• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • Kocaeli : 10 °C
  • İstanbul : 20 °C
  • Sakarya : 10 °C

Türkiye’de artık “tek adam rejimi” var

M.Tanzer Ünal

Hiç kimse, eveleyip gevelemesin…

Hiç kimse, “Şöyleydi de böyleydi de” demeye kalkmasın…

Türkiye’de artık resmen olmasa bile fiilen, “tek adam rejimi” başladı. 

Yaşadıklarımız başka bir şey değil.

Demokrasi filan bitti.

Cumhuriyet sizlere ömür!

Tüm kararlar, tek bir kişi tarafından alınıyor.

Tüm kurumlar, tek bir kişiye bağlı.

Hukuk…

Güçler ayrılığı…

İnsan hakları…

Basın hürriyeti…

Unutun hepsini!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kafasındaki başkanlık sisteminin ne olduğunu, Başbakan Ahmet Davutoğlu’na yapılan operasyondan sonra, herhalde iyice anlamışsınızdır…

Erdoğan’ın başkanlık sistemi dediği, düpedüz “tek adam rejimi”!

Ben, ben, ben!

Ülkeyi tek bir kişi yönetecek, o kişinin dışında, hiçbir kişinin ve kurumun hükmü olmayacak…

O kişinin söyledikleri, “kanun” olacak…

O kişinin söyledikleri, harfiyen uygulanacak…

Sorulmayacak, sorgulanmayacak, tartışılmayacak!

Böyle bir “ülke yönetimi” olabilir mi?

Olur, ama buna demokrasi denmez.

Olur, ama buna cumhuriyet denmez.

“Tek adam rejimi” denir.

Bunun adı budur!

 

Yönetim sistemi resmi değil, fiili…

Şu anda Türkiye’de uygulanan yönetim sistemi, anayasamıza uygun mu?

Değil…

Halbuki devletler, anayasalarına uygun yönetilirler.

Herkes kendi kafasına göre devleti yönetmeye kalkarsa, o ülkede kaos başlar.

Hiç kimsenin, hiçbir siyasetçinin, “Ben anayasaya uymuyorum, fiili durum yaratıyorum” deme durumu olamaz.

Derse, suç işlemiş olur.

Hatırlayın!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Ağustos 2015 tarihinde Rize’de yaptığı konuşmada, ülkede “fiili durum” yarattığını şöyle itiraf etmişti:

“İster kabul edilsin, ister edilmesin, Türkiye’de yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun hukuki çerçevesinin yeni bir anayasa ile netleştirilmesi, kesinleştirilmesidir.”

Gördüğünüz gibi, Erdoğan’ın ifadesi gayet net!

“Ben ülkeyi kendi kafama göre yönetiyorum… Mevcut fiili durumun hukuki çerçevesi hazırlanmalı… Yani anayasayı benim kafamdan geçenlere göre değiştirin!”

Olup biten bu!

 

Cumhurbaşkanı istedi, başbakan gitti

Türkiye’de anayasa değişti mi?

Değişmedi…

Mevcut anayasal sistemimize göre, cumhurbaşkanı partilerin içişlerine karışabilir mi?

Karışamaz…

Başbakanı değiştirebilir mi?

Hayır…

Ama olup biteni görüyorsunuz.

Daha 6 ay önceki seçimlerde yüzde 50 oy alan Başbakan Davutoğlu,

Cumhurbaşkanı Erdoğan böyle istiyor diye koltuğundan kalktı.

Şimdi bunun adı “demokrasi” mi?

Şimdi bunun adı “parlamenter sistem” mi?

Bunun adı “fiili sistem” değil de, nedir?

Bunun adı “tek adam rejimi” değil de, nedir?

Ahmet Davutoğlu operasyonu, fiili sistemin geldiği son noktadır.

 

Ülke bu noktaya “göstere göstere” getirildi

Yaşadıklarımız, sürpriz değil.

Bu noktaya bir günde gelmedik.

Yıllarca bunun hazırlığı yapıldı.

Göstere göstere…

Milletin gözünün içine soka soka…

Erdoğan, bu amacını gerçekleştirmek için, medyayı, bürokrasiyi, AKP’yi, toplumun bütün kesimlerini, bir bir hazırladı, bir bir ele geçirdi.

Bütün kişi ve kurumları, kayıtsız şartsız kendine “itaat” eder hale getirdi.

Önce işe medyadan başladı.

Eleştiren, itiraz eden herkesi tasfiye etti.

Tasfiye edemediklerini sindirdi.

Böylece medyanın büyük kısmını “tek ses” haline getirdi.

Daha sonra bürokrasiye el attı.

Bürokraside talimatları yerine getirmeyen, konulara farklı yaklaşan herkesin defterini dürdü.

Yerlerine, her dediğini itirazsız uygulayan insanları getirdi.

Arkasından partisine el attı.

AKP’nin de “tek adam” partisi olması gerekiyordu.

Kendisine karşı çıkan, karşı çıkma ihtimali olan, ileride kendisine rakip olabilecek ve sorun yaratabilecek herkesi partiden uzaklaştırdı.

Abdullah Gül’den, Bülent Arınç’a kadar onlarca ismi partiden dışladı.

Kendisi cumhurbaşkanı olunca, çevresine baktı etti, sözünden çıkmayacak kişi olarak Ahmet Davutoğlu’nu gözüne kestirdi.

Birlikte yürümeye başladılar.

Ancak “etkisiz ve yetkisiz başbakanlık”, çekilecek dert değildi.

7 Haziran seçim sonuçları parti tabanında rahatsızlık yaratmıştı.

Davutoğlu, bu durumdan istifade ederek bir ara ipleri ele geçirmeyi denedi.

Koalisyon kurma konusuna sıcak bakıyordu.

Koalisyon kurup, Erdoğan’ın kontrolünden kısmen de olsa kurtulmak istiyordu.

Davutoğlu’nun bu çabaları, Erdoğan’ın gözünden kaçmıyordu.

Erdoğan, koalisyon oyunlarını bozup ülkeyi 1 Kasım seçimlerine götürdü.

AKP’nin milletvekili listesini kendisi yaptı.

Şüphe duyduğu kişileri listeye almadı.

Sonucu biliyorsunuz…

1 Kasım seçim zaferi Erdoğan’ı çok güçlendirdi.

Arkasından aralık kurultayı ve tamamen Erdoğan’a bağlı bir parti yönetimi…

Artık Ahmet Davutoğlu’nun partide hiçbir hükmü kalmamıştı.

Aslında “AK Parti” diye de bir parti yoktu, Erdoğan ve kendisine yüzde yüz bağlı arkadaşları vardı.

Politikayı Erdoğan belirliyordu, atamaları Erdoğan yapıyordu, ne söylenecekse son sözü Erdoğan söylüyordu.

Davutoğlu, zaman zaman “gerçek başbakan” gibi davranmaya çalışıyorsa da beceremiyordu.

Kendine has politikalar üretmeye çalışıyor, kendine siyasette alan açmaya çalışıyor, ama başaramıyordu.

Çünkü eli kolu bağlanmış, alanı daraltılmıştı.

Kendine bağlı medya oluşturmaya çabaladı…

Avrupa Birliği ile ilişkilerini geliştirdi…

Obama ile görüşmeye kalktı…

Bütün bunlar, bardağı taşıran son damlalar oldu.

Artık Davutoğlu, “Erdoğan’ın istediği başbakan” olmaktan çıkmıştı.

Erdoğan, baktı ki…

*Davutoğlu’nu bir süre sonra kontrol edemeyecek…

*Davutoğlu, yavaş yavaş kendine siyasette yer yapmaya başladı…

Defterini dürüverdi.

Olup biten bu!

 

Geldiğimiz nokta…

Türkiye’nin geldiği nokta, “tek adam rejimi”!

Ülkemizdeki her şey tek bir kişiye bağlı…

*Medyada “tek adam”…

*Bürokraside “tek adam”…

*AKP’de “tek adam”…

Bu gidiş, gidiş değil!

Bu gidiş, “anayasal” değil!

Memleketimizde “fiili bir durum” var.

Yasal olmayan “fiili bir durum”!

Türkiye, “tek adam rejimi”ne teslim edilemez.

Daha doğrusu teslim edilmemeli…

Herkes, geldiğimiz noktada aklını başına devşirip düşünmeli.

“Tek adam rejimi”, bizim kaderimiz olmamalı!

Bu yazı toplam 2895 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
seyirci
06 Mayıs 2016 Cuma 16:17
16:17
Aynen yazdığın gibi"kev" de olduğu gibi.Yıllar yılı tek adam rejimi ,diğerleri sabah akşam onu dilinden kaleminden düşürmeyen piyonlar.Padişahım çok yaaşa...
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim