• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Kocaeli : 4 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 4 °C

Vikingler’in ülkesi; Danimarka

Vikingler’in ülkesi; Danimarka
Eşi Av. Kazım Özok ile birlikte İskandinav ülkelerini 11 gün boyunca gezen Av. Serpil Özok, izlenimlerini çok farklı bir üslup ile okuyucularımızla paylaştı. Özok ailesinin ilk durağı, Vikinglerin mekanı Danimarka oldu.

Bu satırların yazarı “uçak korkusu” nedeniyle yıllar boyunca uzak diyarları ziyaret edemedi… Karayolundan ziyaret ettiğim yakın komşu Yunanistan dışında, tüm bilgim, görgüm televizyonların gezi programları, gazetelerin seyahat ekleri ile sınırlıydı…

 

Eşimin, dostumun baskısı sonunda, ilaç alarak uçmaya başladım. Ancak bu da seyahatlerde iki günüme mal oluyor, gidiş ve dönüş günlerini uyuyarak geçiriyordum.

 

Sonunda başardım. İlacın çantamda olduğunu bilmek ve kesinlikle cam kenarında olmak koşuluyla her gün uçabilirim. Bu rahatlığı “uçağın nasıl uçtuğunu, hangi yüksekliğe kadar çıktığını, süratinin ne kadar olduğunu, rotasını ve hatta dışarıdaki havanın sıcaklığı ve rüzgarın hızını ekrandan takip ederek” sağladım. Hatta bazen o kadar ileri gidiyorum ki eşim “Yeter artık, kaç bin fitte olduğumuzu, arka rüzgarın hızını ben bilmek istemiyorum” diyerek beni ikaz etmek zorunda kalıyor…

 

Ben memnunum. Aradaki yılları telafi etmek için de eşimle birlikte, “en uzaklara” gitmeyi, “en başa” alıyoruz.

 

Geçen yıllarda “Moskova-Petersburg” seyahati, “Polonya-Litvanya-Letonya-Estonya ve Finlandiya” seyahatinden sonra bu yıl “Danimarka-Norveç-İsveç ve Finlandiya” rotasında gezdik.

 

Her üç geziyi de ülkemizde hava sıcaklıklarının en yüksek olduğu Temmuz aylarında  yaparak, kuzey ülkelerinin serinliğinden yararlanmak da gezilerin başka bir avantajı oldu.

 

Bir başka avantaj ise, kentimizin bir markası olan Yiv-Tour (Naci Madenüs) ile seyahat etmek. Naci Bey ile seyahat etmiş olan (O’nun tabiriyle ) tüm misafirlerinin bu fikrime katılacağını biliyorum. Naci Bey, gittiği her ülkenin adeta ev sahibi gibi, gezicilerde O’nun misafirleri…

 

Bu sefer misafirliğimiz tam 10 gece 11 gün sürdü. 22 kişilik grubumuzda, Yiv-Tour ile ilk seyahatlerini yapan sadece dört kişi vardı. Bu nedenle avukat, noter, doktor ve iş kadınlarından oluşan grup da, tanışma faslı çabuk geçildi ve yolculuğumuz Danimarka’nın baş şehri Kopenhag’a uçmak üzere Atatürk Havalimanı’ndan başladı…

 

THY, övünmekte haklı… Yurt dışı uçuşlarda, uçak içi ikramlar ve personel mükemmel. Ancak yolculara dağıtılan gazetelerin arasında hükümete muhalif basından hiçbir gazetenin olmaması dikkat çekici…

 

Kopenhag’a 3,5 saatlik bir uçuştan sonra varıyor ve saatlerimizi Finlandiya’da tekrar geri almak üzere, bir saat ileri alıyoruz.

 

Danimarka, 1200’lü yıllarda 45 bin teknelik balık filosu olan Vikingler’in mirası… 380 adadan oluşan, 43 bin kilometrekare yüzölçümlü ve 5 milyon nüfuslu bir Krallık. Kişi başına milli gelir 33 bin dolar. 1870’li yıllardan itibaren yerleşmiş bir sosyal demokrat gelenek ile, yurttaşlarına toplumsal güvenlik ve sosyal hizmetleri en üst seviyede sağlıyor. Ülke topraklarının yüzde 65’i tarıma açık ve modern yöntemler kullanılıyor. Ülkede titiz ve hakça bir vergilendirme ile toplumsal hizmetlerin mali kaynakları sağlanıyor.

 

İskandinav ülkelerinde gördüğümüz sadeliğin temelinde yatan nedenin, vergi sistemi olduğunu düşündüm. Caddelerde özel lüks araçlar yok, çünkü vergileri çok fazla. Sıradan bir özel aracın vergisi bile yüzde 50… İhtişamlı bir yaşamdan uzaklar, iki arabaları yerine iki bisikletleri var (Ülkede toplam bisiklet sayısı 12 milyon) ve toplu ulaşım araçlarını kullanıyorlar. Asgari yaşam standartları zaten yüksek olduğundan daha fazlasına da gereksinim duymuyorlar, refahı paylaşmışlar… Örnek olarak, son 10 yıldır bütün sütler kontrollü ve Kraliçe ile evsiz bir yurttaş aynı sütü, yağı ve diğer organik ürünleri aynı fiyata tüketiyormuş…

 

Ticari taksiler ise yarı fiyatına satın alınabildiği için genellikle çok lüks. Araç bakımları çok pahalı ve son beş yıldır otopark ücretlerinin yükselmesinden şikayetçiler.

 

Kopenhag’da emlak çok pahalı. Merkezde 80 metrekare bir daire 200 bin Euro ve kirası en az bin 500 Euro imiş. Sağlık problemleri yok, devlet her türlü desteği sağlıyor, ancak orada da MR için altı ay sonrasına randevu veriliyormuş. Ayrıca sağlıkta eleman sayısı az olduğu için hatalı işlem sayısı da fazla imiş, hastanelerin güvensizliği  şaşırtıcı… Ancak özel diş yaptırmak çok pahalı ve diş hekimliği çok güçlü bir statü imiş.

 

Nüfusun aktif çalışanı çok yüksek ve sabah 07’den saat 15.00’e kadar çok verimli çalışıyorlarmış. Okullar sadece bir ay tatil yapıyor ve okumayan yok… Üniversitelerde 45 bin öğrenci parasız ve çok kaliteli eğitim alıyor… Edebi kişiliklerinin başında masallarından etkilendiğimiz Andersen var.

 

Danimarka, yarattığı konseptleri çok iyi pazarlayarak gelir elde ediyor. 1843 yılında açılan TİVOLİ BAHÇESİ bunun en güzel örneği. Her yıl 5 milyon ziyaretçi kabul eden Tivoli bir dinlenme ve eğlence alanı.

 

Kopenhag Opera binası da çok seyirlik ve tüm haşmetiyle her yerden görünüyor…

 

Kopenhag Limanı’nın girişinde bir kayanın üzerine oturtulmuş denizkızı heykeli ise 110 yıllık ve şu anda dünyanın en fazla resmi çekilen üçüncü objesi imiş. Yılda beş milyon insan sıradan bir heykelin resmini çekiyor, tabi biz de bu sayıya dahil olduk…

 

Kopenhag’da kanal turu ile NYHVAN Liman bölgesinde çok güzel saatler geçirdik. Kanal boyunca, belediyeye elektrik, su parası ödeyerek yaşamlarını teknelerinde sürdürenleri izledik… Fırsat bulduğumuzda da ROTSPED adını verdikleri, kalkana benzeyen, kırmızı benekli balıklarını ve 10 yıl gibi kısa bir sürede dünya markası olmuş PETER BEİER çikolatalarını tattık…

 

Şehrin 300 yıllık mimari yapısı, bina yükseklik ve biçimleri hiç bozulmadan korunuyor. Kuzey kapısı, eski ve tarihi bölge, doğu kapısı bölgesi ise entelektüel kesimin, akademisyenlerin ve konsoloslukların tercihi. Dikkat çeken bir husus; caddelerde işyerlerinin reklamları son derece yalın, pastel renkler tercih edilmiş, gözü rahatsız eden, ışıklı tabelalardan kaçınmışlar.

 

Kristianborg, Danimarka’nın kurucusu. Bu ülkede Kristian ve Frederik isimleri babadan oğula geçişi anlatıyor. En meşhurlarından 4. Kristian, Kanuni ayarlarında bir kral imiş ve 3 bin civarında el yazmalı mektubu varmış. 7. Frederik’leri de meşhur.

 

Kristianborg Sarayı ve şapeli çok sade ve Kraliyet ailesinin düğün ve vaftiz törenlerinin mekanı imiş…

 

Gezinin durakları arasında, Shakespeare’in ‘Hamlet’inde bahsi geçtiği düşünülen, etrafı su ile çevrili Kronborg Sarayı’nın altında, iki katlı müze yapılmış ve sarayın 17. yüzyılda yapılan kilit sistemi halen korunuyormuş…

 

Frederiksborg Şatosu 17. yüzyılda Kraliçenin yazlığı ve törenlerin yapıldığı bir mekan. Avrupa’nın bahçesi en büyük sarayı, bahçe bir müze gibi ve bol odalı sarayın iki katı gezdiriliyor, bol bol resim çekiyoruz…

 

Kopenhag Tarih Müzesi’nde İskandinavya ile birlikte yeryüzünün tüm kültürlerini gözlemledik, özümsemeye zaman yetmedi ne yazık ki…

 

Danimarka, 18 Haziran’da seçimden çıkmış. 3 parti ve 179 milletvekili ile bizim gibi koalisyon sorununu yaşıyorlar. Unutmadan ekleyeyim, çocuk odalarımızı dolduran mucize oyuncak LEGO’nun merkez fabrikası Danimarka’da…

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim