• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 13 °C

Türkiye ile Rusya

Nihal Özgirgin

Türkler ile Rusların 500 yılı aşkın bir süredir devam eden ilişkileri her iki milletin menfaatlerinin çatışmasına bağlı olarak genelde gergin ve inişli çıkışlı bir nitelik taşır.

Rusya’nın Türk milletinin menfaatleri ile çatışan politikaları öncelikle Akdeniz’e inme, dolayısıyla boğazlarda egemenlik sağlama ve Karadeniz’de üstünlük yarışıdır.

Buna mukabil Türklerin Rusların Akdeniz’e inme gayretini engelleme ve Orta Asya’ya açılma politikası söz konusudur.

Bu politikalar her iki tarafın geçmişten günümüze değin devam eden ve gerginliğe sebep teşkil eden temel politikaları olmuştur.

Ancak…

Türk –Rus ilişkisinin tarihsel seyrine baktığımızda aslında ilk çekişmenin Doğu Roma İmparatorluğu’nun varisinin kim olacağına dair rekabet ile ortaya çıktığı görülmektedir.

Nitekim Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethinden sonra kendini Doğu Roma İmparatorluğu’nun varisi, topraklarında yaşayan Ortodoks ahalinin de hamisi ilan etmiş ve uzun yıllar devlet bu politika ekseninde hareket etmiştir.

17. yüzyıldan itibaren ise Rus Çarlığı’nın bölgede etkin olmasıyla birlikte Ruslar kendilerini, aynı dine mensup olmalarına binaen, Ortodoksların koruyucusu olarak görmeye başlamıştır. Bu görüş 18. yüzyılın ortalarından itibaren Panslavizm hareketine dönüşerek Osmanlı topraklarındaki Slav halkı ayaklandırmış ve sonrasında kendi bünyesinde toplamıştır.

Bu politikanın Türkler açısından çok vahim sonuçları olmuştur ki 18. ve 19. yüzyıl Osmanlı-Rus savaşları neticesinde Kafkaslar ve Balkanlar’da Türk nüfusunun büyük kayıplar vermesi bunlardan biridir.

Bitmedi…

Ruslar Ermeni meselesinin çıkmasında da etkin rol oynamış, Erzurum-İskenderun hattından Akdeniz’e ulaşma gayesiyle Ermenileri Türk milletine karşı kullanmıştır.

Dolayısıyla I. Dünya Savaşı’nda da Ruslarla mücadele devam etmiştir.

Ta ki Çanakkale Savaşı’nın kazanılmasına kadar…

Çanakkale Zaferi, Rusya’daki Çarlık rejimin yıkılmasına ve yerine Bolşeviklerin geçmesine sebep olmuş, bu tarihten itibaren II. Dünya Savaşı’na kadar iki devlet arasında sakin bir dönem yaşanmıştır.

II. Dünya Savaşı’ndan güçlü çıkan SSCB, Türkiye’ye dair geçmişte yürüttüğü politikalara tekrar dönmek istemiştir. Bunun üzerine iki kutuplu dünya düzeninde Türkler Batı bloğunda yer alarak NATO’ya girmiş ve Rus tehdidine karşı kendini güvenceye almaya çalışmıştır.

SSCB yıkıldıktan sonra iki kutuplu dünya siyasetinden tek kutuplu dünya siyasetine geçiş söz konusu olmuş ve ABD tek güç olarak dünya sahnesinde yer almaya başlamıştır. Bu duruma binaen Avrasya topraklarının önemi de artmıştır. Avrasya üzerinde ABD hakimiyetinin etkinlik kazanması hem Türk hem de Rus tarafının menfaatleri ile çatıştığı için, boğazlar ve Karadeniz konusunda karşılıklı antlaşmalarla uzlaşmaya varılmıştır.   

Ancak Rusların Kıbrıs sorununda Güney Kıbrıs’a füze satmaları, Dağlık Karabağ ve Çeçenistan sorunu, bunun yanında PKK’ya verdiği destek iki ülke arasında çözümlenemeyen siyasi meseleler olarak kalmıştır.

Peki, tüm bu inişli çıkışlı süreçte, geçtiğimiz günlerde yaşanan gerginliğin iki ülke arasında son on iki yıldır devam eden samimi ilişkileri sekteye uğratması da dikkate alındığında, gelinen noktada Türk-Rus ilişkileri kopacak diyebilir miyiz?

Elbette diyemeyiz.

Zira dünya siyaseti gibi bir büyük satranç tahtasında herkes gün gelip birbiriyle işbirliği içerisinde olmak zorunda kalabilir.

Hele ki karşılıklı menfaatler söz konusu ise bu kaçınılmazdır.

Bizim Rusya ile tarihimizi de “menfaatler” şekillendirdiğine göre…

Bu ilişkide son sözün söylenmesi oldukça zor görünüyor…

Ne dersiniz?

Saygılarımla…

Bu yazı toplam 1713 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
turgut
28 Ocak 2016 Perşembe 09:48
09:48
Kurtuluş savaşı sürecini unutmuşsun.. Türkiyenin tek yanında olan sovyetlerdi. Eğer bu gün nisbi olarak türkiye varsa bu sovyetlerin büyükkatkısyla olmuştur Neden unutunuz.?
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim