• BIST 83.048
  • Altın 147,105
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • Sakarya : 3 °C

Tüysüzler sorununu acaba OHAL çözebilir mi?

M.Tanzer Ünal

Dün bir okurum telefon etti, aynen bunları söyledi…

“Tanzer Bey, Tüysüzler sorunu Türkiye olağan haldeyken halledilemedi, ne dersiniz, bu sorunu acaba OHAL, yani olağanüstü hal çözebilir mi?”

Şaştım kaldım.

Vatandaşın yaklaşımını görüyor musunuz?

Bir düşündüm, telefonun öbür ucundaki okurum haklı.

“Tüysüzler olayı”ndan bu yana tam 25 ay geçmiş.

Tefeci-kuyumcu Tüysüz kardeşler, vatandaşlardan topladıkları kilolarca altın ve milyonlarca lirayla, 27 Haziran 2014'te ortadan kaybolmuşlardı.

Bugün ise 2 Ağustos 2016…

Tüysüz kardeşlere para ve altın kaptıran mağdurlar perişan, Tüysüz kardeşler ise sanki hiçbir şey olmamış gibi ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar.

 

 

İsterseniz o olayı bir hatırlayalım

                                            

İzmit’te kuyumculuk yapan Tüysüz kardeşler, 27 Haziran 2014 tarihinde, müşterilerinden topladıkları altın ve paralarla ortadan kaybolmuşlardı.

Bunun üzerine Sarraf Tüysüzler’den para ve altın alacağı olan 636 kişi, emniyet ve savcılığa giderek şikâyetçi olmuştu.

Bunun üzerine aranmaya başlanan Cemalettin Tüysüz, Yüksel Tüysüz, Cengiz Tüysüz ve Turgut Tüysüz bir süre kaçtıktan sonra teslim olmuşlar, sorgularından sonra tutuklanmışlar, bir süre tutuklu kaldıktan sonra “Borçlarımızı ödeyeceğiz” deyince serbest bırakılmışlardı.

Serbest bırakıldıktan sonra uzun süre kendilerinden haber alınamamıştı.

Bu arada savcılık soruşturmasını tamamlamış ve Tüysüz kardeşler hakkında “dolandırıcılık”, “görevi kötüye kullanma” ve “Bankacılık Yasası’na muhalefet”ten Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açmıştı.

636 müştekinin bulunduğu davanın ilk duruşması, 19 Kasım 2014’te, Kocaeli 3.Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlamıştı.

Duruşmaya “can güvenlikleri olmadığı” gerekçesiyle Cemalettin Tüysüz, Yüksel Tüysüz, Cengiz Tüysüz, Turgut Tüysüz ve Turgay Tüysüz katılmamışlardı.

Sanık avukatları, Tüysüz kardeşlerin ifadelerinin “talimat yoluyla” alınmasını talep etmiş, bu talep de mahkeme heyeti tarafından kabul edilmişti.

                                                      

İzmit’i terk ettikten sonra, Tüysüz kardeşlerin bulundukları yer konusunda değişik söylentiler çıkmıştı.

“Antalya’da diyenler olmuştu…

“İstanbul’da” diyenler olmuştu…

Ankara’yı işaret edenler olmuştu…

Tüysüz kardeşlerin talimatla ifadeleri alınacaktı, ama hangi şehirde?

İz sürmüş, Cemalettin Tüysüz ile Cengiz Tüysüz’ün izine Ankara’da rastlamıştık.

23 Ocak 2015 Cuma sabahı saat 9.30…

Cemalettin Tüysüz ile Cengiz Tüysüz, Ankara Adliyesi’ne iki avukatıyla birlikte gelmişler, 6.Ağır Ceza Mahkemesi’nde ifadelerini vermişlerdi.

İfadelerinde neler söylemişlerdi?

*”Biz tefecilik yapmıyoruz…”

*”Biz komisyonculuk yapmıyoruz…”

*”Bizim borcumuz da var, alacağımız da var.”

*”Borcumuzu ve alacağımızı kartlara yazıyoruz.”

*”Piyasada dolaşan kartların bazıları doğru, bazıları sahte.”

*”Ailemizin büyüğü Adem Tüysüz intihar edince sıkıntıya girdik, bu nedenle İzmit’i terk ettik.”

*”Mallarımızı satıp borcumuzu ödemek istiyoruz. Ancak malların hepsinin üstünde haciz var. Bütün alacaklılar haciz koymuş. Bu nedenle satamıyoruz…”

Her ikisinin de ifadeleri yukarıdaki gibiydi.

                                                       

Verdikleri sözleri tutmadılar…

Tüysüz kardeşler, olaydan sonra yakalanıp tutuklanmışlar, daha sonra serbest bırakılmışlardı.

Neden serbest bırakılmışlardı?

“Tutukluluk halimiz devam ederse, borçlarımızı ödeyemeyiz. Bizi serbest bırakın, mağdurların borçlarını ödeyelim” dedikleri için…

Daha sonra Ankara’da talimatla ifadeleri alınmıştı.

Ne demişlerdi ifadelerinde?

“Biz tefeci değiliz. Biz komisyoncu değiliz… Borcumuz da var, alacağımız da… Mallarımızı satıp borcumuzu ödeyeceğiz…”

Yani mahkeme önünde söz vermişlerdi, ikinci kez, “Borcumuzu ödeyeceğiz” demişlerdi.

Son söz verişlerinden bu yana 20 ay geçti…

Borçlarını ödediler mi?

Borçlarını ödemek için bir gayretleri oldu mu?

Mağdurların feryatları devam ettiğine göre, olmadı…

                                                                      

Ödedik, ödüyoruz diyerek mağdurları kandırıyorlar mı?

Tüysüz kardeşler, ara sıra gazetelere açıklama gönderiyorlar...

“Borçlarımızın büyük kısmını ödedik, geri kalanını da yakında ödeyeceğiz” diye…

Ancak şimdiye kadar bir mağdur ortaya çıkıp da “Evet, ben paramı-altınımı aldım” demedi.

Şikâyetler azalmadı, aksine arttı.

Geçenlerde arayan bir mağdur avukatı, “Tanzer Bey, bunlar bu tür açıklamalar yaparak mağdurları oyalıyorlar. Ödeme yaptıkları filan yok. Yaptılarsa, kimlere yaptılar, ne kadar yaptılar açıklasınlar” dedi.

Avukat haklı.

Açıklamalarının ötesinde, yaptıkları ödemelerin listesini davanın görüldüğü mahkemeye sunsunlar.

Dosyaya girsin, ödeme varsa mahkeme de bilsin.

“Ödeme yapıyoruz” sözü belgeleriyle dosyaya girsin.

 

 

636 mağdurun durumu perişan

                           

Tüysüz mağdurlarının telefon etmedikleri, faks çekmedikleri, mail atmadıkları gün yok.

Öyle hikayeler var ki, insanın içi burkuluyor.

Rakamlar da çok yüksek.

100 bin Dolar…

200 bin Euro…

800 bin Lira…

15 kilo altın…

Düşünsenize, dava dosyasında 636 müşteki var.

Utancından şikâyetçi olmayanların sayısının, şikâyetçi sayısının en az iki misli olduğu konuşuluyor.

 

 

Şimdi bütün ümitleri OHAL’de

                                   

Tüysüz mağdurlarının şikâyetleri şu noktalarda toplanıyor:

*Biz mağduruz… Paralarımızı, altınlarımızı alıp kaçtılar, bizi dolandırdılar.

*Borçlarımızı ödeyeceğiz dediklerinden serbest bırakıldılar, ama 2 yılı aşan süre içinde tek kuruş borç ödemediler. Mahkemeyi de aldattıklarına göre bu kişiler şimdi tekrar tutuklanmalı.

*Üç kuruş beş kuruş dolandıran garibanlar tutuklanıyor da, milyonlarca lira ve kilolarca altın dolandıranlar neden tutuklanmıyor?

*Tüysüz kardeşleri kimler koruyor?

*Duruşmalar uzadıkça, adalete olan güvenimiz sarsılıyor.

Ve dün telefon eden okurumun söyledikleri…

“Tüysüzler sorununu şimdiye kadar olağan hal çözemedi, acaba olağanüstü hal, yani OHAL çözebilir mi?”

Anlatmaya çalıştım, OHAL’in yargıya intikal etmiş benzer sorunlarla ilgilenemeyeceğini söyledim, ama okurum ısrarını sürdürdü.

“Tanzer Bey, siz hele bir yazın, bizlere acıyıp ilgilenen biri mutlaka çıkar.”

İşte yazdım…

Bu arada belirteyim, Tüysüz kardeşlerle ilgili davanın bundan sonraki duruşması 11 Ekim’de…

 

 

 

Ömer Akın’ın “Tosbit Dağı”…

                              

Dün sabah Suat Özdemir aradı.

Aydili Sanat Derneği Başkanı…

“Uygunsanız Ömer Akın’la birlikte size uğramak istiyoruz” dedi.

Beklediğimi söyledim.

Geldiklerinde, gazetemizin yazarı, sevgili dostum Ruhittin Sönmez’le birlikteydik.

Tanışıyorlarmış…

Sohbete dörtlü devam ettik.

                                   

Suat Bey’in elinde bir poşet…

İçinden iki dergi, üç kitap çıkardı.

Dergiler, Aydili’nin son iki sayısı.

Kitaplar…

*Ömer Akın’ın “Tospit Dağı” adlı romanı…

*Gönül Balkır’ın “Gün İçen” isimli öykü antolojisi…

*Lale Tığ’ın “Aleve Mey Değince” isimli şiir kitabı…

Ömer Akın’ı kutladım, Tosbit Dağı’nı şöyle bir karıştırdım.

Eski adı Armaş olan Akmeşe ile ilgili bir roman.

Kitabın sonunda Akmeşe’den tarihi fotoğraflar var.

İlk fırsatta okuyacağım.

  

Bu yazı toplam 1813 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim