• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli : 24 °C
  • İstanbul : 29 °C
  • Sakarya : 24 °C

Ülkemizdeki “Haşhaşiler”i iyi anlamak için bu yazıyı mutlaka okuyun!

M.Tanzer Ünal


*******
Yakın zamana kadar “Muhterem Hocaefendi” idi.
Sonra “Hizmet Grubu” oldu.
Daha sonra “Fethullahçılar”…
Bir ara “cemaat”…
Ardından “paralel devlet”…
Bir hafta önce “ihanet çetesi” ve “terör örgütü”…
Birkaç gün önce “darbeci”…
Önceki gün ise hem “virüs”, hem “dış güçlerin maşası”, hem de “Haşhaşiler”…
Siz bu satırları okuyuncaya kadar, Recep Tayyip Erdoğan, daha düne kadar ortağı olduğu gruba başka bir ad yakıştıracak mı, bilemem.
Sonuçta, Başbakan Erdoğan, dünkü “Muhterem Hocaefendi”sini “Haşhaşi” yaptı çıktı.
*********
Başbakan söyledi ya…
İki gündür herkesin dilinde “Haşhaşi”…
Haşhaşi aşağı, Haşhaşi yukarı…
Ne demek Haşhaşi?
Haşhaşiler kimler?
“Haşhaşin Tarikatı” ne zaman kurulmuş?
Bu tarikata neden “Haşhaşin” ismi verilmiş?
Bu kelimenin “öz anlamı” ne?


Gelin önce o bitkiyi, “haşhaş” bitkisini tanıyalım!
********
Haşhaşi… Haşhaşiler… Haşhaşin Tarikatı…
Bu ifadelerin temelinde “haşhaş” var.
Haşhaş bitkisini tanımadan, “geçmişteki ve günümüzdeki haşhaşiler”i tanımamız mümkün değil!
Ben, o bitkiyi çok iyi tanıyorum ve sizlere de tanıtmak istiyorum.
O bitki, Hindistan’dan sonra en çok ülkemizde yetişir.
Ülkemizde de en fazla Afyon, Isparta, Kütahya ve Uşak’ta…
Köken olarak Ispartalıyım.
Lise yıllarımın sonuna kadar bu kentte yaşadım.
İşte bu nedenle haşhaşı iyi tanıdığımı söyledim.
“Haşhaş”, o bitkinin kibar ifade edilmesidir.
Halk arasında “haşeş” veya “haşgeş” denir.
Çiçekleri, beyaz ya da mordur.
Kapsüllü bir bitkidir.
Yetiştirilmesi, izne tabidir.
Devlet yöneticilerinin izin verdiği miktarda “haşhaş” yetiştirilir.
Ve sadece bu izni alan kişiler haşhaş yetiştirebilir.
(Buraya dikkat edin! Neymiş? Devletin izin verdiği kişiler haşhaş yetiştirebilirmiş.)
Kaçak yetiştirilmesi, suçtur.
Bir, bir buçuk metre boyunda bir bitkidir.
Çiçek açar, çiçekler dökülünce, bitkinin “kapsül”ü ortaya çıkar.
Bu kapsül çok önemlidir.
“Afyon” dediğimiz uyuşturucu maddesi, bu kapsülden elde edilir.
Olgunlaşmamış kapsüller, çepeçevre, ucu sivri özel bıçaklarla çizilir.
Bu çizim işi, ustalık ister.
Sivri uç, ne çok derine batırılır, ne de çok yüzeyseldir.
Tam zehrin bulunduğu derinlikte çizilir.
Çiziklerden zehir sızar, bulunduğu yerde katılaşır, mum kıvamına gelir.
Bu zehirler, özel bıçaklarla sıyrılır, teneke kaplara konur ve devletin görevlendirdiği kuruma satılır.
Kaçak üretilenler de uyuşturucu tüccarlarına…
Haşhaş kapsülünden elde edilen bu afyonun içinde morfin vardır, kodein vardır, tebain, papavarin ve narkotin vardır.
İlaç yapımında kullanılır.
Ağzında çiğnersen de kafayı bulursun, uyuşursun.
Kapsülün içindeki tohumlardan da haşhaş yağı elde edilir.


Afyonlamak, sadece afyon vererek uyuşturmak mıdır?
*********
Afyonlamak…
Dilimizde bu ifade çok kullanılır.
Ne demek “afyonlamak”?
İki anlamı var…
Bir insanı, afyon vererek, yani uyuşturucuya alıştırarak uyuşturursun ve uyutursun.
Bir de, afyon vermeden uyutmak, uyuşturmak var.
Telkin yoluyla doğru düşünmeyi önlersin, zararlı bir yola sürüklersin, kandırırsın…
Bu ikinci yöntem, siyasette daha çok kullanılır.
Siyasetçilerin, çıkarları için toplumu afyonlamalarına sık rastlanır.
Afyonun etkisi geçtiğinde de olan olmuştur.
Toplumu afyonlayan siyasetçi belki istediğini elde etmiştir, ama bu afyonlamanın bedeli topluma pahalıya patlamıştır.
Bizim siyasi tarihimizde de bu “afyonlanma dönemlerini” sıkça yaşadık ve yaşıyoruz da…


Bir kişinin “afyonu patlamamışsa” …
*******
Madem haşhaşı, afyonu, afyonlamayı anlattık, “afyonu patlamak” ne demek, bunu da anlatayım.
Aslında bu deyimi sık sık kullanırız da, anlamını pek bilmeyiz.
Bu ifade genellikle “sinirli davranış gösteren insanlara karşı” kullanılır.
“Herhalde daha afyonu patlamadı” deriz.
Ne demek “afyonu patlamak”?
Afyon kullananlara “afyonkeş” denir.
Kitapların yazdığına göre, Osmanlı döneminde afyonkeşler ulemadanmış.
Her ne kadar afyon yutmak caiz değilse de, Ramazan günlerinde bu konuda bir “hile” uyguluyorlarmış.
Sahur yemeğinden sonra, bir, iki, üç kat kâğıda kademeli olarak sarılmış küçük afyon parçalarını yutarlarmış.
Bir süre sonra midede eriyen kâğıt parçalarından çıkan afyon etkisini gösterir, esrarkeş oruçlu olduğu halde kafayı bulurmuş.
Bu yutulan afyonun midede patlaması ancak öğle vaktini bulurmuş.
Afyon patlayana kadar da bu kişi çok gergin ve sinirli olurmuş.
Bu yüzden de eski zamanlarda, bu davranışı gösteren kişilere, “Bey çok sinirli, daha afyonu patlamadı” denirmiş.


Şimdi gelelim şu Haşhaşiler’e…
**********
Başbakan Erdoğan söylemeden, çoğu kimse “Haşhaşiler Örgütü”nü tanımıyordu.
Doğrusu, ben de bu örgütün varlığını ilk kez Başbakan’ın ağzından duydum.
Kültürüm arttı.
Haşhaşiler Örgütü, Büyük Selçuklu Devleti zamanında Hasan Sabbah tarafından kurulmuş.
Ortaçağ’da…
Hasan Sabbah, Ömer Hayyam’ın dostu…
Alamut Kalesi’ni ele geçirdikten sonra buraya binlerce müridi ile yerleşmiş.
Fedailerini “haşhaş” vererek uyuşturmuş, onlara cennet vaat etmiş ve istediğini yaptırmış.
Suikastlar düzenletmiş, Büyük Selçuklu Devleti’nin düşüşe geçmesine neden olmuş.
Uzun hikâye, ama özeti bu!
Demek ki, Haşhaşiler ismi nereden geliyormuş?
Haşhaştan…
Haşhaş, ne yapıyormuş?
İnsanları uyuşturuyor, uyutuyor, doğru düşünmeyi engelliyor, zararlı yola sürüklüyormuş.
Anlayacağınız, haşhaş, haşhaştan elde edilen afyon, kötü şey!
Haşhaşiler, Ortaçağ’da insanları haşhaş vererek uyutan bir örgütmüş.
Şimdi o örgüt, geldi oturdu günümüzün Türkiye siyasetine.
Başbakan, bu tarihi kötü kelimeyi bir grup insanı aşağılamak için kullandı.
“Gözü dönmüş Haşhaşiler!”
Bence, bu ifadenin Türk siyasi tarihine girmesi iyi oldu.
“Haşhaşiler” için bir çerçeve çizildi.
İnsanların uyutulması, uyuşturulması, doğru düşünmesinin engellenmesi, kötü yollara sevk edilmesi…
İnsanların, “gözü dönecek” hale getirilmesi…
Ben diyorum ki, bu tarife kim, kimler, hangi gruplar giriyorsa, Haşhaşi olsun!
Neden sadece bir grubu bu tarif içine alalım ki!
Üstelik biliyorsunuz, haşhaş üretimi “devlet iznine” bağlı.
Ortalıkta Haşhaşiler varsa, devletin bilgisi dahilinde var.



 

Bu yazı toplam 959 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim