• BIST 107.840
  • Altın 143,621
  • Dolar 3,5343
  • Euro 4,1419
  • Kocaeli : 25 °C
  • İstanbul : 25 °C
  • Sakarya : 25 °C

TÜRKİYE’NİN KAÇ DOSTU VAR

Ruhittin Sönmez

Almanya’nın parlamentosunda 1915 tehciri “soykırım” olarak tanındı. Bu olay bir kere daha gösterdi ki Türkiye dış politika alanında çok ciddi bir “yalnızlaşmaya” gidiyor.

Yıllardır yazıyorum, bir devletin dış politika başarısı “dostlarını artırıp, düşmanlarını azaltmasıyla” ölçülür.

Nitekim Başbakan Binali Yıldırım 65. hükümetin ilk toplantısında dış politikada izlenecek yeni tutumu “düşmanlarımızın sayısını azaltıp dostlarımızın sayısını artıracağız” şeklinde ifade etti.

İktidar kanadının artık “değerli yalnızlık” kavramını kullanmaması da gösteriyor ki, Türkiye’nin uluslar arası arenada yalnızlaşması kötü bir durumdur, asla “değerli” olamaz.

Yalnızlaşma sadece “can sıkıcı” değildir, “dostunu, düşmanını tanıma” fırsatı verdiği için bir faydası da vardır.

Hacı Bayram Veli’nin, vergiden kurtulmak için etrafını dolduran onbinlerce müridin samimiyetini test ettikten sonra, Padişaha “sadece bir müridim var” diye bildirdiği gibi oldu.

Almanya’nın “Ermeni soykırım tasarısını” tanımasına tek tepki gösteren ülke “kardeş Azerbaycan” oldu.

Azerbaycan ile “bir millet, iki devlet” olduğumuzu tekrar görmek bu can sıkıcı olayın tek olumlu tarafı.

 

 

BEN LAFA DEĞİL İCRAATA BAKARIM

Bir parlamentonun “soykırım tasarısını” onaylaması hukuki olarak “yok hükmündedir” veya “Almanya bize soykırım konusunda ders verebilecek son ülkedir” gibi açıklamaların bize kazandıracağı bir şey yok.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yandaş medyanın iç kamuoyuna yönelik “kanı bozuk” “delikanlı ol, ciğerimi ye” tarzı “Kasımpaşalı tavırlarını” da bir yana bırakınız.

Ermeniler çok düzenli ve sistematik bir çalışma ile uzun vadeli planları için devamlı yeni mevziler kazanıyor. Dünyada halen 29 ülkede (ABD’de 50 eyalette) Ermenilere “soykırım” yaptığımıza dair kararlar alındı. “Soykırımı” tanıyan ülke sayısı hızla artıyor.

Dış politikada başkalarının kararlarına anlık tepkilerle netice alınmaz. Uzun süreli stratejik çalışmalar ve güçlü devlet olmanın gerekliliğini yaparak hedefe ulaşılır.

Görünen o ki, Türkiye bugün dostluğu kaybedilmekten çekinilmeyen bir ülke. Bir başka ifadeyle, “Türkiye’yi kızdırmanın maliyeti ağır olur” düşüncesi kalmamış.

3 milyon Türk’ün yaşadığı Almanya’da dahi bir lobi faaliyeti başaramamış, dış politikada beceriksiz, etkisiz ve silik bir devletin içeride efelenmesinin hiçbir faydası olmaz.

“1915’de Türkiye Ermenilere soykırım yapmıştır” diyen Yasin Aktay’ları, Yıldıray Oğur’ları, Hilal Kaplan’ları, Markar Eseyan’ları baş tacı eden AKP ve Saray’ın bugün Almanya’ya gösterdiği kabadayıvari tepkisi anlamsız ve faydasızdır.

 

 

AZERBAYCAN’DA KARDEŞLİK PROJELERİ

Bu yıl bir ay arayla ikinci defa gittiğim Azerbaycan izlenimlerimi ayrıca yazacağım. Ancak öncelikle bu seyahatlerime sebep olan iki projeden bahsetmek istiyorum.

Nisan ayında Azerbaycan'ın Devlet Dram Tiyatrosu’nun Türkiye’nin en doğusundan, en batısına kadar 15 ilde oynadığı 3 tiyatro oyunu bir başlangıç oldu. Azerbaycan topraklarında Ermenilerin yaptığı soykırımı anlatan Soykırım Tarihinin Destanı”, Mustafa Kemal ve Kazım Karabekir Paşalar ekseninde Kurtuluş Savaşımızın Erzurum Kongresi dönemini anlatan “Cumhuriyetin İlk Sedası” ve Azerbaycan’ın kurucu Umum Milli Lideri Haydar Aliyev’i anlatan “Nurlu Ömrün Anları” isimli eserler izleyicilerde çok derin izler bıraktı.  Azerbaycan’lı sanatçıların kendi şiveleriyle oynadıkları oyunlarda, oyuncular ile seyirciler arasındaki duygu aktarımı müthişti.

Azerbaycan Irevan Devlet Dram Tiyatrosu'nun direktörü İftihar Piriyev ile Anadolu Aydınlar Ocağı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Öztek’in başlattığı ve Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteklediği bu proje genişletiliyor.

Kırımlı büyük fikir adamı İsmail Gaspıralı’ın “dilde, fikirde, işte birlik” ülküsü çerçevesinde iki kardeş toplum/devlet arasında uzun vadeli stratejik bir projeye dönüşüyor.

Türkiye ve Azerbaycan arasında “Kültür ve Sanatta Dev Kardeşlik ve Candaşlık Projesi” adı verilen proje kapsamında farklı alanlarda işbirliği imkanları yaratılıyor.

Azerbaycan’da “Terhis Olunmuş Harpçilerin Gençleri Maariflendirme İçtimai Birliği” Başkanı Emin Hesenli başkanlığında Azerbaycan’lı gazilerden oluşan bir heyet Şubat’ta Türkiye’ye geldi. Bu heyet Ankara’da siyasi parti liderleri dahil önemli görüşmeler yaptı. Daha sonra bu heyetle birlikte İstanbul Muharip Gaziler Derneği’ni ziyaret ettik. Bu samimi ziyaret sonrasında Türkiye gazilerinden bir heyeti Azerbaycan’a davet ettiler.

Gazilerimizin 28 Mayıs’ta başlayan ve 5 gün süren Azerbaycan (Bakü/Gence) seyahatinde E. Albay Prof. Dr. İbrahim Öztek ve Kıbrıs Milli Mukavemet Teşkilatının Kurucusu ve Kıbrıs Türk Barış Harekatının komutanlarından E. Tümgeneral Cumhur Evcil ile İstanbul Muharip Gaziler Derneği Başkanı E. Albay Ahmet Kendigel başkanlığındaki on kişilik heyet ile birlikte olduk.

Valilik, askeri birlikler, üniversiteler, dernekler, Haydar Aliyev’in kabri gibi resmi ziyaretler ile konferansların önemli bir kısmında Türkiye ve Azerbaycanlı gazilerle beraber olduk. Ayrıca İftihar Piriyev ve Azerbaycan Aydınlar Ocağı Başkanı Vugar Qadirov daima bizlerle birlikte oldular.

Bu türlü münasebetlerin her alanda geliştirilmesi sadece birbirimizi daha iyi tanımamız için değil, aynı zamanda uzun vadeli çıkarlar açısından da önemli olduğu şüphesizdir.

 

 

ULUSLARARASI FORUM

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığının desteklediği bir başka proje ise “İşgale, Teröre ve Asılsız İddialara Karşı Beynelhalk (uluslararası) Forum.”

Başkanlığını “Azerbaycan Qarabağ Azadlıq Teşkilatı” Başkanı Akif Nağı’nın yaptığı foruma Azerbaycan, Türkiye, Gürcistan, Rusya, İran, Kazan’dan heyetler katılıyor.

Forumun Azerbaycan’ın Gence şehrinde yaptığı üçüncü toplantısına ben de iştirak ettim.

Zamanla genişletilmesi planlanan bu forumla Karabağ gibi uluslararası hukuka aykırı olarak işgal edilmiş bölgelerin durumu ve terör belasına karşı uluslararası farkındalık yaratmak, işbirliği imkanları geliştirmek, asılsız Ermeni iddialarına karşı ortak bir tavır alınmasına çalışmak hedefleniyor. Bu arada asılsız iddiaların gölgesinde kalan ve çoğunluğu Türk ve Müslüman toplumlara uygulanan gerçek soykırımları dünya kamuoyuna taşımak isteniyor.

Bütün bu işlerin resmi kurumlar yerine Hükümet Dışı Teşkilatlar (Sivil Toplum Kuruluşları) vasıtasıyla yapılması kamuoyu oluşturmak açısından önemli.

Bu türlü çalışmaların uzun vade sürdürülmesi halinde etkili ve başarılı olacağı muhakkaktır.

Türkiye Cumhuriyeti devleti de çok önceden benzeri çalışmaları başlatmış veya teşvik etmiş olsa idi herhalde Ermeni Diasporası karşısında bu kadar başarısız kalmazdık.

 

Bu yazı toplam 1380 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim