• BIST 89.282
  • Altın 145,807
  • Dolar 3,6298
  • Euro 3,8933
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 17 °C

Vizyon nedir? Misyon nedir? Hayal nedir?

Haluk Ulusoy

Vizyon nedir?

Bir işin ilerde ne durum alacağını kestirme, önceden anlayabilme, ileriyi görebilme yeteneğidir.

 

Misyon nedir?

Gelecekte olunması planlanan nokta ve yöneticilerin dünya görüşüdür.
 

Hayal nedir?

Gerçeklikten uzak düşünceleridir.

***
Vizyon ve misyon dendiğinde bazen hayal kurma çağrışır. Ancak vizyon, misyon ile hayal arasındaki fark, birinde varlıklar ve yeterliliklerden hareket ederek, ulaşılmak istenen hedef olması, diğerinde yani hayal de ise, mevcut durumla bir bağlantısı olmadan gelecek için bir görüntü düşünülmesidir.

Vizyon ve misyon kendimizi gelecekte gördüğümüz yer, hayal ise gelecekte kendimizi orada görmesek, orada olma olasılığımız olmasa da, olmak istediğimiz yerdir.

Benim tarifimle vizyon ve misyon şudur. Gelecekte olmak istediğim yeri tarif edip, oraya ulaşmak için plan yapmak ve planı uygulamak için çok çalışmak.

Hayal kurmak ise; Milli Piyangodan ikramiye çıkması gibi seneye bir iş jeti alacağım, helikopter de olur şeklinde düşüncelere kapılmaktır.

 

Siz hangisisiniz?

Hayalci, palavracılar mı? Yoksa hedeflerini koyan ve bu yolda çalışan enayiler misiniz?

Karar verin bunun ayıbı yok. Eğer hayalperest ve konuşmayı çalışmaktan çok seviyorsanız büyük ihtimal ile bir siyasi partide, bir dernekte, bir sendikada, bir oda’da iyi bir yere gelirsiniz. Bu tür hedefler için öyle vizyon, misyon falan lüzumsuz şeyler, hayal kurup, bu hayallerinizi yüksek sesle anlatmak yeterlidir. Emin olun çokta iyi yaşarsınız. Zaten bunu hepimiz görüyoruz. Her kademede sivil toplum hizmetine talip olanlar, toplumdan iyi yaşıyorlar. Neyse bu şimdilik böyle…

Ama eğer vizyon sahibi ve misyonu olan biriyseniz ve eğer kendi işimi kuracağım hedefiniz varsa! ! Vay halinize. Evet, vay halinize. Hayat boyu “Semeriniz” olacak buna alışın.

İş hayatında başarmanın 4 kuralı;  Az uyu, az dinlen, çok çalış, çok biriktir.  Doğru mu? Evet doğru…

Biriktir çünkü sermaye lazım, çalış çünkü biriktirmek lazım, az dinlen çünkü çalışmak lazım, az uyu çünkü erken başlamak lazım.

Sonra? Evet sonra rahat edeceksiniz!  Çoğu öyle zanneder…

Asıl sıkıntı sonra başlıyor. Büyümek için attığınız her adımda “Düzen”leyici olduğunu söyleyen devlet sizi kanunlarla “düz”enlemeye başlar.

Hazır olun, istihdam edeceğiniz her bir kişi size evladınızdan daha yakın olacak. Zaman içinde iyi ve kötü günleri, sevinç ve hüzünleri paylaşacaksınız. Düğünlere gidecek, nikah şahitleri olacak, nişanlar takacaksınız. İyi günde bunların hepsi olacak.

Peki ya kötü günde; Bugünlerde yaşadıklarımız gibi, işlerin dibe vurduğu, at izinin, it izine karıştığı, her gün şehitler verdiğimiz, gırtlağa kadar teröre bulaştığımız, bırakın iş yapmayı sabah dükkan açmanın bile tedirginlik yarattığı bu günlerde durum ne.

Moralinizi bozmak gibi olmasın ama durum berbat. Hele borcun varsa işin çok zor arkadaş.

Allah yardımcın olsun. Çünkü başka kimse yardımcı olmayacak.

Olur mu canım, hani hep birlikte büyüyecektik? , Hani ülkemizin 2023 vizyonu 500 milyar dolar ihracattı!!! Bunca yatırımı boşuna mı yaptık?

Geç bunları şarkısını biliyorsunuz değil mi. Geç bunları anam, babam geç bunları. Gel bugüne.

Yanınızda 10 kişi çalışıyorsa ve maalesef işler taban yaptı diye 10 yıldır çalıştırdığınız bu insanların size son beş yılda katılan yarısını maalesef, işler kötü olduğu için işten çıkartmak zorundaysanız. Bakın neler olacak.

Kaba hesapla, ortalama 1 çalışanın 3.000 TL maliyeti varsa;

3.000 TL x 5 kişi = 15.000 TL x 5 yıl = 75.000 TL kıdem tazminatı+15.000 TL ihbar tazminatı.

Yaklaşık 90.000 TL cebinizde olmalı.

Doğal olarak işten çıkartılan bu kişiler çok üzülecek, kızacak ve iş kanununa göre mahkemeye müracaat edecek ve işe iade davası açacaklar. Siz onlara iş veremeyeceğiniz için geri atamayacak ve 8 aylık maaşlarını daha ödemek zorunda kalacaksınız.

Buda 3.000 TLx8 ay=24.000 TLx5 kişi=120.000 TL edecek.

Güle oynaya işe giren, Allah razı olsun, teşekkür ederiz diye size dua eden, yıllardır aksatmadan maaşlarını ödediğiniz, zorunluluktan, çok üzülerek işten ayırmak zorunda olduğunuz yol arkadaşlarınıza, 2 ay içinde, 210.000 TL civarında ekstra para ödeyeceksiniz!

Neden ve nasıl? Zaten o kadar paranız olsa bu insanlara 1 yıl daha iş vermez miydiniz? Bence hiçbir işveren büyüttüğü işini küçülmek ve geldiği noktadan geri gitmek istemez. İşveren denen enayi yarınlara sonuna kadar umutla bakan bir yapıya sahiptir. Bu sebeple yanında çalışanları sonuna kadar taşımak ister. Ama yasalar böyle.

İyi veya kötü niyetli olun fark etmez yasalar bu ayrımı yapmıyor. İş mahkemelerinde işverenin kazandığı dava yüzdesi 1 bile değil. İşveren hep haksız olamaz değil mi? Ama öyle işveren hep haksız maalesef. Çünkü “Düzen”leyici devleti yönetenler oy sayısı ile iş başına geliyor ve çalışan sayısı işverenden fazla.

Şimdi popülerlik adına bu yasaları çıkartanlar ki bu konuda eski bakan Yaşar Okuyan’ın büyük günahı vardır. Şimdi kına yaksınlar. Kına yaksınlar çünkü bu paraları ödemek için işverenler çalışanlarından daha çabuk vazgeçmek ve matematiksel olarak onları işten çıkartmak zorundalar.

Yarın bu işten çıkarmaların etkisi sadece işsizlik olmayacak, ekonomi küçülecek, sermaye azalacak, üretim azalacak, alışveriş azalacak, aç adam ne yapar, her şeyi yapar değil mi? Suç oranı artacak vs. vs... Üzüntüm şu; Biz toplum olarak bunları hiç hak etmedik.

Mısırlılar namaz kılarken secde edecekleri yere bir taş koyuyorlar ve nerede ise tüm Müslümanların alınlarında küçük bir mor leke var. Neden diye sorduğumda bana “Biz onları alınlarında ki “iz” den tanıyacağız” diyen hadis den bahsettiler. Bugün o hadiste ifade edilenin sadece namaz kılanlar olarak algılanmaması gerektiğini görüyorum.  Alınlarında HAİN damgası bulunanlarda ahiret gününde tanınacak ve ayrılacak. Çünkü Kur’an ayetlerinden biri şöyle diyor. “Allah hain günahkârları sevmez.”

Tüm hainler yüzünden geldiğimiz güne yazık, bunları adam yerine koyup ta ülkemizin bu hale getirilmesine yol açanlara da yazık. Bunca şehit ve aileleri size helallik vermiyor vermeyecek.

Bu halkı ve ülkeyi yönetmeye talip olan ve içinde Allah korkusu olan herkes bir gün hesap vereceğini hiç unutmamalı. Yasaları popülerlik adına, oy uğruna çıkartmamalı, demokrasinin “azınlığın da sesinin, çoğunluk kadar duyulması” demek olduğunu unutmamalı. Artık güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir ülke, bir şehir, bir ilçe, bir mahalle, iş hayatı, komşuluk ilişkisi istiyorum. Kişisel Vizyonu ve Toplumsal Misyonu olan yöneticiler istiyorum.

Ya siz? Sizde ne istediğinize bir an önce karar verin. Allah affedebilir ama tarih asla affetmez. Tarihe bundan sonra nasıl geçeceğinize karar verin. Unutmayın, çocuklarımıza, torunlarımıza verilecek hesabımız var.

Bu yazı toplam 1558 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim