• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Kocaeli : 0 °C
  • İstanbul : 10 °C
  • Sakarya : 0 °C

Türkiye’de “iktidar” değil, “muhalefet sorunu” var

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, Türkiye kazasız belasız bir seçimi daha geride bıraktı.

Seçim günü, dişe dokunur hiçbir olayın olmaması, bir kişinin dahi burnunun kanamaması, işin en sevindirici tarafı.

Sonuç, “iktidar partisi” kazandı, “muhalefet partileri” kaybetti.

Kazanan AKP, kaybedenler CHP, MHP ve HDP…

Diğerlerini kaybedenler arasında saymıyorum, onların zaten kazanma ümitleri hiç yoktu.

 

***

 

Neden bu böyle?

AKP, 2002 yılında başladığı yarışta nasıl oluyor da bütün seçimleri açık ara kazanma başarısını gösterebiliyor?

Nasıl oluyor da iki kişiden biri AKP’ye oy veriyor?

Memleketin genel hali, AKP’ye ilgiyi bu noktaya getirecek kadar iyi mi?

Ortalık güllük gülistanlık mı?

Ailelerin, kişilerin hali vakti yerinde mi?

Kazandıkları para, yaşamlarını devam ettirmeye yetiyor mu?

Çocuklarına iyi bir eğitim alabiliyorlar mı?

Huzur ve güvenlik içinde hayatlarını sürdürebiliyorlar mı?

Borçlarını, harçlarını, kredi kartı taksitlerini ödeyebiliyorlar mı?

Kendilerine ve çocuklarına iş bulabiliyorlar mı?

Ya iktisadi işletmelerin, yani şirketlerin ve firmaların durumları?

Ülkemizde kurulan firmaların yüzde 73’üçünün kuruluştan sonraki ilk üç yıl içinde kapandığı bir gerçek.

Kalan firmaların ortalama ömrü ise 12 yıl.

Demek, firmalarımızın yönetim ve mali yapıları pek sağlıklı değil.

İşler kötü gittiğinden, açtıkları “ekmek teknesi” ni kısa bir süre sonra kapatmak zorunda kalıyorlar.

İşlerini çeviremiyor, borçlarını ödeyemiyor, iflas ediyorlar…

 

***

 

Ya toplumsal huzur?

Etnik ve dinsel ayrışma?

Toplumun değişik kesimleri arasında kutuplaşma?

Kavga, baskı, zulüm, hukuksuzluk…

Her şeyin, birinin iki dudağı arasında olması…

Canlı bombaların etrafta cirit atması…

Bütün komşu ülkelerle kavgalı olmamız…

Toplumun üretimden kopup tüketime yönelmesi…

İnternetin yasaklanması…

Telefonların dinlenmesi…

Yargının, “emir alır” hale getirilmesi…

Üniversitelerin, işadamlarının, sivil toplum örgütlerinin sindirilmesi…

Gazete ve televizyonlara el konularak muhalefetin sesinin kısılması…

Dinin istismar edilmesi…

İslam’ın ticarileştirilmesi…

Hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvetin normalleşmesi…

“Baskıcı yönetim” eğiliminin artması…

Yurt dışı etkinlik ve itibarımızın azalması…

Kendileri gibi düşünmeyen hemen hemen her kesimin tehdit edilmesi…

Bütün bunlara “Normaldir” diyebilir miyiz?

AKP pazar günkü seçimlerde yüzde 49 oy aldığına göre, Türkiye’nin bu sorunları yaşamadığı kabul edilebilir mi?

Sorunlar eksilmiyor, hatta artarak devam ediyor, ama AKP girdiği her seçimden zaferle çıkıyor.

 

Önce bir açıklama

Sevgili okurlarım, konuya devam etmeden önce kısa bir açıklamada bulunmak istiyorum.

Elinizde tuttuğunuz gazetenin çizgisi belli.

Biz “bağımsız gazetecilik” yapıyoruz.

Tam 41 yıldır…

Hiçbir siyasi ve ticari kişinin, hiçbir siyasi partinin, hiçbir ticari kuruluşun “vesayeti” altında değiliz.

Hiçbir güç bizi çizgimizden saptıramaz.

“Doğru”nun yanında, “yanlış”ın karşısındayız.

“Haklı” nın yanında, “haksız” ın karşısındayız.

“Mazlum”un yanında, “zalim”in karşısındayız.

“Bu kentin çıkarları” nın yanında, “bu kentin çıkarlarını zedeleyenler” in karşısındayız.

“Bu ülkenin birlik ve beraberliği” nin yanında, “birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyenler” in karşısındayız.

Biz, başkaları gibi gazeteciliği “yağcılık ve şakşakçılık” mesleği olarak kabul etmeyiz.

Doğru olan her haberi yazar ve yayınlar, doğru bildiğimiz her yorumu yaparız.

Bu nedenle de hep başımız dik, alnımız açıktır.

Bütün bunları neden mi yazdım?

Bizi yeterince tanımayanlar, sürekli kentimizdeki ve ülkemizdeki olumsuzlukları yazdığımızdan, bizi muhalif bir siyasi parti mensubu sanabilir.

Daha önce de yazdım, bir kez daha belirteyim…

Ben ve ailemin diğer fertleri, herhangi bir siyasi partiye üye değiliz.

Üye olsak, zaten “bağımsız gazetecilik” yapamayız.

Gazetecinin partisi varsa, “gazeteci” değildir.

Gazete patronunun partisi varsa, o yayın organı “gazete” değil, “parti bülteni” dir.   

Bu dönemde bu kadar olumsuz yazıyorsak, AKP’nin işbaşında olması ve fazla yanlış yapılması nedeniyledir.

Çünkü işbaşında olan, eğer “güç zehirlenmesi” içindeyse, yanlış yapar.

Bize düşen görev de bunları kamuoyuyla paylaşmaktır.

Şundan emin olun, bir başka parti iktidarda olsaydı, belki daha fazla olumsuz yazı çıkacaktı.

Bizim için o parti bu parti olmuş fark etmez.

Bizim için önemli olan, okurlarımızı doğru bilgilendirmek!

“Güçlünün borazanı” veya “birilerinin maşası” olmamak!

Özetle şunu söylemek istiyorum…

Bir kez daha ilan ediyorum…

Bu gazete, çizgisinden sapmadan yoluna devam edecektir.

Doğruları yazacağız.

Yanlışların hep karşısında olacağız.

Şimdi konumuza devam edelim…

 

Bu memlekette “muhalefet sorunu” var

Bu, benim yıllardır savunduğum bir tez!

Eğer ülkemizde iktidar partisi bunca yanlışına rağmen seçim kazanmaya devam ediyorsa, bu durumdan muhalefet partilerini sorumlu tutmak gerekir.

Öyle ya, iktidar partisi en nihayet “Ben buyum” diyor ve yoluna devam ediyor.

Diğer partiler, yeteri kadar muhalefet yapamıyorlar ki, iktidar gücünü sürdürüyor.

İktidarın yanlışlarını halka iyi anlatamıyorlar…

Alternatif öneriler ortaya koyamıyorlar…

Topluma güven veremiyorlar…

Bu nedenle de, AKP sürekli iktidarda, diğerleri sürekli muhalefette!

Halbuki sağlıklı demokrasilerde “güçlü iktidar” kadar “güçlü muhalefet” de gerekli.

Aksi takdirde demokrasimiz “topal ördek”e benzer.

Tıpkı bugünkü gibi…

Özetle, ülkemizde “iktidar sorunu” yok, “muhalefet sorunu” var.

Bu konuya yarın da devam edeceğim.

Bu yazı toplam 1544 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
HAKAN
02 Kasım 2015 Pazartesi 19:51
19:51
Hay ALLAH razı olsun sizden Tanzer bey zaten sizi dinleselerdi bu işler böyle olmazdı.Sakal bırakın belki sizi dinlerler.Sizin Akp ile yaptığınız mücadeleyi muhalfet partilerinin palavracı il başkanları bile yapamadı.Hele her fırsatta Akp karşıtı görülen Aydın Ünlü ve boş işlerden sorumlu Nazif Tannur sadece Kent konutu göndeme getirselerdi daha farklı olurdu.Bu konuda ikisindende tık yok.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim