• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Kocaeli : 0 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 0 °C

YALNIZLIK VE YAŞAM

Tarık Bağdat

"Yalnızlık mı? Gerçeği söylemek gerekirse yalnızlık tek başına olmak değildir. Düşünceler yalnız insanlara her zaman eşlik eder. Çare bulunamayan yalnızlık başka bir şeydir. Gerçek yalnızlık, karşısındaki insanın bakışlarında kendini gösteren yalnızlıktır." diyor , Michel del Castillo
Her birey kendi yaşam dilimi içinde, gerek mutsuzluk yaratacak değişik olaylar karşısındaki üzüntü, keder ve endişelerini, gerek bunun karşıtı olan ve ona mutluluk veren sevinç, neşe, coşku, heyecan hissedebileceği duygularını içsel dünyasına gömebilir, saklayabilir veya davranışlarıyla, sözleriyle dışındaki dünyaya bunları yansıtabilir; bu doğal bir durumdur.
Yaşamda karşılaşılan olaylara verilen tepkiler bireyden bireye, topluma, kültüre, sosyal statüye, kişinin içinde olduğu zaman dilimine bağlı olarak göreceli olarak değişebilir. Özetle, bir olay karşısında, kişinin o olaya yüklediği anlam, kişiden kişiye göre değişir. Nedeni beyinsel değerlendirmenin kişiden kişiye farklı oluşundandır.
Bilişsel(beyinsel) değerlendirmede, yani bir olaya birey tarafından yüklenen anlam belirlenirken, bireyin genetik yapısı (esnekliği, hoşgörüsü ve katılığı), yetiştiği aile içindeki anne baba öğretileri, kardeş ilişkileri, büyükbaba - büyükanne arketipleri (uzak geçmişten getirilen gelenek ve görenekler), yetiştiği sosyal çevre, kültür, okuduğu okullar, öğretmenlerin aktardıkları ve arkadaşları gibi çeşitli etmenler göz önünde bulundurulmak zorundadır.
Bu bağlamda yalnızlık yaşamamak için insanlar yaşadığı, bulunduğu kendi sosyal çevreden uzaklaşmaması gerekir. Eğer uzaklaşır ise, bireyin yaşamda göreceli olarak karşılaşabileceği temel davranış biçimlerinin gerçekleri vardır. Bu gerçekler kişinin çevresi tarafından bir kenara itilmesi gibi tarif edilse de, yaşadığı ruhsal durumu ile toplumdan ve çevreden kendisini soyutlayarak iç dünyasına çekilmesidir, yani yalnızlıktır.
İnsanoğlu, toplum yaşamı ve belirli bir sosyal düzen içinde varlığını sürdürürken, bu değerlerden yoksun olarak yaşayamayacak kadar güçsüz ve korumasız bir varlıktır. Öyle ise yalnızlığı niye istesin ve arzulasın ki? Acaba yalnızlık, sonsuz bekleyişler ve arayışların sığınağı olacak kadar ulaşılamayacak bir özlem mi? Yoksa bir nedenle yalnızlık girdabının yok edici sahasına itilince korkulacak kadar ağır bir ceza mı? Nedir yalnızlık?
Yaşlandıkça fizyolojik olarak bedenleri adına çok şey kaybeden insanlar, yaptırım güçleri azalıp sahip oldukları olanaklar ellerinden çıktıkça güçsüzlüklerini ve hiçliklerini anlarlar. Zaman içinde bu kimselerden, "elimden bir şey gelmez; onsuz yapamam; beni hayata bağlayan o idi; beni yalnız bırakın; kimseyi görmek istemiyorum" gibi serzenişlerde bulunduklarını sıkça duyabiliriz.
Yalnızlık hissi yaşayan insanların, yüzlerinde bu duygunun belirtileri vardır. Bu insanlar, genelde psikolojik çöküntü içinde olup, yüz ifadeleri anlamsız, dalgın olarak bir noktaya bakan ve her şeyden kaçıp kendilerini soyutlayan davranış kalıbı içindedirler. Güçsüzlüklerini ve çaresizliklerini kabullenirler. Olaylar karşısında sinik, halsiz ve tepkisiz insanlardır. Bu tip belirtilerin süresi ve şiddeti, yalnızlığa sebep olan tesirin önem derecesi ile birlikte, kişide yaptığı ruhsal ve bedensel streslere de bağlıdır.
Yalnızlık hissini yaşayanlar, yalnızlığı, yalnızlık aktivitesi içinde çözeceklerine inandıkları ve algıladıkları için yalnızlığa boyun eğerler. Bu nedenle de, günlük yaşam çemberi içinde daima sosyal sıkıntılarla beraberdirler.
Bu durumda insanların yalnızlığa ya da kendi sosyal yaşam çevresinden uzaklaşmamak için bazı yapması gerekenler vardır. Bunu yapması sosyal yaşamdan kopmaması yaşadığı çevreden uzaklaşmaması için elzemdir. Yeter ki doz iyi ayarlanmış olsun.
Zaten kendini bilen insanlar dozu ayarlamasını da iyi bilirler. Yeter ki güven devam edebilsin.

Bu yazı toplam 857 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim