• BIST 104.123
  • Altın 145,814
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 20 °C
  • Sakarya : 10 °C

Yakup Törk: 1 Kasım’da AKP’ye sürprizlerimiz olacak

Yakup Törk:  1 Kasım’da AKP’ye sürprizlerimiz olacak
CHP Kocaeli Milletvekili Yakup Törk, 1 Kasım’da CHP’nin oyunu arttıracağını söyleyerek, “Bu seçimde Kocaeli’de olarak AKP’ye çok ciddi sürprizlerimiz olacak. Bunu inşallah sandıkta göreceğiz” dedi.

CHP’nin 1Kasım seçimlerinde milletvekili listesinde 10. sırada yer alan en genç ismi Yakup Törk, partinin genç, enerjik, gelecek vaat eden isimlerinden biri. Yoksul bir ailede gecekonduda doğmuş ve hayatında sahip olduğu her şeyde kendi emeği var. Bu nedenle kıymet biliyor ve çalışmadan hiçbir şey olmayacağı bizlere gösteriyor. İlbeyli Mühendislik’in sahibi olan ve milletvekili adayı olarak sahalardan ayrılmayan Yakup Törk ile röportaj yaparak onu daha yakından tanıdık, farklı yönlerini öğrendik. Sporla ilgilenen, ailesine çok bağlı olan Yakup Törk siyasette de yaptığı çalışmalarla bir sonraki seçimlerde listede yerini sağlama alacak gibi duruyor. Yakup Törk, CHP’nin oyunu arttıracağını söyleyerek “Bu seçimde Kocaeli’de olarak AKP’ye çok ciddi sürprizlerimiz olacak. Bunu inşallah sandıkta göreceğiz” dedi.

 

Kendinizden bahseder misiniz biraz…

1981 yılında Darıca’da doğdum. Ortaokulu 60. Yıl Ortaokulu, liseyi Darıca Lisesi’nde okudum. 2004 yılında Kocaeli Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nden mezun oldum. Mezun olur olmaz iş hayatına atıldım. İnşaat mühendisi olduğum için inşaat şirketim var. Yaklaşık 11 yıldır konut üretiyorum. Daha çok Gebze ve Darıca bölgesinde faaliyet gösteriyoruz ancak İstanbul’da da projelerimiz oluyor. Meşgul olduğum iş bu, ama ben her zaman sosyal hayatta da aktif biri oldum. 2008 yılında kurulan Darıca Sanayi ve İş Adamları Derneği’ni kurucu üyeleri arasındayım. Gebze Ticaret Odası üyeliğim var. İnşaat Mühendisliği Odası’nda da aktif görevlerim oldu. Futbola büyük ilgim var. Eskiden oynardım ama buna sporu kulübü yöneticiliği yaparak devam ettim. 2010 yılında Darıca Bayramoğlu Kale Spor Kulübü’nde iki sezon başkanlık yaptım. Son iki senedir de profesyonel 3. Lig takımı olan Darıca Gençler Birliği Spor Kulübü’nün futbol şube sorumlusuyum. Yaşım genç ama sivil toplum kuruluşlarından hiçbir zaman kopmadım. Hep iç içeydim hala da öyleyim.

 

“DÜNYAYA SOL PENCEREDEN BAKIYORUM”

Siyasete de üniversite yıllarımdan tecrübeliyim. Kendimi hep dünyaya soldan bakan bir pencerede görmüşümdür. Çok aşırı uçlarda sola yakın değilim ama sol görüşlerim nedeniyle siyasete CHP’den girdim. 2009 yılında CHP’de siyasete başladım. Yani iş hayatıma atıldım. Yaklaşık 4 – 5 sene işler belli bir noktaya geldikten ve kendim de zamanla olgunlaştıktan sonra aktif olarak siyasette yer aldım. İnsanın hayatını değiştirebilmek noktasında siyasetin çok önemli olduğunu gördüm. Türkiye’de insanlara faydalı olabilmek için, insanların hayatını daha çok kolaylaştırabilmek için bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm. İlk olarak etrafıma baktığımda Darıca’nın çok kötü yönetildiğini gördüm. Ciddi sorunlar olduğunu gördüğüm için siyasete girdim. 2009 öncesinde de faaliyetlerim var ama aktif olarak 2009 yılında başladığımı söyleyebilirim.

 

“ADAMCILIĞA GİRMEDEN TEK BAŞIMA MÜCADELE ETTİM”

Siyasette ilk olarak 2010 yılında ilçe sekreterliği yaptım. Ben ilk başladığımda CHP Darıca İlçe Bakanlığı bir binanın üçüncü katında köhne bir yerdi. Biz burayı ilçe başkanımın ve yönetimin de desteğiyle Darıca’nın belki de en nezih yerlerinden birinde üç katlı çok güzel bir binaya taşıdık. İnsanları CHP’ye özendirmek için bu tür çalışmalar da yaptık. Bunların ardından 2010 yerel seçimlerinde ilçe sekreterliği görevimden istifa ederek Darıca Belediye Başkanlığı için aday oldum. Sandıktan da partide yeni olmama ve genç aday olarak pek çok dezavantajı arındırmama rağmen örgütten yüzde 40 gibi çok ciddi bir oranda oy aldım. Tabir-i caizse bu başarıyı tek başıma mücadele ederek elde ettim. O dönemde olan tek adamcılığa girmedim, birilerinin olurunu almadım, herhangi bir kimseden de görüş almadım bu yüzden çok rahattım. Ben kendim üyeleri dolaşarak bu süreci geçirdim ve yüzde 40 oyu aldım. Ancak tabi aday olamadım.

 

“HEDEFLEİR VE İDEALLERİ OLAN BİR SİYASETÇİYİM”

Cengiz Hamşioğlu Bey aday oldu o dönemde. Sonrasında da benim herhangi bir kırgınlığım veya kızgınlığım olmadı. Sonrasında gerçekleşen 7 Haziran seçimlerinde milletvekili aday adayı olmak için başvuruda bulunmadım. Partimizde yeterinde aday vardı, işlerimin de çok yoğun olduğu bir dönemdi. Ben bir kere adaya oldum ama insanların ‘her seçimde aday oluyor’ gibi bir profili bana yakıştırmasını istemem. Çünkü ben hedefleri ve idealleri olan bir siyasetçiyim. Ama bu 1 Kasım bambaşka bir süreç oldu. Özellikle 1 Kasım’da Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun o devlet adamlığı tavrı, bu seçimi gençlere ithaf etmesi, gençlere siyasetin önünü açacağını söylemesi, listeleri oluştururken de gençlere önem verdiğini göstermesi benim CHP’den milletvekili adayı olmamı sağladı. Bu süreçten sonra da aday listesine girdim. Partimin verdiği görevi başarıyla taşımaya çalışıyorum. Gebze bölgesi özellikle de CHP’nin az oy aldığı bölge. Buradaki oylarımızı arttırmak için adayım. Ben aldığımız oyun Darıca gibi bölgelerde artacağını düşünüyorum. Olumlu olacağını düşünüyorum.

 

“DİNAZORLAŞMIŞ YAPIYI SÖKELİM” SÖZÜNÜN ARKASINDAYIM

6 yıl önce üye olduğunuz partide bugün milletvekili adayı olarak bulunuyorsunuz. Pek çok kişi uzun yıllar partiye emek vermesine rağmen liste bile giremiyor. Siz bunu nasıl başardınız?

Ben siyasetin günü birlik olmadığını biliyorum ve olaya böyle bakmıyorum. Siyaset kendi istediğin göreve getirilmedin diye küserek, alınarak yapılmaz. Bunun bir anlamı olmaz. Bir kere kendime güveniyorum. Listelerde olmayabilirim de ama siyasette ve yaptıklarınız istikrarlı olursanız muhakkak bir yerlere gelirsiniz. Ben de gerek işim, gerekse siyasi çalışmalarımla bunu yaptığıma inanıyorum ve bu görevi hak ettiğimi düşünüyorum. Yani mesela ben inşaat mühendisliği mezunuyken İktidarı ve İdari Bölümler Fakültesi’nde İşletme bölümü master da yaptım. Dolayısıyla kariyerimi ve kendimi de belirli bir noktaya getirdim. Bu şekilde düşünüp geniş çerçeveden baktığımda CHP’nin beni koymaması için bir neden göremiyorum. Ve bence listede daha çok gencin olması da gerekir. Genel başkanımızın “Partimizdeki o dinazorlaşmış yapımızı sökelim” sözünün sonuna kadar arkasındayım. Ben gençlerin temsilcisi olarak görüyorum kendimi. Bizlerle beraber geriden gelen gençlerin önü açılacak. Bizlere bakıp feyiz almalarını ve hedeflerinin peşinden koşmalarını istiyorum. Çünkü mücadele etmelerse, istedikleri olmadığında kırılıp, küsüp giderlerde elbette ki istediği olmayacaktır.

 

“HAKETTİM AMA, OLMAYINCA KÜSÜP GİTMEDİM”

2014 yılında belediye başkan adayı olmayı çok hak ettiğimi düşünüyorum. Ancak aday olamadıktan sonra küsüp gitseydim, ben de kaybolacaktım. Ancak ben siyasette her şeyin var olduğunu her şeyin her an olabileceğini ben içime çoktan sindirdiğim için devam ettim. Benim kaçıncı sırada yer bulduğumun önemi yok. Önemli olan partiye ve ülkeme hizmet edebilmektir. Ama tabi ki de 200 – 300 bin oy alan bir partinin 11 kişilik milletvekili listesinde yer almak çok önemli bir görevdir. Sıranın hiç önemi yok seçim için asılacağız.

 

Kocaeli’yi ve Gebze’yi nasıl değerlendiriyorsunuz? Gebze’yi Türkiye’nin hangi bölgesiyle eş değer görüyorsunuz?

Kocaeli’de Türkiye’nin birçok bölgesinden, ilinden gelen vatandaşlar yaşıyor. Dolaysıyla bu tarz insanların yaşıyor olması Türkiye’nin rengidir. Kocaeli’nin de bu açıdan özelikle Gebze bölgesinde siyasi yönelimi temsil ediyor olmadı doğaldır. Gebze biraz daha farklı. Burada daha çok Karadeniz, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgeleri’nden gelen insanlar yaşıyor. Tabi diğer bölgelerden de insanlar yaşıyor ama bu bölgeler daha ağırlıklı. Biraz da bu yüzdendir Gebze’nin sonuçları ile ülkenin sonuçlarının birbirine yakın olması.  Ama bunun daha ileriye taşınması için tabi ki bizlerin çalışması gerekiyor.

 

CHP, Gebze’de 4 milletvekili adayı çıkarırken AKP’nin 7. Sırada bir aday çıkarmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Şimdi baktığımızda Gebze’nin nüfusu Kocaeli’den yüzde 45’i yani neredeyse yarısı ama AKP Gebze’ye yalnızca 7. sırayı layık gördü. Böyle bir bölgeyi görmezden geldiklerinde tabi halk da bunu görüyor. Biz muhalefet partisi olmamıza karşın Gebze’de seçilebilir sırada bir tane adayımız olmak üzere toplamda 4 tane adayımız var. Halkın bunu önemsiyor. Bizler de bunları anlatmaya çalışıyoruz. Genel başkanımız da söyledi takım tutar gibi parti tutmamak gerekiyor. Ülkeni durumu gözlemlenip ona göre vatandaşın oy vereceği partiye karar vermesi gerekiyor. Gerekirse bu seçimde emanet oy verin ama CHP’yi iktidar yapın ki ülkenin durumunu düzletelim. Bizim halka söylediğimiz tek bu.

 

“ÜLKENİN SORUNLARINA HAKİMİZ”

Emekliye iki maaş ikramiye ve taşeronluğun kaldırılması daha çok popüler olan maddeler ve bunların çok fazla öne çıkmasını biz de istemiyoruz. CHP’nin ülkeye çok ciddi bir bakış açısı var. Beş tane sorun olduğunu söylüyoruz ve bu konularda çözüm önerilerimiz var. Diyoruz ki bu ülkede çok ciddi demokrasi ve hukuk sorunumuz var. Eğitim çok ciddi anlamda çıkmaza girmiş. Ekonomi, üretime dayalı bir ekonomiye ihtiyacımız var ve biz tüketime dayalı ekonomiyle nereye kadar gideceğiz? Dış politikada artık ülke liderleri bizim başbakanımızın elini sıkmayacak duruma geldiler. Sorunlarımızda sonuncusu da doğu problemi ya da Kürt problemi artık adına ne derseniz… Türkiye’de beş tane çok ciddi sorunumuz var ve CHP’nin bu sorunlara çok ciddi çözüm önerileri var. Biz sorunlara çok hakimiz ve hepsine iyi planlanmış çözüm önerilerimiz de var. CHP iktidara geldiğinde bu sorunları çözecektir buna inanıyorum.

 

Kısa vadede baktığımızda sizin milletvekilliğini hedeflediğiniz çok açık ancak uzun vadede asıl hedefiniz daha üst kademelere gelmek olabilir mi?

Ben siyasette de hayatımda da hep en yukarılara bakmışımdır. Ben çok zor koşullarda büyüdüm. Varoş bir mahallede, gecekonduda doğup büyüdüm. Bunu söylemekte de bir sakınca görmüyorum. Benim annem okuma yazma bilmiyor. Ama ben öyle bir noktaya geldim ki… Yani zor şartlarda doğup büyüdüm, okul okudum, iş hayatına atıldım ama bu da beni kesmedi ve siyasete girdim. Belki de bu zor şartlarda büyümemden gelen bir istek ve her zaman en iyisini, daha iyisini yapmaya çalıştım. Bir şekilde kendimi fark ettirmeyi başardım. Ben lisedeyken de ya sınıf başkanıydım, ya okul sorumlusuydum. Lisede Eğitim Sen’in eylemlerine katılırdım. Daha 16 yaşındaki çocuğun yapacağı şeyler değil bunlar ama her zaman bir şeyler yapmaya çalıştım. Ailenin en büyük çocuğu olmam da belki sorumluluk almaktan çekinmeyen bir yağımın olmasına neden olmuştur bilemiyorum. Yaşadığım hayat ve şartları beni bugünlere taşıdı. Ben siyasette de kendime güveniyorum aldığım eğitim ve aile yapısı bana bu güveni veriyor. Bu nedenle ne üst nokta neresiyle oraya gitmek isterim tabi ki.

 

Bildiğim kadarıyla daha önce etkili iletişim, beden dili, hitabet gibi siyasetin yapı taşları sayılan eğitimler almışsınız.

Bu eğitimlerin hepsini geleceği planlarken yaptığım çalışmalardı. Ben bunların hepsini aday olmadan önce düşündüm. Siyasete atıldığım ilk yıllarda bunların önemini ve yeterli olmadığını hissettim. Her ne kadar iyi bir eğitim almış olsanız da bunların bir siyasetçinin hayatında olması gerektiğini ve bazı şeylerin de gerçekten bilimsel yöntemlerle yapılması gerektiğini gördüm. Bunları bildim için yararlı olacak ve ilerideki hayatımda da bana fayda sağlayacak eğitimleri aldım ve kendime donanım kattım. Her geçen gün yeni şeyler öğreniyoruz, umuyorum daha da iyi olacak.

 

Siyasette gençlerin önünü açmak konusunda kararlar alınmasının nedenlerinden biri de gençlerin her zaman yeniliğe ve gelişime açık olması olabilir mi sizce? Çünkü yeni nesil hep rakiplerle karşılaştığı için her zaman fark yaratmaya ve kendini donanımlı yetiştirmeye bir anlamda mecbur bırakıldı.

Artık bambaşka bir çağa girdik. Toplumsal olaylara anında reaksiyon verebilecek, sosyal medyayı iyi kullanabilecek bir yapıda olmamız gerekiyor. Siyasetçilerin de bu konularda gelişmesi lazım. Anında her şeyi görecek ve tepki verebilecek. Bahsettiğimiz o klasik siyaset zaten yavaş yavaş sonlanıyor. Dolayısıyla siyasetçilerin de buna yavaş yavaş ayak uydurması lazım. Giyimiyle, yaşam tarzıyla özel hayatıyla ve kişisel gelişim özellikleriyle kendini siyasetçi olarak yetiştirmesi lazım. Biz siyasetçiler olarak halkın önündeyiz. Yani yaptıklarımızla ve hayatımızla bir anlamda örnek olmalıyız. Mesela  siyasetçilerimiz yıllarca halkın önünde sigara içtiler. Bunların olmaması gerekirdi. Topluma hitap edecek siyasetçinin Türkçeyi gerçekten çok iyi kullanması lazım. Eğer yerel konuşma tarzınıza devam ederseniz bu sefer size inanan ve sizi dinleyen kişiler de örnek alarak ilerleme kaydetmezler. Bu durumda da istediğimiz noktaya gidemeyebiliriz.

 

Türkiye’nin şu anki gündemini nasıl değerlendiriyorsunuz? Cumhuriyet tarihinin en kanlı terör saldırısını yaşadık…

Gerçekten çok fahşice bir olay. Anma programlarına katılıyoruz ama bu acıyla ilgili bir şeyler söyleyebilmek mümkün değil, çünkü gerçekten çok büyük, gerçekten can yakıyor. Ankara’da barış diyen, kardeşlik diyen insanları, bir arada yaşama hevesiyle alanlarda toplana çoluk çocuğun bu şekilde katledilmesi içimize sindirebileceğimiz bir şey değil. Bunu yapalar en ağır cezaları alsın diyoruz ama kim tarafından yapıldığı da henüz belli değil. Çok zor bir durum. Bence ülke olarak buna karşı tepkimiz orta koyamadık. Toplu olarak tavrımızı ortaya koyamıyoruz. Fransa’da bir Charlie Hebdo saldırısı oldu ve yalnızca Fransa’nın değil tüm dünyanın liderleri kol kola girerek yürüdüler. Ama biz burada Fransa’da ki saldırının on katı daha büyük bir saldırı karşısında bu insanlar için bir araya gelip de karşı tavrımızı koyamadık. Bu çok kötü bir durum. Başbakan eğer cenazelere katılamıyorsa, olay yerine dört gün sonra gidebiliyorsa, burada büyük bir sıkıntı var demektir. Yapılan anma ve iş bırakma eylemlerine karşı insanları ötekileştirip o insanlara destek olmak yerine köstek olunuyorsa o zaman önce kendilerine bakacaklar. Benim gördüm resim bu. Keşke böyle olmasaydı.

 

“BU CENAZELER HEPİMİZİN”

Böyle bir olaya herkes üzülür, herkesin içi yanar. Üzülmemek için insan olmamak lazım ama hangi pencereden baktığımıza bağlı. Dolayısıyla sahip çıkmamız gerekiyor. Bu cenazeler hepimizin ve ülkedeki herksin içini yakmış olması lazım. Bu olanlar çok çok kötü yani üzerine konuşmak bile çok zor. Biz cumartesi gününden beri partimizin olduğu kararla çok bir çalışma da yapamıyoruz. Bu olaydan sonra sahada çıkıp oy istemenin de bir anlamı yok. Ölümlerin konuşulduğu yerde siyaseti konuşmak çok zor.

 

Erken seçimi 1 Kasım’da yapılacak olan erken seçimlerden sonra sonuçlar 7 Haziran ile benzer olursa ne olacağı konusundaki düşünceleriniz nasıl?

Sonucunu görmeden yorum yapmanın bir anlamı yok ama diyelim ki aynı sonuçlar çıktı… Koalisyon kurulmak zorundadır ve CHP bu koalisyonun içinde olmalıdır. Ülkenin geleceği için, birliği için CHP 7 Haziran’da gösterdiği tavrı 1 Kasım’da da gösterecektir. Diğer partilerin de artık siyasetin ülkenin selameti için, geleceği için yapıldığının farkına varıp daha fazla diretmemeleri gerekir. Ama ben daha farklı bir sonuç bekliyorum. Mevcut tablonun değişeceğine inanıyorum.

 

AKP’nin Kocaeli’deki adaylarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKP’nin adaylarını değerlendirmek bize düşmez. Allah yollarını açık etsin. Çalışsınlar, biz de çalışıyoruz. Ama bizim adaylarımız daha donanımlı, daha halkçı, herhangi biri kaygı gütmeden aday olmuş kişiler. Ama bizim bu seçimde Kocaeli’de olarak AKP’ye çok ciddi sürprizlerimiz olacak. Bunu inşallah sandıkta göreceğiz.

 

Adaylık başvurusunu da eşiniz ve çocuklarınızla birlikte gitmişsiniz… Ailenize bağlı olduğunuzu gösterdiniz. Ancak iş adamı olmak ve siyasetle uğraşmak bir anlamda özel hayatını olumsuz etkiliyor olabilir. Eşini sizi bu konuda sonuna kadar destekliyor mu yoksa biraz daha kenarda durmanızı mı istiyor?

Genellikle tek gidilir veya yanlarında danışmanı vs olur adayların ancak ben siyasetsi kendi özgüvenimle yapıyorum ve herhangi bir kimseye bağlı değilim başvuruyu ailemle birlikte yapmam da bunu yansıtan bir tabloydu. Eşim de tabi ki her kadın gibi “Acaba biraz daha kenarda mı dursan” diyor ama aslında bunu artık kabullendi. Çünkü biz bunlar hep birlikte konuşarak yürütüyoruz ve beni her koşulda destekliyor. O da her şeyden önce iyi bir solcu iyi bir CHP’li. Elbette aileye zaman ayırmak iş yoğunluğunda ve siyasi yoğunlukta zor ama kendisi de kabul ettiği için çok sıkıntı yaşamıyoruz şu anda. Röportaj: Hilal GÜDÜCÜ

hilal-006.jpg

 

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
selda
19 Ekim 2015 Pazartesi 09:45
09:45
CHP'nin sürprizinden korkan AKP'liler hemen karşı atağa geçmiş. Telaşa kapılın bence de bu seçim de sizin olmayacak!
meto
16 Ekim 2015 Cuma 23:39
23:39
chp demek yokluk demek.millet size inanırmı zannedıyonuz.bu halk bu kadar enayi değil.kendiniz calar kendiniz oynarsınız.süprizi kasımda sız görürsünüz....ha hdp ha chp..aynı tencerenın kapakları
meltem
16 Ekim 2015 Cuma 23:02
23:02
hayal kurmaya devam edin bu millet tek parti siz kalsanız yine sizi iktidar yapmaz geçmişte insanlara neler çektirdiklerinizi unutmadık
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim