• BIST 82.132
  • Altın 148,060
  • Dolar 3,8153
  • Euro 4,0743
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • Sakarya : 3 °C

Türkiye’nin kırmızı çizgisi kaldı mı?

M.Tanzer Ünal

 

                        

Abidin Aydoğdu’nun aşağıdaki görüşleri çok hoşuma gitti, sizlerle paylaşmak istedim.

“CUMHURİYETİMİZ kurulurken Atatürk’ün etrafındaki bazı uçuk akıllılar Mustafa Kemal’e önerilerde bulunurlar.

Bir grup der ki: “İngiliz mandası olalım”, diğer grup da buna itiraz eder: “Alman mandası olalım”.

Mustafa Kemal tartışmaları izler, elini masaya vurur, “Efendiler” der, “biz bağımsız bir devlet kuracağız”.

Sonrasını biliyorsunuz, o devlet Türkiye Cumhuriyeti olur.
Yıl 1936, yer Çankaya Köşkü, Atatürk dış basını izlerken Le Monde’un başlığı görür. İtalyanların faşist diktatörü Mussolini, Antalya’nın görüş alanları içinde olduğunu söyler.

Atatürk, Kılıç Ali’yi çağırır, “Yarın Köşk’te yabancı diplomatlara yemek vereceğim” der. Kılıç Ali olağanüstü bir durum olduğunu anlar, “Hayrola Paşam bir şey mi oldu?” Atatürk’ün cevabı nettir: “Yarın akşam görürsün.”

Resepsiyonun verildiği akşam Atatürk elinde Le Monde gazetesiyle girer, doğrudan İtalyan Büyükelçisi’ne yönelir ve gazeteyi gösterip elçiye sorar: “Bu haber doğru mu?” Elçi mırın kırın eder zayıf bir sesle “Evet ekselansları” der.

Bunun üzerine Atatürk der ki: “Şimdi derhal elçiliğinize gidiniz ve Mussolini’ye şu mesajımı iletiniz, Antalya yerinde duruyor, gelip alsın. Eğer bunu yapmazsa onu dünyanın en korkak lideri ilan edeceğim.” İtalyan büyükelçisi şaşkındır. “Ekselansları bu bir savaş ilanıdır” der. Atatürk’ün cevabı nettir “Evet aynen öyle”. Bu yaşanmış olayın sonucu ne olmuştur?

Yaklaşık 3 saat sonra İtalyan Büyükelçisi Atatürk’ün yanına gelir. “Ekselansları” der, “yanlış anlaşılma var”. Atatürk elçinin lafını keser, “Bu yanlış anlaşılma 48 saat içerisinde Le Monde gazetesinde yayınlanacak” der ve yayınlanır. 13 senelik Türkiye Cumhuriyeti’nin kararlılığıdır bu.

Suudi Araplar peygamberimizin mezarında yer değişikliği yapmak ister. Bunu öğrenen Atatürk, Suudi Arabistan Kralı’na telgraf çeker. “Peygamberimizin mezarının tek taşıyla oynarsanız Türk ordusu güneye iner.” Suudiler tek taşla oynayamaz.

Sene 1964, Kıbrıs’ta sorun var. ABD Başkanı, İnönü’ye mesaj gönderir ve Türkiye’yi tehdit eder. İsmet İnönü hemen cevap verir: “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye o dünyadaki yerini alır.” Amerikalılar mesajı geri çeker.
Türk savaş uçakları Kıbrıs’ı bombalar.
Sene 1974, Türkiye Kıbrıs’a çıkarma kararı alır. ABD ve İngiltere buna şiddetle karşı çıkarlar. 20 Temmuz sabahı Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs’a çıkarma yapar.

Deniz, karasularını ve hava sahasını Türk bayrağı taşıyanların dışındaki bütün ülkelere yasaklar, herkes bu yasağa uyar. Yunan kuvvetleri bir girişimde bulunur ve Yunan savaş uçağı anında vurulur.”

 

                                               Bir de bugünkü halimize bakın!

                                                                  *******

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren devlet, “kırmızı çizgiler” konusunda gereğini yapmış.

Hiç tereddüt etmeden…

Anında…

Ne gerekiyorsa…

Bir de bugünkü halimize bakın!

Kendi topraklarımızda, kışladaki bayrağımızı indiriyorlar…

Hafiften bir dayılanma, gerisi yok.

Musul’daki konsolosluğumuz basılıyor, Türk Bayrağı indirilip eşkıya bayrağı çekiliyor, çalışanlar esir alınıp bilinmeyen bir bölgeye götürülüyor, aradan 15 gün geçiyor, hâlâ bir sonuç yok!

Doğu Anadolu’da…

Güneydoğu Anadolu’da…

PKK’nın yol kesmesi, adam kaçırması, karakol yapımını engellemesi, adam öldürmesi, adam kaçırması artık sıradan olaylar.

Özetle…

Devlete karşı işlenen suçlar, devletin kırmızı çizgisi olmaktan çıktı.

Herhalde bu suçlar artık, “devleti yıkma özgürlüğü” kapsamına alındı.

Anlayacağınız, “demokrasi budalası” olduk.

Yapmadıklarını bırakmıyorlar…

Yüzümüze tükürüyorlar…

Ağzımıza bilmem ne yapıyorlar…

Yarabbi şükür, diyoruz.

Bir cumhuriyetin ilk yıllarına, bir de bugünkü halimize bakın!

 

 

 

 

Ramazan ekonomisi…

                   ******

Az kaldı…

28 Haziran Cumartesi, Ramazan’ın ilk günü.

Hazırlıklar tamam.

TV kanalları, Ramazan ayı boyunca program yapacak ilahiyatçılarla anlaşmalarını yaptılar.

Biz oruç tutacağız, televizyoncu ilahiyatçılar keselerini dolduracaklar.

En yüksek ücreti kim alacak biliyor musunuz?

Nihat Hatipoğlu…

ATV’den program başına, yani günde 20 bin lira alacak.

Ayda etti mi 600 bin lira.

Karamürselli meşherimiz Tasavvuf Musikisi Sanatçısı Ahmet Özhan ise yine aynı kanalla günlük 15 bin liraya anlaştı.

Mustafa Karataş ise Show TV’den ayda 400 bin lira alacak.

Nasıl, hocalarımızın Ramazan kazancı iyi değil mi?

Ben Ramazan ekonomisi üzerine ekonomi tanımam.

 

 

        


 

Bu yazı toplam 1005 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim