıkandı ya…

Türkiye yönetilemez hale geldi ya…

AKP yine “mağdur edebiyatı” na başladı.

Önceki gün ilk açıklama “saray”dan yapıldı.

Erdoğan’ın başdanışmanlarından Bülent Gedikli, siyasi ve ekonomik kriz konusunda şu açıklamayı yaptı:

“14 yıllık siyasi istikrar boyunca ekonomide zaman zaman ortaya çıkan ‘fırsatçıları’ kimi zaman faiz lobisi, kimi zaman kaos lobisi, kimi zamanda kan lobisi diye nitelendirdiğimizde, bize komplo teorisyeni dediler. Özellikle gezi olaylarından bugüne kadar yaşananları kronolojik olarak ekonomik verilerle alt alta yazdığınızda Türkiye üzerinde oynanan oyunu çok rahat görebilirsiniz. Koalisyon masasına kırmızıçizgi ile oturup, istemeyiz diye kalkanlar şimdi de seçim hükümetine üye vermeyeceğiz diyorlar. Koalisyonun kurulamamasının nedeni olarak sürekli olarak Ak Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan olarak göstermek isteyenler Türkiye'nin çıkarlarını düşündükleri iddiasında bulunuyorlar. Akla mantığa uymayan çelişkiler bunlar. Öncelikle Sayın Başbakan koalisyon için iyi niyetle görüşmelerini gerçekleştirmiş, akabinde anlaşma sağlanamamıştır. Arkasından bir erken seçim mecburiyeti doğmuştur ancak başta CHP ve MHP seçim hükümetine üye vermeyeceğiz diyerek asıl amaçlarını ortaya koymuşlardır. AK Parti HDP ile seçim hükümeti kurmak zorunda bırakılarak, bu kendi seçmen tabanlarına ‘işte bakın bunlar aslında kimle ortaktı’ şeklinde propaganda malzemesi yapmak. Amaç bununla da sınırlı değil tabi asıl hedef ekonomi üzerinden vurulmak istenen darbedir."

Gördüğünüz gibi…

İşler iyi ise, paye AKP’nin…

İşler kötüyse, sebep muhalefet partileri!

Meclisi çalıştırmayan kendileri…

Koalisyon hükümeti kurulmaması için her şeyi kurgulayan kendileri…

İşler sarpa sarıp ülke kaosa girince, suçlu diğer partiler!

“Saray”ın zihniyeti bu!

 

Ve başbakanın tutumu…

Yine önceki gün Başbakan Davutoğlu da “mağdurları” oynadı.

“Saray”dan yapılan açıklamadan sonra basının karşısına çıktı, hükümetin kurulamamasının tüm suçunu CHP ve MHP’ye yükledi.

Kendisi koalisyon için çok gayret göstermiş de, muhalefet partileri yanaşmamış…

Türkiye’nin içinde bulunduğu durumdan AKP dışındaki diğer partiler sorumluymuş…

Daha iş işten geçmemiş AKP, CHP ve MHP bir araya gelebilirmiş…

Cumhurbaşkanı seçim kararı almadan meclis seçimi yenileme kararı almalıymış…

Davutoğlu’nun neden paniklediği belli.

HDP, “Seçim hükümetine biz varız” diyerek AKP’nin oyununu bozdu ve iktidarı zora soktu.

Hadi bakalım, HDP ile seçim hükümeti kur ve bunu halka anlatabilirsen anlat!

CHP ile koalisyon kurmaya yanaşmayan ve işi yokuşa süren AKP, şimdi düştüğü “HDP çukuru” ndan nasıl kurtulacağını düşünüyor.

İşte çok uyanık geçinmemin sonu böyle olur!

Bu arada Başbakan Davutoğlu’nun MHP ile ilgisi söylediği bir sözde haklı olduğunu da belirtmemiz lazım.

Davutoğlu, MHP için “Ne çözüm ürettiler, ne teklif ettiler. Her teklife hayır dedikten sonra çıkıp sıkıyönetim teklifinde bulunmak, çıkıp MGK zeminine olayları çekmek, 28 Şubat mantığı gibi bir mantıktır” ifadesini kullandı.

Doğruya doğru, Davutoğlu bu görüşünde yerden göğe kadar haklı.

Türkiye bugün bu noktada ise, bunda “bütün kapıları kapalı tutan” MHP’nin de suçu var.

Şunu yapalım, yok!

Bunu yapalım, yok!

Böyle bir siyasi tavır olabilir mi?

MHP, bu süreçte hiçbir sorumluluk almadan sürekli ahkâm kesti.

Başbakan, MHP ile ilgili bu tepkisinde haklıydı.

 

Özetle…

Türkiye, bugün siyasi ve ekonomik olarak tam bir “kaos” içinde.

Bunun birinci derecede sorumlusu AKP’dir.

Türkiye’yi şimdiye kadar iyi yönetemediği için…

Ve “Bizden başka bu ülkeyi kimse yönetemez” iddiası ve davranışında bulunduğu için!

Bu yazı toplam 1038 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim