• BIST 107.115
  • Altın 143,813
  • Dolar 3,5581
  • Euro 4,1457
  • Kocaeli : 28 °C
  • İstanbul : 32 °C
  • Sakarya : 29 °C

Vatan elden gidiyor, bizimkiler günlerdir “önüne yatmakla” uğraşıyor

M.Tanzer Ünal

Şu halimize bir bakar mısınız?

Türkiye’nin gündemine, ülkemizi yönetenlerin ve yönetmek iddiasında bulunanların konuştukları konulara Allah aşkına bir bakın!

Her gün Güneydoğu’da askerimiz, polisimiz şehit oluyor, gencecik evlatlarımız hayatlarını kaybediyor…

Dış güçler bir olmuşlar, 100 yıl sonra Lozan’ın intikamını almaya kalkıyorlar…

Ekonomi çökmüş, iflasların ardı arkası kesilmiyor…

Millet işsizlikten kırılıyor…

Rüşvet ve yolsuzluk diz boyu…

Çocuklara tecavüz engellenemiyor…

Kadına şiddet had safhada…

Memleket bu haldeyken, “Ankara’daki muhteremler” günlerdir “önüne yatma” polemiği içinde.

İktidardan, muhalefete…

“Kadın bakana, olayların önüne yatıyorsun dedin, sen cinsel sapıksın!”

Muhalefetten, iktidara…

“Önüne yatmak demek, bir kişi ve kurumu korumak demektir. O bakana bir daha söylüyorum, Ensar Vakfı’nın önüne yatıyorsun. Biz değil asıl sizler sapıksınız…”

Bu polemik günlerdir devam ediyor.

Sen sapıksın.

Hayır ben değil, sen sapıksın.

Cumhurbaşkanı, polemiğin içinde…

Başbakan, polemiğin içinde…

Kılıçdaroğlu, haliyle polemiğin içinde…

Bakanlar, partilerin genel başkan yardımcıları, sözcüleri, kadın kolları, gençlik kolları, herkes ama herkes işini gücünü bıraktı “önüne yatma” ve “sapıklık” tartışmasına dahil oldu.

Televizyonlarda en önemli haber, sapıklık tartışması…

Gazetelerin manşetlerinde yine “kimin daha fazla sapık olduğu” tartışılıyor.

Nasıl bir akıl tutulması içindeyiz, anlamak mümkün değil!

 

Kim suçlu, kim değil?

Bu konularda suçlu aramanın anlamı yok!

Bulamazsınız…

Sen onu söylediydin, ben bunu söylediydim, tartışma uzayıp gider, sonunda “kör dövüşü”ne döner.

Kim haklı, kim haksız tespit edemezsiniz…

Kim galip, kim mağlup bulamazsınız…

Sesini fazla çıkaran, galip gibi görünür.

***

Çevremdekiler, bu konudaki görüşlerimi soruyorlar.

Açıklayayım…

Bu tip sözler AKP’lilerin ağzına daha çok yakışıyor.

Bunun pek çok örnekleri var:

*”Bir tane kadın mıdır, kız mıdır bilemem… Hangi anne baba kızının kucağa oturmasını ister?” (Dönemin Başbakanı Erdoğan)

*”Kadın iffetli olacak… Herkesin içinde kahkaha atmayacak. Hareketi cazibedar olmayacak.” (Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç)

*”Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masum. Kürtaj yaptırmamalı. (AKP Genel Başkan Yardımcısı Sefer Üstün)

*”Kadının fıtratında erkeğe köle olmak var. Ben sahip olurum, sen (kadınlar) ait olursun. (AKP eski Milletvekili Uğur Işılak)

*”Ben de sizin bacak aranızı çeksem…(kadın gazetecilere) Senin ananı s……. “(milletvekillerine) (AKP Milletvekili Zeyid Aslan)

*”Kadın ahlaklı olsun… Kürtaj yaptırmak zorunda kalmasın. Ana tecavüze uğruyorsa ölsün.” (AKP’li Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek)

Şimdi tuttu, Kemal Kılıçdaroğlu da üslubunu AKP’lilere uydurdu.

Keşke o ifadeyi kullanmasaydı.

Tamam, “önüne yatmak” ifadesi salt cinsellik anlamı taşımaz.

Kılıçdaroğlu da bunu bu anlamda kullanmamıştır…

Ama bunu gel de karşı cepheye anlat!

Zaten algı yaratmada üstlerine yok, şimdi evire çevire Kılıçdaroğlu’nu dövmeye çalışıyorlar.

Ama oldu bir kere!

Eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’e gönderme yapmak istedi…

Kelimeleri seçerken özen göstermedi…

Dikkatsiz davrandı…

Şu oldu bu oldu, AKP’nin eline gereksiz şekilde koz verdi.

Ve memleket, başka bir sorunu yokmuş gibi, böyle abuk sabuk işlerle zaman geçirmeye devam ediyor.

Yazık!

 

Erdoğan’ın “yerli ve milli” tutkusu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 171 yıllık Polis Teşkilâtı’nı “yerli ve milli” bulmamış, “Yerli ve milli polis teşkilâtı kuracağız” demiş.

Hoppalaa!

Demek Erdoğan’ın sadece cumhuriyet dönemiyle değil, Osmanlı dönemiyle de hesabı var.

Öyle ya, 171 yılın 93 yılı cumhuriyet döneminde 78 yılı da Osmanlı döneminde kalıyor.

Cumhuriyet dönemi kaka, Osmanlı dönemi de kaka!

Polis Teşkilâtı’nın ne dünü ne bugünü “yerli ve milli” değil!

Bu ifadenin bir anlamı daha var…

Ülkemizin…

Bölgemizin…

Coğrafyamızın…

Adına ne derseniz deyin, yaşadığımız toprakların güvenliği, şimdiye kadar “yerli ve milli” olmayan polisler tarafından sağlanmış.

Sağlanmış ve bizler ne garip ki bunun farkında değilmişiz.

Şimdiye kadar güvenlik konusunda ne kadar sıkıntı yaşamışsak, bütün bunlar, hiç biri “yerli ve milli” olmayan polisler, amirler ve müdürler nedeniyle imiş.

Bilmiyorduk, Cumhurbaşkanı Erdoğan söyledi, öğrendik.

 

Yakında “yerli ve milli” olmayan başka unsurları da inşallah öğreniriz

Hazırlıklı olun!

Önümüzdeki günlerde “yerli ve milli” olmayan yeni unsurlarla karşılaşacağız.

Eskiyi yok etmek için…

Eskiyi kötülemek için…

Şimdiye kadarki bütün olumsuzlukların sorumluluğundan kaçmak için…

Ne var ne yok hemen hemen her şeyi “yerli ve milli değil” ilan edecekler.

Şimdi, “yerli ve milli polis teşkilâtı” kurulacak…

Kim bilir, ordumuz da “yerli ve milli” bulunmuyordur, yeni bir “yerli ve milli ordu” kurmaya kalkarlar.

Üniversitelerin durumuna ne dersiniz?

Üniversitelerimiz de “yerli ve milli” olmayabilir mi?

“Yerli ve milli üniversite” kurmak da şart olabilir mi?

Kim bilir, gün gelip istihbarat zafiyeti de had safhaya ulaşırsa, işler iyice kötüleşirse, MİT de “yerli ve milli değil” ilan edilebilir.

Özetle demek istiyorum ki:

*Ankara’da bir “Kurumlarımızı Yerlileştirme ve Millileştirme Kurulu” kurulsun…

*Bu kurulda, yerlilik ve millilikte kendini kanıtlamış isimler görevlendirilsin…

*Devletimizin tüm kurumları şöyle alt alta yazılsın…

*Kurul üyeleri, başlasınlar kurumları yerlilik ve millilik yönünden incelemeye…

*Takıldıkları yerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a danışsınlar, “Bu kurum yerli ve milli olabilir mi?” diye sorsunlar.

*Veya… İleride fırça yemek istemiyorlarsa, tamamını Erdoğan’a sorsunlar, aldıkları emir ve direktifler doğrultusunda listeyi hazırlasınlar, altlarına bassınlar imzayı…

***

Bence böylesi en iyisi!

Kamuoyunda, “Acaba bu kurum yerli ve milli mi” tartışması sona erer.

Cumhurbaşkanı “Yerli ve milli” dediyse, yerli ve millidir…

Demediyse, yerli ve milli değildir.

Evet, Türk toplumunu ayrıştırmada yeni bir kriter daha ortaya atıldı.

“Yerli ve milli”…

Baktığınız her yere, bu gözle bakın!

Yediğiniz her şeyi, bu yönüyle sorgulayın!

Konuştuğunuz kişileri bu yönleriyle değerlendirin!

Bütün bunları yaparken, şunu da unutmayın.

Sandığa gidip oyunuzu kullanırken, oy verdiğiniz kişilerin “yerli ve milli” olup olmadıklarına da dikkat edin!

 

MHP ile ilgili karar herkesin yüzünü güldürdü

Yazıyı bitirirken Ankara’dan sevindirici haber geldi.

Mahkeme kararını açıkladı, MHP’de kurultay toplanacak…

Bir süre daha engellense de, görünen o ki, kurultaydan kaçış yok!

Bu karar, öyle sanıldığı gibi salt MHP’lileri ilgilendiren bir karar değil.

Tüm toplumu ilgilendiren bir karar.

Kim bilir, MHP, belki demokrasimiz için ümit ışığı olacak yeni bir yönetime kavuşacak…

Kim bilir, bu yeni yönetim, belki karanlığı dağıtacak ülkemizi ışığa kavuşturacak…

Kim bilir, mahkemenin bu kararı, ülkemizde yeni bir dönemin başlangıcı olacak…

Dileyelim, dileklerimiz yerine gelsin!

Bu yazı toplam 1376 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Hayati
09 Nisan 2016 Cumartesi 14:07
14:07
Vatan satmanin acik yolllarindan birisi de 6 milyar euroya 6 milyon suriyeliyi ülkeye almak degilmidir? AKP lilere söylesek bunu saldiriyorlar söz ettirmiyorlar.
Vatandas
09 Nisan 2016 Cumartesi 10:48
10:48
Vatan elden gidiyor değil gitmiş kimse calismiyor belediye işimiz vardı gittik saat 4.5 memurlar yerlerinde yok kaytaranlar sigara içmeye gidenler 12 oldumu işi bırakırlar 1.5 olmadan is başı yapmazlar laobali davranırlar onun için Türkiye her yönüyle bitmistir
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim