• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Kocaeli : 15 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 15 °C

Vatandaş zenginleşti mi, battı mı?

M.Tanzer Ünal

Sevgili okurlarım, bugün sizlerle bir hesap kitaba oturalım.

Vatandaşın hesabına…

Durumu nicedir, bir görelim.

Söylendiği gibi zenginleşti mi, yoksa borç batağında mı?

İflas bayrağını çekmiş de haberi mi yok?

“Ankara’daki muhteremler”in sözlerine bakarsak…

*Ülkemiz çok zenginleşti.

*Milletin keyfi yerinde.

*Ev alıyor, otomobil alıyor, giyim kuşam, gezme tozma, yeme içme gırla.

*Lüks AVM’lerimiz var, büyük kentler “plazalar”dan geçilmiyor.

*Herkesin cebinde bir iki kredi kartı, kulağından hiç eksik etmediği acayip markalı telefonları var.

*Kimimiz umreye ve hacca gidip cenneti garantiliyoruz; kimimiz kayak yapmak, denize girmek, pizza yemek için yurt dışını tercih ediyoruz.

Daha ne olsun?

Sonuç olarak, keyfimize diyecek yok!

Ohhh, mis gibi!

 

Yaşadığımız bu hayat, hak ettiğimiz hayat mı?

Şimdi bir de madalyonun öbür yüzüne bakalım.

Bu sorum; sana, bana, ona, hepimize…

Yaşadığımız bu hayat, acaba hak ettiğimiz bir hayat mı?

Cebimizdeki para; çalışarak, üreterek kazandığımız para mı?

Ne kadarında “alın teri” var?

Bu hayatın “sürdürülebilirlik” durumu ne?

Hep böyle mi yaşayacağız?

Daha doğrusu, çalışmadan ve üretmeden, bu hayatı yaşamaya devam edebilecek miyiz?

 

Türkiye’de 2003’ten beri “zenginlik oyunu” oynanıyor

Sevgili okurlarım, Türkiye’de yıllardır “zenginlik oyunu” oynanıyor.

“Zenginlik oyunu” da ne, diyeceksiniz.

Şu…

Dünyada 2003 yılından bu yana “para bolluğu” yaşanıyor.

Bu bolluktan diğer ülkeler gibi Türkiye de yararlandı.

ABD, kendi ekonomisini düzeltmek için bastı doları bastı doları dünyayı paraya boğdu.

Bankalarımız, çok ucuz maliyetle yurt dışından para aldılar, bu paraları ülkemizin işadamına, esnafına, biz sıradan vatandaşına sattılar.

Hatırlayın, bir ara iş o kadar çığırından çıkmıştı ki, bankalar caddelere “kredi kartı stantları” kurmuşlar, gelip gidene kredi kartı dağıtıyorlardı.

Bir kişi, 7-8 ayrı bankadan kredi kartı alabiliyordu.

Bankaların, “TC numaranı at, kredi kartın 15 dakikada hazır” reklamları, hâlâ hafızalarda!

Şunu anlatmak istiyorum…

Öyle ortam yaratıldı ki, işadamı da, esnaf da, normal vatandaş da çok kolay para bulabildi.

Şip şak!

Ve borç aldığı bu paraları, başladı harcamaya.

Yedi içti, üst baş aldı, seyahatlere gitti, araba aldı, ev aldı…

Yüklü miktarda borç bulabilen AVM yaptı.

Anlayacağınız, herkes ciddi ciddi kendini “zenginleşmiş” hissetti.

Çoğu kişi, bu para bolluğunu “AKP iktidarının bir nimeti” veya “AKP iktidarının ekonomiyi iyi yönetmesi” olarak değerlendiriyordu.

 

Aldığımız borçlar, üretime değil tüketime gitti

Yapılan hata şuydu.

AKP iktidarı, “dünyadaki bol ve ucuz para dönemi”ni ülke yararına değerlendiremedi.

Milleti “üretim”e yönlendireceğine, “tüketim”e yönlendirdi.

Vatandaşlar, deliler gibi tüketim yarışına girdiler.

Çalışmadan, üretmeden, kazanmadan; tükettiler…

Şuursuzca…

Çılgınca…

Ağzını açıp “k” diyene, kredi verdiler.

*Bayram kredisi…

*Tatil kredisi…

*Araba kredisi…

*Okul kredisi…

*Yaz ihtiyaçları kredisi…

*Kış ihtiyaçları kredisi…

Aklınıza ne gelirse!

Yeter ki sen iste!

İnsanlar, normal ihtiyaçlarının dışında, lüks tüketime alıştırıldılar.

Halbuki yapılması gereken şuydu:

Yurt dışından uygun şartlarda bol temin edilebilen krediler, sadece “üretim projeleri” için kullandırılabilirdi.

Ülkeler için önemli olan, üretimdi.

Üretim ve ürettiğini satmak, zenginlikti.

Çalışarak üreterek zengin olan bir toplum da, artık hak ederek tüketebilirdi.

İstediği gibi giyinebilir, seyahat edebilir, ev ve araba alabilirdi.

Biz, ülke olarak bu fırsatı değerlendiremedik.

Elin gavurundan borç aldığımız paraları tüketime harcadık.

Sanayi bitti, tarım bitti, hayvancılık bitti.

Ama şahane AVM’lerimiz, otomobillerimiz, evlerimiz var.

Kullandığımız telefonlar son model.

Yanlış yaptık, yanlış!

Başkasının parasıyla “hacıağalık” tasladık, taslamaya da devam ediyoruz.

Önümüzdeki yıllarda bunun acısını çok çekeceğiz.

 

Gelelim “vatandaşın hesabı”na…

Vatandaş şu durumda:

Türkiye’nin nüfusu, 78 milyon 741.

Bu nüfusun 53 milyon 359’u çalışma çağında.

Yani 15-64 yaş aralığında…

Vatandaşlarımızın 2002 yılında (AKP’nin iktidara geldiği yıl) bankalara olan borcu sadece 6.6 milyar lira idi.

2015 yılı sonunda vatandaşların bankalara borcu 384 milyar lira oldu.

Gördüğünüz gibi, 13 yılda 6.6 milyar liradan 384 milyar liraya…

Ayrıntısını da vereyim.

Tüketici kredisi 2.3 milyar liradan 306 milyar liraya; kredi kartı borcu ise 4.3 milyar liradan 79 milyar liraya çıkmış.

Kredi kartı borcu tam 135 kat, kredi kartı borcu ise 18 kat artmış.

Bugün itibariyle bankalara kaç kişinin borcu var dersiniz?

25 milyon kişinin…

20 yaş altını çıkarsak, hemen hemen herkes bankalara borçlu!

Bankalar, halen, borcunu ödemeyen 2 milyon 670 bin kişi hakkında icra takip işlemi yürütüyor.

Borcunu ödeyeceğini taahhüt edip de ödemeyen 110 bin 371 kişi de hapis cezası almış durumda.

 

Şu acıklı halimize bakar mısınız?

Sevgili okurlarım, daha geçenlerde Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, bankalardaki “mevduat-kredi oranları”nı açıkladı…

“Mevduat-kredi oranı” dediğim şu:

Vatandaşların, bankalardaki mevduat miktarı…

Bankaların, vatandaşlara verdiği kredi miktarı…

Oran felaket!

Yani bankalar, 100 liralık mevduata karşı 140 lira kredi kullandırıyor.

Bu ne demek?

Vatandaşlarda da, şirketlerde de, bankalarda da, devlette de “yeteri kadar” para yok!

Herkes, kazandığının yüzde 40 daha fazlasını harcıyor.

Aradaki farkı nasıl kapatıyoruz?

Yurt dışından aldığımız borçlarla…

İşte ülkemizde kişilerin, şirketlerin ve devletin durumu bu!

Borç çarkı şöyle işliyor:

*Bankalar yurtdışından borç para alıyor…

*Aldıkları borç paraları vatandaşlara borç olarak veriyor…

*Vatandaşlar, aldıkları borçları tüketime harcıyor…

*Tüketilen malların büyük kısmı “ithal mallar” olduğundan, yurtdışından borç alınan paralar, yurtdışına geri gidiyor.

Böylece, milletimizin ve devletimizin borcu ve borçluluğu “artarak” devam ediyor.

Devlet ve millet, düpedüz soyuluyor.

Şimdi gelelim, yazımın başlığındaki soruya…

AKP döneminde vatandaş zenginleşmedi, aksine battı!

İşte rakamlar ortada.

Devletin rakamları…

Bu yazı toplam 2155 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Ali
31 Mart 2016 Perşembe 19:15
19:15
Bunlar daha iyi gunlerimiz daha beter olunacak intiharlar artacak çünkü herkez donuna kadar borçlu 2001 den beter olacagiz
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim