• BIST 82.477
  • Altın 147,865
  • Dolar 3,7883
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 8 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 8 °C

Ümmilik

Banu Gürer

Ben seyretmedim...

Ancak seyreden bir Hocam vasıtasıyla haberdar oldum ki bir televizyon programında Hz. Peygamber'in (S.A.V.) ümmiliği tartışma konusu olmuş...

Yeni bir konu değil elbette...

Ancak zamanlaması ilginç diye düşünüyorum.

Zira İslam dünyasının tabir-i caizse kaynadığı, Müslümanların "medeniliğinin" sorgulandığı bir dönemde böylesi tartışmaların anlamı nedir?

Kime, ne fayda sağlar?

Hz. Peygamber'in (S.A.V.) okuma-yazma bilip bilmediği hususundaki tartışmaları bir tarafa bırakalım.

İlk emri "Oku" olan bir dinin bugünkü mensuplarının "okuma ve yazma" ile ilişkisini sorgulamak daha doğru değil mi?

Ümmilik meselesini günümüzdeki bilim anlayışının insanı soktuğu kalıplar açısından ele alıp savunanlar da var...

Ki tartışmanın aslında önemli bir boyutu da bu.

Tabii ki bilgi insanı belli bir kalıba sokar.

O kalıp da bilginin "kaynağı" ve "nasıl üretildiği" ile alakalıdır.

Peki, söz konusu kalıpları kırmanın yolu nedir?

Bu kalıplardan habersiz yaşamak mı?

Kendini bu bilgilerden uzak tutarak hayatına devam etmek mi?

Bugünün iletişim şartlarında bu mümkün mü?

Diyelim ki bunu başardınız...

Söz konusu kalıpları ve onların şekillendirdiği insanları tanımadan "kendi bilginizi" nasıl aktaracaksınız?

İnsanların ihtiyaçlarını nasıl anlayacak ve onlara cevap bulacaksınız?

"Mecbur muyum?" diye düşünenlere:

Eğer "gelenekte" böylesi bir bakış hakim olsaydı, bugün İslami ilimler diye tabir edilen birçok ilim dalından bahsetmek de mümkün olamazdı.

Zira onların hemen hepsinin doğuşunda "cevap verme" önemli rol oynar.

Çünkü dinin en önemli amacı insanın temel sorularına/sorunlarına "cevap" vermektir.

Ve her dönemin cevabı kendine has şartları dikkate alınarak verilmelidir.

Siz iyi niyetle "kalıplara" sokulmak istemiyor musunuz?

Güzel.

Haklısınız.

Ama bunun yolu ümmilikten geçmez.

Bunun yolu "bilgiyi yeniden üretmekten" geçer.

Beğenmediğiniz bilginin alternatifini ortaya koymaktan geçer.

Çünkü tabiat boşluk kabul etmez.

Siz problemlere gerekli "cevabı" üretemezseniz, üretenlerin "kalıplarından" kaçamazsınız.

Ya da kaçamayanlara yardımcı olamazsınız.

O vakit en büyük "vebal" kime ait olur?

Bu yazı toplam 949 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim