• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Kocaeli : 0 °C
  • İstanbul : 10 °C
  • Sakarya : 0 °C

Üzülme Apostol, bugünler de geçer

Abdullah Karagöz

Mustafa Kemal, Harp Okulu öğrencisidir. Her hafta sonu Harbiye’de “Apostol’un” meyhanesine gider, bir kadeh rakısını yanında belli mezesi ile içermiş.
Yine bir hafta sonu Apostol’un meyhanesine gelmiş, her zamanki yerine oturmuş ama garsona mutat siparişini vermemiş.

Mustafa Kemal’in sipariş vermediğini gören meyhane sahibi Apostol, garsonu çağırır ve “Kemal’in her zamanki siparişini” hazırlayıp masaya götürmesini tembihler.
Garson patronun talimatını yerine getirir ve hazırladığı tepsi ile Mustafa Kemal’in masasına gelir.
Cebinde parası olmadığı için sipariş vermeyen Mustafa Kemal garsonun getirdiklerini reddeder.
Durumu izleyen meyhane sahibi Apostol, gazete okumakta olan Mustafa Kemal’in masasına gelir ve bir elini Mustafa Kemal’in omzuna koyarak:

- Üzülme Kemal, bu günlerde geçer (!)
der ve tepsinin kendi ikramı olduğunu söyler.
Aradan yıllar geçmiş, Mustafa Kemal “Atatürk” olmuş ve yurt gezisi için Diyarbakır’a gider.
Diyarbakır’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk için Dicle nehrinin kenarındaki bir binada yemek düzenlenir.
Atatürk hazırlanmış yemek masasına oturur ama gözleri salonun ucunda merdivenin tırabzanında (korkuluklarına) tutunmuş kamburu çıkmış adama takılır.
Yanındakilere “- Kim bu adam?” diye sorar. Aldığı cevap “HİZMETKAR !” olur.

Atatürk yetkililere kendi masasının aynısını bu garip adam için hazırlanmasını ister.
Hazırlanan masaya oturtulan “garip adam”ın masasına giden Atatürk bir elini adamın omzuna koyar ve:
- Üzülme Apostol, bu günlerde geçer! der.
Diyarbakır’da düzenlen yemekte “hizmetkarlık” yapan garip adam bu konuşmadan anlar ki bunları söyleyen kişi bir zamanlar meyhanesinde teselli ettiği öğrenci Mustafa Kemal’den başkası değil.
Atatürk yemek yenilen binanın (Atatürk Köşkü) ölene kadar Apostol’a tahsisini emreder.
Tanin, Halkçı, Ulus gazetelerin kapatıldığı günleri, Ratip Tahir Burak’ın çizdiği ”karikatür” yüzünden ceza evine gönderilişini gördük.

İsminin anlamını bilmeyen Belediye Başkanlarının hakkımızda açtıkları davalara muhatap olduk.
Sakarya Milletvekili Nusret Kirişçioğlu’nun BASIN için meşhur teklifine şahit olduk.
Sonra, Adnan Menderes’in BASIN’la kavgası ve neticesinde olanları gördük.

Şimdi, ülkede 50 yıl öncesinin benzeri günleri yaşıyoruz.
Demokrasi havarileri, “ Düşünce “ özgürlüğünü nasıl anlıyorsa, düşünürleri “ düşündükleri” yüzünden
evlerine, yatak odalarına, işyerlerine baskın yaparak tutuklayıp hapse atılmasını zevkle seyrediyor.
Ankara’da 1500,İstanbul’da 3000 gazeteci Cezaevine gönderilen gazeteciler için sokaklara düştü.
Kimi İktidar üyeleri “timsah” gözyaşları ile “gazetecilerin” düşüncelerinden dolayı böyle muameleye tabi tutulmasından yana olmadıklarını söylerken,
Kimileri “herkesin” kanun önünde eşit olduğundan bahsediyor.
Başbakan ise Yargıya yükleniyor “ Benim hakkımda 1 saatte” karar verdiler diyerek sanki basın mensupları ile alay ediyor.

Madem öyle, gazeteci Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan 2 yıldır cezaevinde tutuklular.
Sayın Başbakan neden onlar için Yargıyı, geciken Adaleti suçlamıyor?

Cumhuriyet tarihimizde en çok gazetecinin tutuklandığı ve cezaevinde olduğu günleri yaşıyoruz.
Cezaevlerindeki tüm gazeteci meslektaşlarımız üzülmeyin,
Atatürk’ün de, Apostol’un da dediği gibi “Bu günler de geçer !”

Bu yazı toplam 1974 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim