• BIST 104.918
  • Altın 147,092
  • Dolar 3,4930
  • Euro 4,1820
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 23 °C
  • Sakarya : 13 °C

Tüysüzler’i arka kapıdan, KOTO Başkanı’nı ön kapıdan...

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, bugün sizlere bir haksızlığı, bir eziyeti örnek vererek anlatmak istiyorum.

Amacım kimseyi suçlamak değil, bir uygulamadaki yanlışlığı ortaya koymak.

Sizi önce 8 Temmuz 2014 tarihine götürmek istiyorum.

İki yıl öncesine…

O tarihte, Kocaeli halkının kilolarca altınını ve milyonlarca lirasını dolandıran Tüysüz kardeşler, emniyetteki sorguları tamamlandıktan sonra polis tarafından adliyeye getirilecekti.

Olay büyüktü, dolandırılan tam 636 kişi savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu.

Gazete ve televizyon temsilcileri, Tüysüz kardeşlerin (Cemalettin, Yüksel, Cengiz, Turgut) adliyeye getirilişlerini görüntülemek için saatlerce adliye sarayı önünde beklediler.

Geldiler, geliyorlar, saatler geçti…

Bir de öğrendiler ki, polis, Tüysüz kardeşleri çoktan getirmiş ve arka kapıdan adliye binasına sokmuştu.

Kimseye göstermeden…

Büyük bir gizlilik içinde…

Adliye binası içinde görüntü almak da yasak olduğundan, gazeteciler, milleti dolandıran Tüysüz kardeşleri “polisler arasında” görüntüleyememişti.

Gazete arşivlerinde böyle bir fotoğraf yok!

636 kişiyi dolandırdılar, halen ağır ceza mahkemesinde yargılanıyorlar, ama kendileriyle ilgili hiçbir “adli fotoğraf” bulunmuyor.

Ne emniyete girerken, ne emniyetten çıkarken…

Ne hastaneye sağlık kontrolü için getirilip götürülürken…

Ne de biraz önce anlattığım gibi, adliye binası önünde…

Polis isteseydi…

Daha doğrusu kendilerine öyle talimat verilmiş olsaydı…

Tüysüz kardeşler, defalarca “polisler arasında” görüntülenebilirdi.

Korundular, bu tip bir görüntüye fırsat verilmedi.

Tüysüz kardeşlere kelepçe takılıp takılmadığı da meçhul!

 

 

ice11-042.jpg

 

Gelelim son olaylara

Köşeme tekrar aldığım şu fotoğrafa dikkatlice bakar mısınız?

Bu fotoğraf, önceki gün adliye sarayının önünde çekildi.

Her gün binlerce kişinin girip çıktığı ana kapının önünde…

Ortadaki, 14 bin üyesi bulunan Kocaeli Ticaret Odası’nın Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özdağ.

O bir işadamı.

Kaç şirketi var bilmiyorum, ama otomotiv, iletişim ve inşaat alanlarında işleri var.

Eli kelepçeli, görünmesin diye üstünü örtmüş.

Sağında ve solunda birer polis…

O anda adliyeye gelen giden yüzlerce vatandaş, kendilerini izliyor.

Gazeteciler durmadan deklanşöre basıp fotoğraf çekiyorlar.

Anlayacağınız…

Polisler, 636 kişiyi dolandıran Tüysüz kardeşleri, fotoğraf çekmemeleri için gazetecilerden korurken…

KOTO Başkanı Murat Özdağ’ı, halka ve gazetecilere göstere göstere elleri kelepçeli adliye binasına getirdiler.    

Rencide ettiler…

Eziyet ettiler…

Bence, ayıp ettiler!

Haklarında 636 dolandırıcılık şikâyeti bulunan Tüysüz kardeşleri basından korudular…

KOTO Başkanı Murat Özdağ’ı elleri kelepçeli basının önüne attılar.

Bu olay, toplum vicdanında yara açtı.

Bundan emin olun!

 

 

Ve en son terane!

 

Bıkmadılar, usanmadılar.

Yeni bir anlatım tarzı bulamadılar.

Her “çok ölümlü” terör olayından sonra aynı ifadeleri kullanıyorlar.

Hep aynı terane!

*Şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak.

*Misliyle ödeteceğiz.

*Terörün kökü er ya da geç kazınacak.

*Bıçak kemiğe dayandı, affetmeyeceğiz.

*Hainler, döktükleri kanın bedelini mutlaka ödeyecekler.

*Terörle mücadelede sonuna kadar gidilecek.

*Türkiye, bu terör canavarına asla boyun eğmeyecek.

*Hainler hesap verecek.

Yıllardır bu tepki ifadelerini dinliyoruz.

Ve İstanbul’daki 11 ölümlü olaydan sonra bu teranelere bir yenisi eklendi:

*Terörle mücadelemiz kıyamete kadar sürecek.

Eyvah, eyvah!

Eyvah ki, ne eyvah!

“Kıyamete kadar” dediklerine göre, bu güzel ülkem sittin sene terörle boğuşup duracak mı?

Yani ne demek istiyorsunuz, terörün sonu gelmeyecek mi?

 

 

Siz susun, o konuşacak

 

Sadece bir gün değil, her gün aynı.

Televizyon kanalları artık seyredilmez oldu.

En azından benim için öyle.

Benim gibi düşünenlerin sayısının da her geçen gün arttığını sanıyorum.

Ne cumartesi kaldı, ne pazarı.

Salı akşamı…

TV kanallarında, genelde saat 9’dan sonra başlayan tartışma programlarını tarıyorum.

Gündem yoğun, tartışılacak program çok.

Hep bildik konular…

Son terör olayları…

Başkanlık sistemi…

Baktım, Haber Türk’te Fatih Altaylı “seri katil” konusunu işliyor.

Diğerlerinden gınağa geldiği için biraz izleyeyim dedim.

On dakika geçti geçmedi, Fatih Altaylı “Mecburi yayın nedeniyle programa ara veriyorum” dedi, sözünü bitirir bitirmez de naklen yayına geçildi.

“Mecburi yayın” dediği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir iftar yemeğinde konuşması…

İftar yemeği şehit yakınları için düzenlenmiş.

Yine esip gürlüyor.

Yine içeriye ve dışarıya tehditler savuruyor.

Kanal değiştirmek istedim, denediğim her kanalda karşımda yine o!

Demek, tüm tartışma programlarına davet edilen konuşmacılara, “Siz konuşmayın, o konuşacak” denmiş.

Tüm kanallarda Erdoğan konuşuyor.

Sonunda kurtuluşu, seyahat kanalı İZ TV’de ve yemek tarifi yapan yerli ve yabancı kanallarda buldum.

Sanırım sizler de aynı şeyi yapıyorsunuzdur.

Eskiden, Demirperde ülkelerine gittiğimde, tek kanallı televizyonlarda sürekli tek bir kişinin konuştuğunu görür, o ülke vatandaşları için üzülürdüm.

Şimdi de bize başkaları üzülüyor.

Geldiğimiz nokta burası.

 

 

 

Orucu ne bozar, ne bozmaz?

 

Kendimi bildim bileli bu konu tartışılır.

Her Ramazan öncesi Diyanet İşleri Başkanlığı’na sorular sorulur, cevaplar alınır.

Ama yine de orucu nelerin bozduğu nelerin bozmadığı bir türlü netleşmiş değil.

Tartışılıp durur…

*Sakız çiğnemek, orucu bozar mı?

*Krem sürmek, parfüm kullanmak, orucu bozar mı?

*Gül koklamak, orucu bozar mı?

*Diş fırçalamak, orucu bozar mı?

Uzayıp gidiyor.

Geçenlerde bir mail aldım.

Gölcüklü bir okurumdan…

Diyanet İşleri Başkanlığı’na sormuş…

*Hırsızlık yapmak, orucu bozar mı?

*İftira atmak, orucu bozar mı?

*Devlet malına el uzatmak, orucu bozar mı?

*İnsanları aşağılamak, orucu bozar mı?

*Rüşvet almak, orucu bozar mı?

*İhaleye fesat karıştırmak, orucu bozar mı?

*İsraf, orucu bozar mı?

*Yalan söylemek, orucu bozar mı?

*Küfretmek ve hakaret etmek, orucu bozar mı?

*Kalp kırmak, orucu bozar mı?

*Anne olmayan kadınları yarım görmek, orucu bozar mı?

*Kadın dövmek, orucu bozar mı?

*Hak yemek, orucu bozar mı?

*Adaletsiz davranmak, orucu bozar mı?

*Yetim hakkı yemek, orucu bozar mı?

Okurum Diyanet İşleri Başkanlığı’na bu soruları sormuş, ama şimdiye kadar cevap alamamış.

Siz ne dersiniz, okurumun bu söyledikleri orucu bozar mı bozmaz mı?

    

Bu yazı toplam 2893 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim