• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli : 7 °C
  • İstanbul : 8 °C
  • Sakarya : 7 °C

Yarımca’nın yarım işleri

Bülent Ekinci

 

Körfez Yarımca’da yaşıyorsanız biraz sabra biraz da şansa ihtiyacınız var.

Körfez İlçesi’nin elit tabakası denilen bölge, son yıllarda kaderinin en talihsiz dönemini yaşıyor.

Sorunların sıralarken nereden başlayacağımı bile bilemiyorum.

Yol medeniyettir deyip, Yarımca’da ki yolsuzluğu anlatayım size.

Yarımca’nın girişi, yani Tüpraş sapağından Altınevler’e kadar olan kısım, tır ve kamyon parkına döndü. Tüpraş’a çalışan araçlar ilçe girişini felç etmiş durumda. Sağlı sollu park edilen tırlar, birbiriyle yarışan kamyonlar bölgeyi iyiden iyiye tehdit ediyor. Yarımca girişine bir kamyon kantarı yapıldı. Körfez’in en elit caddesi, yani Mehmet Akif Ersoy Caddesi bir kamyon kantarı ile başlıyor. “Burası Türkiye, burada her şey mubahtır” zihniyetiyle bu duruma kimse tepki göstermiyor. Üstelik bu kantar yapılırken kazılan yollarda yenilenmedi. Üzerine toprak serilip bırakıldı. Şimdi ise kazılan yollar çukur durumda.

Sonra Telekom…

Onlar da kazıdı. Yarımca’yı köstebek gibi kazdılar. Kazdıkları çukurular yine toprak örtülerek kapatıldı. Vatandaşın iddiasına göre Telekom, yer altındaki kablolarını bulmak için bu kadar fazla yer kazımış. Ama azmin elinden hiçbir şey kurtulmaz, bulmuşlar aradıklarını. Artık kazımıyorlar.  Kazdıklarını da toprakla doldurmuşlar.

ZABITA EKİBİ

Yarımca’da otomobilinize park yeri bulma ihtimaliniz, çölde kutup ayısına rastlama ihtimalinden bile daha az.  Caddenin bir şeridine otomobil bırakmak yasak! Diğer şerit ise bölge esnafına ait…

Sokak araları ise evlere şenlik…

Diyorum ya Yarımca’da yaşamak zor.

Çelik gibi sinirleriniz olmalı.

Birde pazar günlerinin vazgeçilmez aktörleri, yani zabıtalar var. Pazar günü Yarımca’lı, zabıtanın sireni ve anonslarıyla uyanıyor. Erteledikçe çalan, çalar saat gibiler. Trafik yönünden haftanın en sakin günü saya bileceğimiz pazar günleri hemen her Yarımcalı, zabıta sirenleri ve anonslarıyla uyanıyor. 

“41 bilmem ne aracını çek oradan”, “41 bilmem ne bekleme yapma” sanki, “Pazar pazar biz uyumuyorsak sizde uyumayın” dercesine, şehrin huzurunu kaçırıyorlar. Desibeli yüksek araç hoparlörlerinden yapılan anons ve çalınan sirenler, sinirler hoplatılıyor.

Yarımcalı dişini sıkıyor. Yarımcalı sabrediyor… Bütün gün Yarımca’da bu sesi duymak insanı çileden çıkartıyor.

CANLI YAYINDA MAÇ

Ben de Yarımca’da oturuyorum. Maç yayınları için Digitürk alacaktım, vazgeçtim. Evimin karşısındaki bilardo salonu maç günleri ses sistemini öyle bir açıyor ki, evimin salonundan maçı dinleye biliyorum. Bütün sokak, maçı evinde dinliyor.

Zabıtayı arayıp şikayet edelim diyoruz, onların da durumu da ortada. Az önce anlattığım gibi, onlar bir başka alemde.

Tabi gece oluyor, alışveriş merkezlerinin soğutma sistemlerinin yaydığı gürültü eşliğinde uyuyoruz. Sabah kalktığımızda, bütün sinirler sıfır kilometre. Güne iyi başlayalım diyoruz, şöyle bir balkona çıkıyor, iki elimizi yumruk yapıp gerilerek ciğerlerimize sanayiden arta kalan havayı çekmek üzereyken, “Ohhhh o da ne” karşı binadaki pencere gözünüze takılıyor. Tüpraş taşeronlarının otele çevirdiği evlerden sadece biri bu. Adam odaya ranzaları doldurmuş, bayrak gibi çamaşırlarını asmış, perde, tül hak getire, camın kenarındaki ranzada gerile gerile uyuyor. O değil cam kırılsa aşağıya düşecek bizimkisi.

Neyse sabret Körfezli, dakikalar kaldı. Az sonra Yarımca’dan çıkacaksın ve İzmit’e gideceksin.

 

Kitle oyları, derneklerin cebinde mi?

 

Hemşeri dernekleri, yardım dernekleri ve diğer STK’lar. Misyonu güçlü, gönüllülük esasıyla görev yapan minyatür meclislerdir.

Kentlilik hayatında önemi büyük ve saygın birer oluşumdur aslında. Dernekler, kültürlerin yaşayabilmesi, çok sesliliğin sağlana bilmesi ve birlikteliğin oluşabilmesi için, bazen de hak aramayı kolaylaştırmak, kimi zaman yardımlaşmayı sevdire bilmek için elzemdir.

Ama işin içine siyaset girince durum biraz değişir. Ben de bir hemşeri derneğine mensubuyum, ben de bir STK’nın üyesiyim. Hatta bir dönemde meslek örgütümde yöneticilik yaptım.

Dernekçi olmak, cemiyetçi olmak, siyasetçi olmaya benzemez.

Herkesin kendi hür iradesi, herkesin kendi siyasi fikri var. Bu fikirleri dernek üyeleri adına kullanmak dernek yöneticilerin yakışmaz.

“Benim derneğimin şu kadar üyesi var” deyip, siyaset pazarlığına girenler, temsil ettikleri kitlenin günahına girer.

Kimsenin oyu kimsenin cebinde değil. Dernekler siyasetin arka kapısı da değil. Cesareti olan siyaset yapar, temsil ettiği kitleyi siyasete alet etmek için yönetmez.

Birçok dernek var ilimizde ama kimi derneklerin siyaset pazarlığına girdiğini duyuyoruz. Kimi temsil ettiği il derneğinin sayısından bahsederek siyasetçileri tehdit ediyor, kimi ise dernek üyelerinin oylarını kendi oyu gibi sayıyor.

Kendi namıma söylüyorum, “Benim oyum benimdir, üyesi olduğum derneğin, hele ki o derneğin başkanının değil. Özgüveni olan hiç kimse, istemediği partiye, sırf başkanı istiyor diye oy vermez.

Güzelim dernekleri kirletmeye çalışanlara pirim tanımamak lazım. Her ne kadar hemşerimiz olsa da.

 

Hüseyin Özeri, çok üzgün

Kentimizin tanınmış esnaflarından biri Hüseyin Öziri… AK Parti’nin kuruluşundan bu yana içinde olan bir isim. Siyasete hevesli ve siyaset yapmasında fayda gördüğüm insanlardan biri.

Kendisini iyi tanırım. Yüzünü bir gün görmesem işim rast gitmez. Mutlaka günde bir kez gülen yüzüyle iki kelam sohbet etmem lazım.

Ama Hüseyin kardeşim bu aralar üzgün. Yüzünden düşen bin parça.

Onu tanıyanlar üzgün oluşunun sebebini biliyor. Bilmeyenler için anlatıyorum.

“Dedim ya Hüseyin Öziri, siyaset yapmayı çok istiyordu. Bu uğurda üniversite sınavına girdi. Kamu yönetimini kazandı ve başarılı bir 4 yıl geçirdi. Bu yıl da mezun olacak. Yardımsever ve temiz kalpli arkadaşım siyaset yapmak için mensubu olduğu partiyi seçti. İl yönetimine girmek istedi. Yedeklere girmeyi başardı. Ama yedekteyken kendisine bir türlü sıra gelmedi. Meclis üyesi olmak istedi. Tüm hazırlıklarını bitirip başvurusunu yaptı. O günden sonrada sırf seçim için çalıştı. Geçimini bir kenarı koydu.

Binlerce esnaf, yüzlerce dernek gezdi. Ancak sıralamaya bile giremedi. Hayal kırıklığına uğradı. Belki verdiği emeklerin boşa gitmesine üzüldü. Ona şunu söyledim. “Hüseyin, sen bizim gönlümüzün meclisine girdin, İzmit Meclisi’ne girmesen de olur.” Allah’ı var, tek bir kötü kelime etmedi, partisiyle ilgili. Onun bir gün kendisini görmek istediği yerde olmasını diliyorum. İnşallah o çok sevdiği siyasette bir gün istediği konuma gelir."

huseyin-oziri.jpg

 

10 yıllık muhtara

Ertik de rakip oldu

 

39 yıldır Körfez Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde ikamet eden Aslı Ertik, 10 yıldır mahallenin muhtarlığını yapan Bayram Parlak’a rakip çıktı. Yavuz Selim’e kadın eli değmesi gerektiğini söyleyen Ertik, 30 Mart’ta 6 adayla yarışacak

1971 Tunceli doğumlu olan ve 39 yıldır Körfez Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde ikamet eden Ertik, mahallenin kültürel yapısını, sorunlarını, çözüm yollarını çok iyi bildiğini söyleyerek, “Yavuz Sultan Selim Mahallesi yeterli hizmeti almamış, adeta öksüz bırakılmış bir mahalle” dedi.

asli+erti...jpg

 

Bu yazı toplam 1313 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
özcan kolay
23 Ekim 2014 Perşembe 21:53
21:53
son dönemdeki geceleri yayılan ses (ultra gürültü ) konusunda rahatsız olan bir benmiyim ?
AYŞEGÜL
20 Şubat 2014 Perşembe 22:27
22:27
CANIM
İZMİTLİ
19 Şubat 2014 Çarşamba 21:11
21:11
DOĞRULARI KİM SE NEDEN OKUMUYOR* \?
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim