• BIST 82.300
  • Altın 148,195
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 5 °C

Üç doktorun “manda” aşkı!

M.Tanzer Ünal

Bugün size “keyifli” bir yazı yazacağım.
Pazar yazısı…
Siyasetten, siyasetçiden, ekonomiden, ihanetten, İmralı’dan uzak bir yazı…
Yaşamın gergin akışına bir günlük “mola” verin ve bu yazıyı okuyun!
Biraz stres atın!
********
Her şey perşembe akşamı Sapanca Yolu girişindeki Sumela Ekmek Fırını’na uğradığımda başladı.
Fırının girişinde cama yapıştırılmış bir ilan…
“Manda yoğurdu bulunur.”
Allah Allah! Nereden çıktı şimdi bu manda yoğurdu? Yıllardır hep aynı yerden ekmek ve marka süt ürünlerini alırım, ilk defa “manda yoğurdu” duyurusuna rastladım.
Manda yoğurdu, çocukluğumuzda ve gençliğimizde soframızdan hiç eksik olmayan, ama uzun yıllardır bulamadığımız ve unuttuğumuz bir “damak dadı”…
İçeri girer girmez heyecanla, “Manda yoğurdu nerede?” diye sordum.
Tezgâhtaki görevli, kapının sağ tarafındaki buzdolabını işaret etti.
İnanın, kiloluk yoğurt kabını elime alırken, çok istediği oyuncağa kavuşan çocuk kadar sevinçliydim.
İnek veya koyun sütü karıştırılmadan sadece manda sütüyle yapıldığı belliydi.
O kaymağın duruşu, iri iri gözenekler, parlak, belli ki bir parmak kalınlığında var.
Kiloluk kaplar içinde fiyatı 10 lira.
Değer…
İnek sütünün litresi 80-90 kuruşsa, manda sütü 2,5 - 3 lira…
“Nereden bu yoğurtlar?” diye sordum.
“Üç doktor Ketenceler Köyü’nde manda çiftliği kurmuş, oradan…”
Üç doktor… Ketenceler Köyü… Manda çiftliği…
Aman Allah’ım!
Şu doktorların el atmadığı konu yok!
Hastane, otel, restoran, kafe… Şimdi de manda çiftliği…
Eve gidinceye kadar zor sabrettim.
Keşke bir kaşık isteyip oracıkta tadına baksaydım, diye düşündüm.
Ayakkabımı çıkarır çıkarmaz, ilk işim elime kaşık almak oldu.
Beklediğim gibi… Üstünde bir parmak kalınlığında kaymak, altında nefis yoğurt.
Ev yapımı… Katkısız… Doğal…
*********
Cuma sabahı ilk işim, “manda yoğurdu” nun izini sürmek oldu.
Kimdi bu üç doktor?
Manda çiftliği kurmak nereden akıllarına gelmişti?
Kaç mandaları vardı, kaç kilo süt, kaç kilo yoğurt, ne kadar kaymak elde ediyorlardı?
Bunları öğrenmeliydim.
Ketenceler Köyü…
Kim var bu köyden?
İlk aklıma gelen isim Ferhan Şensoy oldu.
Ferhan, her ne kadar kış aylarında İstanbul’da otursa da, köyündeki bu çiftlikten haberi vardır.
Duyduğunu söyledi, bilgi almam için Muhtar İrfan Temel’in telefonunu verdi.
İlk bilgileri İrfan Bey’den aldım…
*Üç doktor, üçü de İstanbul’dan.
*15-20 dönüm yer aldılar.
*100 civarında mandaları var.
*Süt mandacılığı yapıyorlar. Yoğurt üretmeye yeni başladılar.
Üç doktordan birinin Op. Dr. İsmail Hakkı Özeren’in telefonunu verdi.
*********
Ve işte o üç doktorun “manda” aşkı!
Neden inek, koyun, keçi değil de manda?
Üç doktor… Üçü de İstanbul’da görev yapıyor. Aralarında sağlam bir arkadaşlık var.
*Birinin ismi, Op. Dr. İsmail Hakkı Özeren.
Göz Hastalıkları Uzmanı…
Kartal Göz Hastalıkları Merkezi’nde görev yapıyor.
*Diğerinin ismi, Prof. Dr. Atakan Aydın.
Plastik Cerrahi Uzmanı…
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görevli…
*Üçüncünün ismi, Çetin Kalkan…
Radyoloji Uzmanı…
Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde…
Üç doktor, üç dost, mesleğe girdiklerinden bu yana, özellikle “sağlıklı beslenme” konusunda titizler.
Organik beslenmeye gayret ediyorlar ve bu konuda çevrelerine de baskı yapıyorlar.
Hatta içlerinden İsmail Hakkı Özeren, ailenin ihtiyacı olan yaz sebze ve meyveleri kendisi yetiştiriyor.
Yakında kışlık üretim için küçük bir sera kurmayı da düşünüyor.
Bu noktadan hareket etmişler…
Nasıl sağlıklı sebze ve meyve yiyorsak, “sağlıklı süt” içelim…
Bu dilek ve hedef sadece kendileri için değil, yettiği kadar diğer insanlar için de…
Bu düşüncelerle yola çıkmışlar.
Araştırmışlar, derslerini çalışmışlar, manda çiftliği kurmaya karar vermişler.
Hem teşvikler iyi olduğu için, hem de nesli tükenmekte olan mandacılığın yeniden canlanmasına katkı vermek için…
“SÜTVER Hayvancılık Tarımsal Pazarlama” adlı bir şirket kurmuşlar.
Kartepe’ye bağlı Ketenceler Köyü’nden 16 dönüm tarla almışlar.
2500 metrekarelik yarı açık tesis yapmışlar.
Çiftlikte halen 99 manda var.
Proje hedefi, 500 manda…
Mandalardan henüz 10’u sağılabiliyor.
Günde 34-35 kilo süt elde ediliyor ve yoğurt yapılıyor.
Daha altı aylık bir çiftlik…
Her geçen gün bu rakamlar artacak.
İleride kaymak üretilecek, peynir üretilecek.


Prof. Dr. Atakan Aydın: “Mandaya eski itibarını tekrar kazandıracağız”
*********
Ortaklardan Prof. Dr. Atakan Aydın, “Bu hayvana şimdiye kadar haksızlık yapılmış. Biz mandaya eski itibarını kazandırmayı hedefliyoruz” diyor.
Atakan Bey’e hak vermemek mümkün değil.
Adına ister “dombay”, ister “camız”, ister “kömüş” deyin, manda bir zamanlar bu ülkenin önemli bir “hayvan değeri” idi.
Değerini bilemedik…
Diğer ülkeler önem verdi sayısını artırdı…
Bizde azaldı azaldı, yok olma noktasına geldi.
Size bazı rakamlar vereceğim, inanamayacaksınız.
1970 yılında dünyada 107 milyon 262 bin manda varmış, 2008 yılında bu sayı 180 milyon 702 bine yükselmiş.
Türkiye’de 1970 yılında 1 milyon 178 bin manda varmış, bu sayı 2008 yılında 84 bin 705’e inmiş.
Tepetaklak…
Türkiye’de manda eti üretimi, toplam kırmızı et üretiminin % 0. 2’sini, manda sütü de toplam süt üretiminin % 0. 3’ünü oluşturuyor.
Dünya manda varlığı içerisinde Türkiye’nin payı eskiden % 1. I idi, bu oran % 0. 05’e geriledi.
Diyeceksiniz ki, “Manda var da nerede?”
Dünya manda yetiştiriciliğinde Hindistan başı çekiyor.
Dünyadaki mandaların yüzde 55’i Hindistan’da…
Diğer ülkelerin payları ise şöyle:
Pakistan % 17, Çin % 13, Mısır % 3, Nepal % 3, Filipinler % 2, Vietnam % 2.
Türkiye, biraz önce verdiğim gibi, binde 5…


Eti de sütü de değerli, ama değer veren yok!
*******
Bizde manda deyince hemen akla “kaymak” ve “yoğurt” gelir.
Oysa bunun peyniri var, eti var, derisi var…
İtalyanların ünlü “mozarella” peynirinin manda sütünden yapıldığını biliyor muydunuz?
İşte o tat, manda sütünün tadı…
Normal peynirden 4-5 misli daha pahalı.
Etine gelince…
Bizde manda etiyle ilgili önyargı var.
Halbuki manda eti, sığır etine göre daha az yağlı. Kolesterol ve kalori değeri düşük… Buna karşılık daha fazla protein ve minerale sahip.
Derisi mükemmel! İşlenmiş manda derisinden kemer, koşum takımları, gön gibi dayanıklı ürünler elde ediliyor.
Boynuz ve tırnaklarından kolye, küpe, bilezik, broş, küllük, askılık gibi takı ve aksesuar ürünleri üretiliyor.
Manda gübresinin çok kaliteli olduğu da biliniyor.


Gerçek “manda kaymağı” ile “süt kreması” nı karıştırmayın!
*********
Dikkat edin, her yediğiniz kaymak, “gerçek kaymak” değil.
Kaymak niyetine “krema” yemiş olabilirsiniz.
“Kaymak” başka, “krema” başka…
Gerçek manda kaymağını bulmak her geçen gün zorlaşıyor.
Hani o “Afyon kaymağı” olarak satılanların hiç biri de gerçek “manda kaymağı” değil.
Manda sütünden yapılan kaymak, neden “gerçek kaymak”?
Manda sütünün yağ ve katı madde oranı çok yüksek. Yoğun bir süt…
İnek sütünün yağ oranı yüzde 3. 5 ise, manda sütünün yağ oranı yüzde 8.
Manda az süt verir. Bir sağımda 2,5 - 3 kilo…
Peki, kaymak nasıl yapılır?
Çocukluğumdan hatırlarım, annemden, nenemden, komşularımızdan…
İçi süt dolu tencere ateşe konur, süt kendi halinde bir iki saat göbek bağlar, yani kaymak tutmaya başlar.
Tam kaynamadan ocaktan alınır, tencerenin üstü tülbentle kapatılır. Süt soğurken yavaş yavaş rutubet verir ve sütün üstü kaymak bağlar.
Daha sonra sağılan süt yine aynı tencereye konur… Ama nasıl? Kaymağın kenarı tahta kaşıkla hafif kaldırılır, süt aynı tencereye dökülür, tekrar iki saat kadar kaynatılır. Ateşten indirilir, tekrar üzerine tülbent örtülür. İkinci günün sütü de kaymak tutar ve ilk kaymak tabakasına yapışır.
Tencere soğuyunca üstteki kaymak kesilir ve rulo haline getirilir. Gerçek kaymak budur. Diğerleri kaymak değil, “süt kreması” dır.
Kaymağın hikâyesi böyle!
Kaymak yiyoruz deyip, kendimizi aldatmayalım.
*********
Üç doktorun “manda” aşkı böyle!
İnşallah yakın zamanda mandanın tüm nimetlerinden en iyi şekilde yararlanmaya başlayacağız.

Bu yazı toplam 26484 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim