• BIST 90.056
  • Altın 145,047
  • Dolar 3,6129
  • Euro 3,8964
  • Kocaeli : 14 °C
  • İstanbul : 14 °C
  • Sakarya : 14 °C

Türkiye, Cumhuriyet’in 92.yıldönümünde “Deli Dumrul ülkesi” ne döndü!

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, bugün 29 Ekim 2015.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, devletimizin kuruluşunun 92.yıldönümü.

Böylesine önemli bir yıldönümünde, ülkemizin yaşamak zorunda olduğu olaylara bir bakar mısınız?

Nereden nereye geldik.

Son yıllarda şöyle gönül rahatlığıyla, coşkuyla kutlayabildiğimiz bir Cumhuriyet Bayramı’nı hatırlamıyorum.

*Terör, sürekli tepemizde…

*Açlık ve sefalet, temel sorunlarımız…

*Ekonomik kriz, ortalığı kasıp kavuruyor…

*Hukuksuzluk ve adaletsizlik, diz boyu…

*Etnik ve dinsel ayrımcılık, milletimizi ve vatanımızı bölünme noktasına getirdi.

*Toplumu, “Bizden ve bizden olmayanlar”, yani “AKP’liler ve AKP’li olmayanlar” diye ikiye böldüler.

*Eskiden sadece kırsal kesimde “can güvenliği” yoktu, şimdi kentlerde yaşayanlar dahi günlerini “can korkusu” içinde geçiriyorlar.

*İsraf diz boyu. Muktedirler, lüks içinde yaşıyorlar…

*Çalışmaktan ve üretmekten uzaklaştık, yurt dışından aldığımız borçlarla yaşar hale geldik.

*İnsanların birbirine saygısı kalmadı. Herkes birbirine höt höt! Medeni insanlar arasında dahi, nezaket kuralları uygulanmaz oldu.

*Ülkeyi, ele geçirilen “korsan gemisi” ne döndürdüler. İnsanlar, daha fazla rant ve ganimet alabilmek için birbirlerini boğazlıyorlar.

*Dış politika çöktü. Sorun yaşamadığımız, kavgalı olmadığımız komşumuz kalmadı.

*PKK yetmezmiş gibi başımıza bir de IŞİD belasını sardılar. Türkiye, yıllardır terörden başını kaldıramıyor. Asala, PKK, IŞİD…

*Türk Silahlı Kuvvetleri itibarsızlaştırıldı. Şerefli subay ve komutanları, Ergenekon ve Balyoz gibi uydurma davalarla yıllarca zindanlarda tutuldu.

*Sanayici ve işadamları, yani ülkemizin üreten kesimi, “vergi sopası” gösterilerek sindirildi. “Yüksek faiz, ucuz kur” politikasıyla üretimden uzaklaştırıldı.

*Cumhuriyet döneminin tüm ekonomik işletmeleri, “özelleştirme” adı altında, yandaşlara ve emperyalist güçlere peşkeş çekildi.

*Toplumun en dinamik unsurları olan üniversiteler ve sivil toplum örgütleri ele geçirildi ve susturuldu.

*Gazete ve televizyonlar, iktidara yakın patronlar tarafından satın alındı, yandaş ve yalaka haline getirildi. Gazete ve televizyonlarda; tetikçi, yalayıcı, soytarı gazeteciler türedi.

*Gerçek anlamda gazetecilik yapmak isteyenler dövüldü, işlerine son verdirildi, eften püften nedenlerden dolayı hapse atıldı.

Özetle…

*Ülkemiz, iç ve dış tehdit altında.

*Demokrasi rafta.

*Hukuk ve adalet sizlere ömür…

*Ekonomi bozuldu.

*Toplumsal barış yara aldı.

İçinde bulunduğumuz bu şartlar, aslında “kutlama” fiiline ters!

“Cumhuriyet”i sağlıklı bir şekilde bugünlere getiremedik.

Ağzı yüzü bere içinde!

Kafası karışık!

Yürümekte olduğu, hedeflediği yoldan saptırıldı.

Kabiliyetsiz, beceriksiz, niyeti kötü kadroların elinde!

Ne cumhuriyete inanıyorlar, ne de demokrasiye.

Onlar için bu rejim “amaç” değil, sadece “araç”!

Kendilerinin de ifade ettikleri gibi, gidecekleri istasyona varınca bu “tren”den inecekler.

Bir ara o “istasyon”a yaklaştıklarını sanarak “cumhuriyetin temel değerleri” ni yok etmeye çalışmışlardı, baktılar olmuyor, “milliyetçilik” taslamaya başladılar.

Eskiden de milleti aldatıyorlardı, bugün de aldatmaya devam ediyorlar.

Sizi bilmem, ama 92.yıldönümünde benim duygularım ve tespitlerim böyle!

Türkiye, tam bir “Deli Dumrul ülkesi” haline geldi.

Kimin ne yaptığı belli değil! 

 

Ele geçirdikleri “devlet gücü”yle millete maddi ve manevi zulüm uyguluyorlar

Sevgili okurlarım, Türkiye’miz, devletimizin kuruluşunun 92.yıldönümünde tam bir “korku imparatorluğu” na dönüştürülmüş durumda.

Seçimlere 5 gün kala, yani 2 gün önce Akın İpek adlı işadamına ait 22 şirkete “kayyum” atandı.

Türkçesi, “el konuldu”…

Korkunç bir uygulama!

Ülkemizdeki demokrasi, hukuk devleti ve ekonominin geleceği açısından aleyhimize sonuçlar doğuracak bir uygulama…

İşin medya, basın hürriyeti, fikir ve ifade özgürlüğü taraflarını bir tarafa bırakın, bu uygulama; düpedüz “mülkiyet hakkı” na tecavüzdür.

“Mülkiyet hakkı” evrensel bir haktır ve bu son uygulamayla yara almıştır.

Mülkiyet hakkı tecavüze uğrarsa, insanların yaşadıkları, iş yaptıkları ülkeye güvenleri kalmaz.

Böyle bir ülkede kimse yatırım yapmak istemez.

Sabah kalkınca başına geleceklerin tedirginliğini yaşar.

Bu uygulamayla “serbest teşebbüs hürriyeti” de yok edilmiştir.

Bu el koyma, ülkemizde zaten sıkıntılı olan “yatırım iklimi” ni iyice bozmuştur.

Türkiye, sıradan bir Afrika ve Ortadoğu ülkesi değildir.                                   

AB’ye “tam üye” adayıdır.

Avrupa Konseyi, NATO, AGİT, OECD üyesidir.

Uluslararası yükümlülükleri vardır ve bu yükümlülüklere uymak zorundadır.

“Ben uymuyorum” diyemez.

Uymazsan, işin yaptırım boyutuna katlanmak zorundasın.

22 şirkete el koyma olayı, gelecek ay ülkemizde yapılacak olan “G-20 Zirvesi”ne gölge düşürmüştür.

Zirvenim üye ülkeleri, AKP iktidarının bu uygulamasını kaygıyla izlemektedirler.

 

Gazete ve televizyonlara el konulması, seçimin üzerindeki şaibeyi artırdı 

Biliyorsunuz, el konulan şirketler arasında gazete ve televizyon yayıncılığıyla ilgilenen şirketler de var.

KANALTÜRK, BUGÜN, MİLLET, KANALTÜRK RADYO…

Zaten iktidarın amacı, seçim öncesi muhalefet yapan bu medya organlarının sesini kesmekti.

Bir süre önce başka yöntemlerle yayınlarını engellemek istediler, şimdi tamamen yok etmek istiyorlar.

Basın ve ifade özgürlüğü evrensel bir haktır.

Demokratik toplumlar için vazgeçilmezdir.

Bir seçim öncesi bu yaşadıklarımız, kaygı vericidir.

Yayın organları şimdi süratle “yandaş” hale getirilecektir.

Muktedirler, hukuku da kendi kirli emellerine alet etmişlerdir, kendilerini eleştirenlerden intikam almaya koyulmuşlardır.

Böyle bir ülkede barış, huzur ve güven olabilir mi?

Özetle…

*”Mülkiyet hakkı” gasp edilmiştir.

*”Teşebbüs hürriyeti” ortadan kaldırılmıştır.

*”Medya özgürlüğü, medya bağımsızlığı” ayaklar altına alınmıştır.

İktidarın bu yaptığı, “korsanlık” tan başka bir şey değildir.

Son söz olarak şunu söylemek istiyorum:

Güç sahibi, “adaletli” olmak durumundadır.   

Adaleti olmayan güç, zalimdir.

Halen ülkemizde devlet gücüyle millete “maddi ve manevi zulüm” uygulanmaktadır.

Lütfen, bu zulüm karşısında sessiz kalmayın.

“Sıra bana gelmez” demeyin.

“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” sözünü hiç ağzınıza almayın.

Suskun kalan her kişi, sonunda zulmü tadacaktır.

Unutmayın!

Bu yazı toplam 963 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim