• BIST 83.037
  • Altın 147,024
  • Dolar 3,7684
  • Euro 4,0483
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 6 °C

Yargı ve savunma hakkı…

Mustafa Küpçü

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Anayasaya bakarsanız; “Demokratik, laik, sosyal bir HUKUK DEVLETİ.”

Demokrasimizin, laik ve sosyal devletin perişan halini bir kenara koyalım, şu temel soruyu soralım; “HUKUK DEVLETİ miyiz?”

Hukuk Devleti’nin en temel özellikleri; Güçler ayrılığı ve siyasi iktidarın yargısal denetimidir.

Siyasi iktidar, demokratik bir seçimle belirlenecek ve fakat; “Ben şimdi iktidarım. Ben ne dersem o olur! Ne Anayasa tanırım ne de Yargı denetimi” diyemez!..

AKP iktidarı, 2007 seçimlerine kadar toplumun büyük bir kesimi için “umut” veriyordu. Anayasa’ya, yasalara, yargı kararlarına saygılıydı.

Ama, seçimlerde sağlanan oy artışı ve Meclis’teki parmak sayısı AKP’de önemli değişimlere neden oldu!

Bir AKP üst yöneticisi; “YARGI DA MİLLİ İRADEYE RAM OLACAK!” diyordu!

Başbakan Erdoğan, bir 23 Nisan töreninde, koltuğuna oturan kız çocuğuna; “Şimdi sen Başbakansın. İSTER ASAR İSTER KESERSİN” diye demokrasi dersi veriyordu!

AKP iktidarı giderek pervasızlaşıyor ve Cumhuriyet’in temel değerlerine ve özellikle “laik devlet” kimliğine aykırı bir tutum içine giriyordu! Cumhuriyet Başsavcılığı, kapatılma istemiyle AKP hakkında 14 Mart 2008’de dava açtı. Dava, 30 Temmuz 2008’de sonuçlandı. Kapatılma istemi, 6 evet-5 hayır oyu ile reddedildi. Ama Anayasa Mahkemesi’nin 11 üyesinden 10’u, “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmak” gerekçesiyle, hazine yardımının kesilmesine karar verdi!

Bu tarihten itibaren, AKP’nin Yargı erki ile “Güç Kavgası” başladı!

“12 Eylül Darbe Anayasası’nı değiştirmek ve “12 Eylülcülerden hesap sormak” sloganları eşliğinde, Anayasa’nın 23 maddesi üzerinde değişiklikler yapıldı ve 12 Mayıs 2010’da HALKOYU-REFERANDUM yapıldı ve yüzde 57.88 evet, yüzde 42.12 hayır oyu ile kabul edildi. Erdoğan, “Bana göre hayır oyu verenler darbecidir” dedi!..

Bu referandumda; “YETMEZ AMA EVET” diyenler vardı! Onlar, daha sonra asıl amacın “Darbe Anayasası’ndan kurtulmak ve 12 Eylülcülerden hesap sormak” olmadığını anladılar!

İşte bu referandum sonrası AKP’nin yargı üzerinde EGEMENLİĞİ başladı!

Yargı’da “gümüş yüzüklü Cemaatçi Savcı ve hakimler” vardı ve giderek yayılıyordu! Bu tarihten sonra siyasi iktidarın yargı kadrosu ortaya çıktı!

Yargı’nın siyasallaşması, HUKUK DEVLETİ kavramının çöküşü demekti! Ama, “Demokrasi, laiklik ve hukuk devleti” ile kavgası olanlar için böyle bir kaygı yoktu!

“Güç zehirlenmesi” öyle bir noktaya geldi ki, 10 Mayıs 2014 günü, DANIŞTAY’ın 146. Kuruluş yıldönümünde, dünden bugüne teamüller gereği söz alan, “SAVUNMA” temsilcisi Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun konuşması, Başbakan Erdoğan’ın sert tepkisiyle kesildi! Erdoğan, konuşmayı “edepsizlik” olarak niteleyerek salonu terk etti!

2015’de “gelenek ve teamüller” bir kenara atılarak Barolar Birliği Başkanı’na konuşma hakkı verilmedi!

YARGI da RAM olmuştu nihayet!..

Artık, Meclis’e gelmesi ve alenen görüşülmesi gereken SAYIŞTAY Raporları saklanıyor, DANIŞTAY Kararları uygulanmıyor, ANAYASA Mahkemesi Kararları yok sayılıyor!

Türkiye’de, Anayasa’da olmadığı halde; “Fiilen Başkanlık Sistemi” uygulanıyor! Erdoğan; “Anayasayı bana uydurun” diyor!.. Oysa, o Anayasa üzerine yemin ettiğini unutuyor!

Bu arada, AVRAPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ’nden Türkiye’ye ceza üstüne ceza geliyor!

Bu durum, Türk Yargı sistemi için gurur mudur, utanç mıdır? Bu soruya da Yargı mensupları yanıt versinler!

En basit örnek; basın suçlarında dava açma süresi 4 aydır. Can Dündar ve Erdem Gül hakkında 5.5 ay sonra dava açılıyor! Anayasa Mahkemesi “tutuksuz yargılama” kararı verdi diye yerden yere vuruluyor!

Savunma Hakkı mı?

Böyle bir yargı düzeninde savunma hakkının eksiksiz kullanılabileceğine kim inanır? İşte, 5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle İstanbul Barosu’nun yayınladığı bildiriden birkaç satır;

  • Yargımız bağımsız ve tarafsız değil,
  • Kuvvetler ayrılığı, kuvvetler birliğine dönüştü,
  • Anayasa açıkça çiğnenebiliyor, buzdolabına konulabiliyor,
  • Yürütme, yargıyı baskı altında tutuyor,
  • Savunma hakkı engelleniyor,
  • Avukatlar polis şiddetine maruz kalabiliyor, beli kırılabiliyor!

Tarih, iktidar dönemleri ADALET içinde yaşanan liderleri saygı ile anar ve unutmaz. Zorbalıkları da öyle!..

Bu yazı toplam 922 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim