• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 15 °C
  • İstanbul : 18 °C
  • Sakarya : 15 °C

Yapraklar birer birer solup dökülüyor

Bilgutay Bağdat

Kelimelerin yetersiz kaldığı, cümlelerin bağlanamadığı, boğazınıza bir şeyin düğümlenip oturduğu anlar vardır…

Nefes bile alamadığınız sadece oturduğunuz yere çöktüğünüz ve ayağa kalkamadığınız anlar vardır. Duyduğunuzda biçare olduğunuz dermansız dert… Ölüm!.. İnsanoğlunun var olduğu günden beri çaresini bulamadığı, çaresiz kaldığı tek konu ölüm ve ölüm haberleri…

Kafanızda bir türlü kabul etmek istememenize rağmen çın çın öten acı gerçek söz; “Her nefis ölümü tadacaktır”

Öyle insanlar vardır ki; öldüğü haberini aldığınızda onun öldüğüne inanamazsınız. Yaşamınızda öyle önemli ve vazgeçilmez bir yere sahiptirler ki; onların akış içindeki yerinin hep var olmasını istersiniz. Onlara ölümü konduramazsınız…

Tıpkı Annem, babam gibi, sevgili Orhan Sarı gibi ve bu bayram arifesinde duyduğum Anahtarcı Kadir’in vefatı gibi… Galiba son bahar geldi; yapraklar sararıp sararıp dökülmeye başladı hâlbuki onlar bize oksijen sağlayan yapraklardı, her gün gördüğümde saygı duyduğum yapraklardı.

Sevgili Hüseyin Gencer Facebook sayfasında paylaştığı anda içimden bir tel koptu sanki. Çok üzüldüm.

Karamürsel’de Amiral Karamürsel İlkokulundan sahile doğru inen Dikdemir Sokağı vardır. Ve o sokağın içinde hala kullanılan sıra dükkânları vardır. İlk zamanlarında orada bir ocakbaşı dükkânı vardı. Sırım gibi bir adam ocakbaşının önünde aynı Diyarbakır’da, Gaziantep’te, Urfa’da olduğu gibi öğlenleri ciğer şiş, et veya kıyma şiş yapar ve sohbeti ile ortalığı şenlendirirdi. Bütün eğitim camiası ve çarşı esnafı o dükkânda sohbet edip şiş yemeğe bayılırdı.

İlk o leziz çektiği şişlerden tanımıştım. Bir süre sonra da Anahtarcı Kadir olarak karşıma çıktı; Kado. Anahtarcı Kadir’i bilmeyen yoktur Karamürsel’de. Kapıda kaldın mı açarsın telefonu on dakika sonra yanında biter Kado.

Hırsız girdi kapıyı patlattı, cilingir lazım, akıllara her anahtar işi geldiğinde ilk akla gelen anahtarcı Kadir olurdu. İş yeri her ne kadar ilk günkü gibi Dikdemir sokakta bulunan dükkânsa da onu genellikle Öğretmen evinde yâda Emekliler lokalinde dostları ile beraber görürdün. Herkesle dost herkesle arkadaş idi. Dükkânda hanımefendi kimliği ile hanımı son zamanlarda da oğlu durur kendi ise koşuştururdu. Karamürsel’in her yerine koşardı toplam gelme süresi 10 dakika idi.

Bizim ailemizin anahtarcısıydı. Rahmetli babam dışarda kalsa Kadir’i çağırır. Oğullarım anahtarı kapıda unutsalar Anahtarcı Kadir amcalarını çağırırlardı. Benim sorunum olsa ararım “-Nerdesin hocam?” Diye önce sorar adresi verirsin “-ondakka sonra ordayım” der ve inanın 10 dakika sonra orada olurdu.

Can dostu Orhan Sarı’yı kaybedeli tam bir sene olmuştu. Orhan Sarı’nın ölümü İki neşeli iki kafadarı ayırmıştı. Bu ayrılık çok sürmedi. Yine bir yerlerde buluşmanın yolunu buldu kadim dostlar. Eminim yine gırgır yapacakları ortamı buldular. Ve yine bir yerlerde Nazım Hikmet şiirlerinin vazgeçilmezi edebiyat öğretmeni Baki hocayı ’da bulmuşlardır, kim bilir.

Fen bilgisi öğretmeni Serhan Özdemir’in dediği gibi ;”Ölüm dediğin nedir? Aslı kalleşlik bir hastalık olsa da yıldızlar onları bizimle buluşturacak. Işık var oldukça onun enerjisinden tekrar hayat bulacak..”

Tam Kado’nun ayrılığına alışmaya çalışırken bir haber daha geldi. Ahmet Selvi namı değer Trafikçi Ahmet abinin vefatı haberi sarstı beni. Hayatımda ilk defa bir bayram tatile çıktım tüm sevdiklerim sararıp solmaya başladı.

Çocukluğumdan tanırım Ahmet Selvi ağabeyimi, trafik polisi kıyafeti o dönem giydikleri meşin ceketi ile hafif hafif sağa sola sallanarak gezerdi. Karamürsel ışıklarında Amerikalıların artık kullanmadığı üstünde kocaman bir polis lambası olan çıkma bir ford araba ile trafik kontrolü yapardı. Arabayı çalıştırmak için her seferinde iterlerdi. Karamürsel’in tek polis arabası idi ve tek kullananı da Ahmet ağabeydi. Kendinden küçüklere “naber koçum” diye seslenirdi. Herkesin ve her kesimin sevdiği bir insandı. O da Kado gibi dostların vazgeçemediği değerde bir insandı. Uzun yıllardır hasta idi ve onunda ölümü ani oldu.

Yapraklar bu bayram o kadar çok dökülmeye başladı ki yeni bir habere şaşırmaz olmuştum. Çarşamba sabaha karşı yeni bir haber daha aldım.

Çerkez tarihi, Karamürsel ve çevresi konusunda çok değerli araştırmaları olan naif kişiliği ile tanınan Cemalettin Özbay vefat etti.

Aman! Allah’ım nasıl üst üste geliyor.  

Kado’nun sayfasında gördüm seven bir yakını şöyle yazmıştı “ – Hangi yürek ayrılığa alışır? Hangi can sevdiklerinin yokluğuna giden huzura kavuşur da bilmez mi kalan canlı bir cenazedir. Artık ömrümüzde kaç kişi var çocukluğumuzdan yadigâr? Kaçı yanımızda? Kaçı artık sadece hatıralarda? Kaç ölümü daha kaldırır kalbim bende? Genç değilim biliyorum her gidenle biraz daha eksiliyorum, daha çok acıtıyor vedalar daha çok kanatıyor ciğerimi şimdi. Siz sevdiklerimize kavuşurken biz sizsiz kaldık.”

Sevgili Kado, Sevgili Ahmet Selvi ve Sevgili Cemalettin Özbay babama ve anneme selam götürün ne olur ve onları benim için ellerinden öpün olur mu?    

Nur içinde yatın…

Bu yazı toplam 2195 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
JANSET ÖZBAY AKGÜL
30 Eylül 2016 Cuma 13:40
13:40
Canım babam Cemalettin Özbayın yokluğuna alışmam çok kaybetmekle hayatımda bir boşluk ki yeri doldurulamaz yerin mekanın cennet olsun seni canından çok seven kızın Janset.
Murat Yalçın
19 Eylül 2016 Pazartesi 10:35
10:35
Sevgili hocam, yine bize duygulu anlar yaşattın. Tüm vefat edenlerin mekanı cennet olsun.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim