• BIST 104.123
  • Altın 145,814
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Kocaeli : 12 °C
  • İstanbul : 20 °C
  • Sakarya : 14 °C

Tüysüzzedeler’in derdine çare yok mu?

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, biliyorsunuz kentimiz 26 Haziran 2014 tarihinde büyük bir “Tüysüzler felaketi” yaşamıştı.
Yıllarca İzmit’te “tefeci-kuyumculuk” yapan Tüysüz kardeşler, o tarihte milletin milyonlarca lira parasını ve kilolarca altınını alarak kaçmışlardı.
Tasarruf ettikleri paraları ve sahip oldukları altınları “Sarraf Tüysüzler”de “işleten” vatandaşlar, o gün sabah çarşıya indiklerinde, kuyumcu mağazasının boşaltıldığını ve Tüysüz kardeşlerin “tüydüğünü” gördüler.
Para ve altınlarını kuyumcularda değerlendiren kesimde ve kuyumcularda tam bir panik yaşanıyordu.
Tüysüz kardeşler, nereye kaçmışlardı?
Yanlarında kaç kilo altın, kaç milyon lira götürmüşlerdi?
Tüysüz kardeşlere, kimler para kaptırmıştı?
Yani, “felaketin boyutu” neydi?
Derken alacaklılar, emniyete ve savcılığa akın etmeye başladı.
Ellerinde dilekçe, suç duyurusunda bulunmak için kuyruk oluşturdular.
Dilekçelerde belirtilen para ve altın rakamları korkunçtu.
50 bin liradan başlıyordu, milyona kadar çıkıyordu.
300 bin Euro, 500 bin dolarını kaptıranlar vardı.
Ya altınlar…
Üç bilezik, beş bilezik… Toplamda kilolarca altın!

 

Binlerce mağdurdan 636’sı suç duyurusunda bulundu

Tüysüz kardeşler, Türkiye’nin her tarafında aranmaya başlamıştı.

Yurt dışına çıkmalarının engellenmesi için de sınır kapılarına talimat gönderilmişti.
Suç duyurunda bulunanların ardı arkası kesilmiyordu.
Mağdur sayısı binlerle ifade ediliyordu, ancak pek çok kişi “reklam olmamak için” şikâyetçi olmuyordu.
İşin ucunda konu komşuya, eşe dosta rezil olmak vardı.
Bazıları, siyasetin içindeydi.
Bazıları, devlet yönetiminde önemli mevkilerde…
Bunlar ortaya çıkıp, nasıl “Biz de para ve altınlarımızı kaptırdık” diyebilirlerdi?
Çoğu ortaya çıkmadı, buna rağmen emniyet ve savcılığa suç duyurusunda bulunanların sayısı 636 olmuştu.
Bu bir rekordu.
O tarihe kadar, bir olayla ilgili bu kadar fazla kişi suç duyurusunda bulunmamıştı.


“Borçlarımızı ödeyeceğiz” deyince serbest bırakıldılar

Milletten topladıkları para ve altınlarla 26 Haziran 2014 tarihinde ortadan kaybolan Tüysüz kardeşler, 13 gün sonra, yani 9 Temmuz 2014’te yakalanıp tutuklandılar.

9 gün cezaevinde kaldılar, “Borçlarımızı ödeyeceğiz” deyince, 18 Temmuz 2014 tarihinde serbest bırakıldılar.
Cezaevinden çıktılar, yine kayboldular.
O tarihten bugüne, kendilerini yine gören eden yok!
İlk aylarda, arayan alacaklıların telefonlarına çıkıyorlardı, daha sonra “ulaşılamaz” oldular.
Alacaklılara verdikleri hiçbir sözü yerine getirmediler.
Kimseye ödeme yapmadılar.
Sahip oldukları 33 parça gayrimenkulün hepsi, ipotekli olduğundan bankalar tarafından satıldı.
Bu arada suç duyurularını değerlendiren savcılık, ağır ceza mahkemesinde dava açtı.
Tüysüz kardeşlere isnat edilen suçlar; dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve bankacılık kanununa muhalefetti.
Dava, 3.Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.


Alacaklılar, çok bunalmış durumda

Sevgili okurlarım, gün geçmiyor ki, bir “Tüysüzzede” telefon etmesin!
Her gün mutlaka bir iki kişi arıyor…
*“Tanzer Bey, bizim derdimizi en çok siz yazdınız. Halimizi biliyorsunuz, bir gelişme var mı?”
 *“Bunlar milleti enayi yerine koydular, paraları alıp gittiler…”
*“Bizim halimiz ne olacak?”
Söyledikleri bunlar.
Tabii, arada özellerini de anlatıyorlar…
Kocalarından habersiz altınlarını götürüp Tüysüzler’e veren kadınlar…
“İşyerinde kasada saklayacağım” deyip eşinin altınlarını Tüysüzler’de işleten kocalar…
Veya…
Faizi haram kabul ettiğinden, paralarını Tüysüzler’de “kâr payı”na yatıranlar…
Çoluk çocuğunun eğitim paralarını çoğalsın diye Tüysüzler’e teslim edenler…
Hac ve umre için biriktirdikleri paraları Tüysüzler’de tutanlar…
Tüysüzler’i bankalardan daha sağlam bulanlar…
Her telefon edenin ayrı bir hikâyesi var.


Davanın biran önce sonuçlanmasını istiyorlar

Gelerek veya telefon ederek dertlerini anlatanların ortak görüşü şu:
*Tüysüz kardeşler, serbest bırakıldıkları için borç ödemede umursamaz davranıyorlar. Serbest bırakılmasalardı, işi ciddiye alırlardı.
*Kaçarlarken, yanlarında kilolarca altın ve milyonlarca lira para götürdüler. Şimdi bu altın ve paralarla keyif çatıyorlar.
*Biran önce davanın sonuçlanmasını bekliyoruz. Ya paramızı ödesinler, ya da cezalarını çeksinler.


Söz verdik, yazmaya devam ediyoruz

Sevgili okurlarım, Tüysüzler olayını en başından beri ciddiyetle ve düzenle yazan gazete biziz.
Olay patlak verdiğinde, Tüysüz mağdurlarının hep yanlarında olacağımıza söz vermiştik.
Sözümüzde duruyoruz…
Gelişmeleri okurlarımızla paylaşmaya devam edeceğiz.

 

PKK ve IŞİD, terör örgütü mü, değil mi?

Bana göre, her ikisi de terör örgütü.
Ama ülkemizde PKK için de, IŞİD için de “Terör örgütü değildir” diyenler var.
Hem de AKP içinden!
Hem de o isim, bir milletvekili!
Orhan Miroğlu…
AKP’nin Mardin’den listesine alıp parlamentoya gönderdiği kişi!
Miroğlu’nun, televizyon ekranlarından bastıra bastıra söylediği, “PKK bir terör örgütü değildir… Hatta IŞİD de bir terör örgütü değildir” sözleri hâlâ kulaklarımda çınlıyor.
Demek istediğim şu:
AKP, terörle mücadeleye kendi içinden başlasa!

 

“Düşman yaratarak” siyaset yapmak…

Artık şu kesin!
Bir şeye, bir düşünceye saldıracaksanız…
Hukuk dışı, akıl dışı, insanlık dışı bir eylem peşindeyseniz…
Siyasette başarılı olmak istiyorsanız…
Bir yerlere adaysanız…
Unutmayın, mutlaka “düşman”a ihtiyacınız var.
“Düşman yaratmadan” başarılı olmanız mümkün değil!
Bu bir yöntem!
Denenmiş bir yöntem!
Hem içeride, hem dışarıda!
İçeride…
*”Ergenekon” düşmanı yaratıldı…
*”Paralelciler” önce dost idi, sonra düşman ilan edildi…
*”PKK terör örgütü” ile önce pazarlık masasına oturuldu, sonra düşman ilan edildi…
Bütün bunları yapan AKP’nin oy oranı maşallah iyi.
Bir örnek de ABD’den…
Başkan adayı Donald Trump’un yarattığı şu düşmanlara ne dersiniz?
*Siyahlar, düşman…
*Müslümanlar, düşman…
*Yabancılar, düşman…
Ve Trump’un oyları sürekli yükseliyor.
Akıl almaz bir durum!
Demek ki…
Bu şunu gösteriyor ki…
Siyasette başarılı olmak için “düşman yaratmak” şart.
Benim tespitim bu!
Katılır mısınız, bilmem.

Bu yazı toplam 2149 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim