• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Kocaeli : 20 °C
  • İstanbul : 29 °C
  • Sakarya : 20 °C

Umudu kaybetmemek

Işıl Bozca

Şöyle geriye dönüp baktığımda hep başarı hikâyelerini, başarıları, güzel şeyleri yazmışım. Okuyanlar yüzme dünyasının ne kadar temiz olduğunu, meslektaşlarım polyannacılık oynadığımı düşünebilir. Fakat sanıldığı gibi özel dalımız ne süt gibi temiz ne de ben pembe gözlük takıyorum.

Sadece madalyonun diğer yüzünden bakmaya çalışıyorum. Haksızlıkları, umutsuzlukları, adaletsizlikleri yazsam günler, haftalar, aylarca yazabilirim. Üreten insanların nasıl engellendiğini, paranı n nasıl başarının önüne geçtiğini yıllarca yazabilirim. Değersiz inanların kendilerinin bile şaşırdığı değerler gördüğü, güvensiz, dedikoducu insanların başköşede tutulduğu, doğru olanın değil yanlış olanın sevildiğini de bir ömür yazabilirim. Her sabah bin bir umutla güne başlıyorum, karamsarlığın şeytandan, ümit’in Allah’tan geldiğini bildiğim için hiç karamsarlığa kapılmadan işimin başına geçiyorum. Yüzlerce çocuk, yüzlerce veliye hizmet vermenin gururuyla ekibimle birlikte her gün yeni başarılar için çalışıyoruz. İnsanları seviyorum, onlarla olmak, her anı paylaşmak, hayallerine dokunmak, başarıları kucaklamak beni her gün biraz daha çalışmaya itiyor. Velilerimizden aldığımız güvenle çocuklarımız için ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyoruz tabi imkânlarımız ölçüsünde. Hemen her hafta bir başarı haberini paylaşmaktan gurur duyuyorum. İşte görüldüğü gibi her şey mükemmel giderken birileri bir yerlerden işleri karıştırıyor, hem de hiç ilgileri olmadığı halde. İşlerini iyi yapan insanlar üretirken; üretemeyenler fikir çalıyor, dedi kodu yapıyor, insanları kandırıyor, nice yetenekli antrenörler, ideciler çirkef insanlarla uğraşamayıp sahadan çekiliyorlar. Antrenör olmak için çok farklı özellikler gerekir, bu özel insanlar kendilerinden çok çocukları düşünürler, çok parayla pulla işleri olmaz, başarı isterler, öyle beslenirler. Genellikle iyi eğitimli ve dışa dönüktürler ta ki darbeleri arda arada yiyene kadar. Birçoğu ayak oyunlarıyla uğraşamaz içine kapanırlar, hatta çoğu iş değiştir. Sorduğunuzda “hiç değer görmedim artık bu işleri yapamayacağım” derler.

Okumuş, kendini geliştirmiş, tüm yaşamını işine, çocuklara adamış, yaşayacak kadar parası olsa yeter, kimseden bir şey istemez ama ondan isterler. Ne mi? Başarısızlık,

İsterler ki spora bir şeyler katmasın, yolu genişletmesin, renk katmasın, başarı kazanmasın,

Küssün; işe, mesleğe çocuklara…

O kadar değerli arkadaşlar tanıyorum sırf kırgınlıkları yüzünden antrenörlüğü bırakan. Peki, kime yarıyor bu iş, simsarlara tabii. Yalanı yalana katıp boş buldukları yerde daha rahat oynuyorlar. İnsanların duygularıyla, çocukların hayatlarıyla oynuyorlar. Bu kadar haksızlığın içinde destek arıyorsunuz bulamıyorsunuz, En alttan en üste kadar kimseden hem de. İşte neden sporda çok başarılı olamıyoruz sorusuna binlerce cevaptan biri de budur bence. Biz adaletsizliklerle, kendimizi kanıtlamakla, doğru çalışmayı yaptığımızı anlatmaya çalışmakla o kadar çok zaman kaybediyoruz ki, bu işlerden kurtulup işimize kendimizi veremiyoruz.

Her gün bir sorun, her an yeni bir aksiyon, her şeyle uğraş sonra gel başarılı sporcu çıkart. Bu şartlarda yapabilen buyursun gelsin. Değerli büyüklerim artık sapla samanı ayırın, doğruyla yanlışı, dürüstle, işgüzarı, gerçekten bu iş yapanla, simsarları.

 Destek verin söz konusu Türk yüzmesi, Türk sporunun kalkınması değil mi? Yoksa ben yanlış biliyorum konumuz KALKINMAMASIMI?

Biz üretmek istiyoruz, büyümek, değer katmak, fark yaratmak, bunu yapabilecek gücünüz ve birikimimiz var lütfen destek olun, artık köstek değil.

Başarı sanıldığı kadar uzakta ve zor değil inanın sadece başarılı inanları küstürmeyelim, tek yapabildikleri dedikodu olan insanlara pirim vermeyelim.

Şimdi anladınız mı neden hep başarıları yazıyorum bu camiada yaşadığım onca kötü şeye rağmen küsmeden kalan bir kaç kişiden biriyim, bende umutsuzluğa kapılmak istemiyorum. Çünkü adı ister polyannacılık olsun, ister gerçekleri görmezden gelmek.

Gerçek dediğimiz şey bizleri işimizden edecekse, bizleri de küstürecekse, adaeletsizlikler, haksızlıklar bu tertemiz branşı da ele geçirecekse ben hep pembe gözlükle gezmeye razıyım. Yüce Rabbim izin verdiği sürece bu yüzme camiasında ekibimle birlikte sağlam duracağız, birilerinin bizleri de yutmasına izin vermeyeceğiz.

Hiç kimseden bir şey beklemeden ve haksızlıklara boyun eğmeden sadece spor için, çocuklar için çalışmaya yemin etmişiz biz.

Yazarken bile anladım karamsarlık değil benim konum, mutluluk, başarı, gelecek…

Her yanımız zaten sorun dolu birde biz yormayalım kırgın kalpleri, ben takayım pembe gözlüklerimi haftaya yazayım bir başarı öyküsü daha. KYK’dan umutsuzlukla beslenen insanlara ne laf çıkar ne de malzeme. Kendi yağında kavrulan KYK’dan anca sevgi, saygı, istikrar ve mutluluk çıkar.

Bu yazı toplam 2179 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim