• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : 4 °C
  • İstanbul : 6 °C
  • Sakarya : 4 °C

Yağma Hasan’ın böreği değil…

Hakan Yağcıoğlu

 

 

Anlaşılan Kocaelispor’un yerini almaya niyetli Kocaeli Birlikspor dersini iyi çalışmış. Kocaelispor’u bugünlere getiren antrenör ve futbolcu tezgahına düşmemeye çabalıyor ama sizce rahat bırakırlar mı? Zor…

Ülkemizde bir teknik direktör enflasyonu olduğu gerçek. Zaman zaman başbakanı bile devreye sokan teknik adamlar var. Etik davranıp, ‘Bekleyeyim de beni bulsunlar’ diyenler, aç geziyor. Ama bin bir türlü katakulli çevirip kulüpleri soyup soğana çevirenler el üstünde tutuluyor ‘adam’ muamelesi görüyor.

Kocaelispor’da Mustafa Denizli’den Güvenç Kurtar’a, Osieck’ten Saftig’den Adnan Dinçer’e, Hüseyin Kalpar’a, Hikmet Karaman’a kadar birçok teknik adam gördük. Gazeteci olarak onlarla çalıştık. Kocaelispor’un göz göre göre çalınan paralarını, hiç bir mal alımı yapılmadan ödenen faturaları, malzemelerdeki büyük yolsuzlukları gördük; dilimiz döndüğü kadar yazdık, oralı bile olunmadı. Kulüpte görev almak için yapmadık yalakalık kalmayan bazı teknik direktörler, vurgunu yapıp çekip gittikten sonra, bir de alacakları için utanmadan kulübü mahkemeye verdiler ve transfer yasağı getirdiler. Kupalara, şortlara, formalara haciz getirdiler. Kanı Yeşil Siyah akanlar, Kocaelispor’un gerçek yeşil siyahlı asil kanını emdi… Kulübü 20 milyon liralık alacakla dolandıran ve bol bol futbolcu kakalayanlar, devlet tarafından yakalanıp hapse atılmasına rağmen, bu kentte ‘adam’ muamelesi gördüler.

Yediler yediler doymadılar… 2008’de kulüp yeniden Süper Lig’e yükselirken, çöreklendiler tesislere ve son bir vurgun yaptılar. Bu son darbe de kulübün kapısına kilit vurdu zaten. (O zaman sen neden yazmadın, konuşmadın diyenler, Kocaeli TV’deki yayınlanan ‘Süper Lig’e çıkarsak 2 yıl sonra kulübe kilit vurulur’ dediğimiz programımızı izleyebilirler, ya da yazılarımızı gazetemizin arşivinden bulup okuyabilirler)…

Basın mensupları olarak da, 2008’de yeniden Süper Lig’e çıktığımız bir sezonluk macerada, ‘Siz transfer yasağını kaldırın, transferleri yapın, heykelini dikeceğiz’ diyenler, transfer yasağını kaldıran adamları daha sonra hedef tahtası haline getirdiler. O zaman Karaosmanoğlu’nun verdiği 30 milyon lirayı duyup başımıza üşüşenler, sonra birer ikişer son vurgunu yapıp, defolup gittiler.

‘Kurtulduk mu?’ hayır. İşte yine kentin paralarıyla kurulan Kocaeli Birlikspor’un 20 milyon lirasını duyanlar kentin başına üşüştüler. Bakın teknik direktör adaylarına. Birçoğunun, Kocaelispor’u hacze veren utanmazlar olduğunu göreceksiniz. Şaşırmayın. Bu sülükler geçimini böyle sağlıyor. Saftirig kulüpleri soyuyor, sonra da soluğu Antalya, İspanya, İtalya, Brezilya sahillerinde alıyor… Ama en azından şu an için baltayı taşa vurdular. Murat Aydın, Fikret Yıldız ve Zeki Yüksel ile A.Ş. yönetimi karşılarına dikildi. Pabuç pahalı dediler. Körfez FK’da Serdar’ın isyan ettiği ‘Trabzon lobisi’ benzeri bir lobiye karşı direniyorlar. Hemşerilik ayaklarıyla yeni bir vurgun yapmaya hazır bekleyenlere ‘dur’ dediler. Ancak şirket yönetimine bakınca, ne kadar direnirler merak ediyorum.

Şimdi ikinci raunda hazırlanıyorlar. Bu üç imza yetkisi olan ismi kafa kola almaya çabalayacaklar. Üzerlerinde baskı kuracaklar. Hatta hatta yok malzeme alımı, yok futbolcu alımı, yok şu bu diyerek ‘ahlaksız tekliflerle’ gelecekler. Utanacaklar mı? Yooo… Dedik ya, ahlaksız tekliflere alışmışlar… Rüşvet çarkını iyi kullanıyorlar. Ama Murat Aydın’ı, Zeki Yüksel ve Fikret Yıldız’ı, rüşvetin teklif bile edilemeyeceği insanlar olarak tanıyoruz. Belki de bilerek seçildiler. Ne güzel !..

Bakalım teknik adam arayışında sonuç nasıl olacak? Ben de çok merak ediyorum. İsmi geçen Giray Bulak kentte ilk kez görev alacak. Eski bir futbolcumuz. Bu kenti iyi biliyor. Muharrem Uğur zaten eski teknik direktörümüz. Diğerlerini ise çok merak ediyorum vallahi. Ama bu gece yine yatarken düşünsün Yıldız, Aydın ve Yüksel. ‘Tüyü bitmemiş yetimin hakkı var’ o kullanacakları paralarda ve ben onlara güveniyorum.

 

 

 

……………………….

 

 

Güven tamam ama, Eyüp Çelik neden istifa etmedi ?

 

Bahçecikspor 2. Başkanı Eyüp Çelik, bana başkasına telefon ettirerek bir açıklama gönderdi. Bizim gazetecilik anlayışımızda açıklamayı yapanın ‘nezaketen’ bizi araması gerekir. Ama kabullendik. Konu nazik. Asarköy ile Bahçecik arasındaki meydan savaşları. Tam anlamıyla bir vahşet yaşandı. Allah’tan ölen olmadı, olabilirdi. İlk maçtakinde de, ikinci maçtakinde de olayları tasvip etmenin mümkünü yok. Asarköy başkanı bizzat beni aradı ve ‘Ben olaylardan utanıyorum, yönetimimi olaylardan aşırı. Biz yardım ettik. Ben de görevi bırakıyorum” dedi. Bu duruş benim hoşuma gitti. İlk maçtaki olaylardan sonra aynı duruşu Bahçecik yönetiminden bekledim açıkçası, ama bu beklentim, bu ülkeye göre fazla ‘lükstü’… Eyüp Çelik’i tanırım ama 5 dakika muhabbetimiz olmamıştır. Keşke kendisi arasaydı da, bu görüşümü aktarsaydım. Olaylar ne olursa olsun hiç bir şekilde savunulamaz. Sorumluluğu da bizzat almak gerekir. Olayları çıkaranları, insan canına kast edenle, mübarek günde buradan bir kez daha şiddet ve nefretle kınıyorum.

 

 

Sporculuk oynuyoruz

 

Yandaki sütunlarda da okuduğunuz gibi ‘Spora yeni bir işsizler ordusu’ katılıyor. Gelişmiş hatta bazen gelişmemiş dünya ülkelerinde, çocukların ders saatleri spora göre ayarlanırken, bizim çocuklarımız ders saatlerine göre spor yapıyor ve yine inanılmaz şampiyonluklar yaşıyor. Mesleğimizde bir çok şampiyonla karşılaştık ve çocukların hepsinin orta derdi “Ders saatleri idmanlarla çakışıyor ve biz de ders çalışamıyoruz ya da sporu bırakıyoruz” şeklinde dilleniyordu. Bu garabet durumun TOHM ile düzeltilmesine çalışılıyor ama yetersiz. Bu kez de çocuklar belli merkezlerde toplanıyor ve okullara da burada gidiyor. Derslerini de burada yapıyor ama ana babasında, yuvasından uzaklaştırıyor. Bu da bir nevi kölelik. Fransız’ların Afrika’dan siyahi futbolcuları küçük yaşlarda ana ocağından koparıp ülkesinde şampiyon yaptıktan sonra,  o çocukların Dünya Kupası’nı kazanıp, hiçbirinin ulusal marşı bilmedikleri için söylememesi gibi. Örneğin boksörlerimiz Erzurum’da. Atletler ilimizde. Diğer branşlarda başka illerde kamp merkezlerine alındı. Hedef olimpiyatlar ama ya bu çocukların ana baba sevgisi, aile ortamı ne olacak? Bu modern kölelik çözüm mü? Kesinlikle değil. Bunlar insan, makine değil. Ders saatlerini spora göre uygulayıp çocukları kendi köylerinde, kentlerinde, kasabalarında spor yaptırmak varken, bu mantıksız çözümü kim uydurdu merak ediyorum? Kardeşim, bu ülkede spor yapılmıyor, sporculuk oynanıyor. Sporculuk oynuyoruz… EvcilikDoktorculuk oynar gibi… Yazıktır günahtır. İşte BESYO’dan yine yüzlerce çocuğumuz mezun oldu. Bunların büyük bölümü işsizler ordusuna katıldı. Erkekler de askerliği ‘kısadan’ yapma avantajı elde etti. Dün İkizli Çeşme’den sabah işe gelirken, atletler gibi giyinmiş, göğsünde numaralar olan çocuklara ‘Siz atlet misiniz?’ dedim. ‘Ne atleti be ağabey, biz BESYO’da koşu sınavına giriyoruz’ dediler. Doğru, çünkü hiçbir bilinçli atlet, üzerindeki ‘atlet!’le sokaklarda şortla gezmez. Acaba Yavuz hocam başta olmak üzere diğer öğretim üyeleri, onları sokakta böyle görse ne derlerdi?.. ‘Beden eğitimi!’ bu olmasa gerek… Hatta ‘eğitim’ bu olmasa gerek… Derdik ya ‘Bu ülkede hepimiz sporculuk oynuyoruz’… “Türkiye’de futbol sever yok, Fenerli, Galatasaraylı, Beşiktaşlı var” diyen biri olarak yazıyorum bunları…

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 779 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
tayfun basavci
28 Haziran 2014 Cumartesi 18:19
18:19
hakan Yağcıoğlu ağzına sağlık ne kadar doğru söylüyorsun geçen gün benim sana anlatmak istediğimde bu idi
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim