• BIST 108.392
  • Altın 142,851
  • Dolar 3,5345
  • Euro 4,1192
  • Kocaeli : 28 °C
  • İstanbul : 21 °C
  • Sakarya : 28 °C

Yaylak: Diyarbakır halkının %67’si Türkiye’de kalmak istiyor

Yaylak: Diyarbakır halkının %67’si Türkiye’de kalmak istiyor
Diyarbakır’da yürüttüğü seçim çalışmalarından bahseden MHP Milletvekili Adayı Celalettin Yaylak, “Diyarbakır halkı Türkiye’de Türk halkı ile birlikte iç içe yaşamaktan yana. Valimiz bize yüzde 67 olarak rakamsal bir veri de verdi” dedi.

1 Kasım seçimlerinde MHP’den Diyarbakır 9. sıra milletvekili adayı olan, eski MHP İl Başkanı Celalettin Yaylak ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Siyasete fazla girmeden Diyarbakır’da yaşadıklarını, oradaki insanların tutumunu ve Diyarbakır’dan aday olma fikrinin nasıl oluştuğunu kendisine sorduğumuz Yaylak, samimi cevaplar vererek oradaki insanların Batı’ya karşı bir önyargısının olmadığını dile getirdi.

 

“KARAKOÇ’A SÖZ VERDİM”

Diyarbakır’dan milletvekili adayı olma fikri nasıl oluştu sizde? Bu fikri ilk kiminle paylaştınız?

Bu fikir bende 2011 yılında il başkanlığı dönemimden beri var. Ama milletvekili olarak Diyarbakır’a gitmek anlamında nasıl oldu anlatayım. Diyarbakır’daki İl Başkanımız Sayın Mehmet Tayyar Karakoç Beyefendi ile aynı dönemin il başkanlarıyız. Yapmış olduğumuz il başkanları toplantısında sık sık bir araya geliriz ve iyi de bir dostluğumuz vardır kendisiyle. O günlerde söz verdim ona. ‘Sizi ziyaret edeceğim’ dedim.

 

“DİYARBAKIR’DAN ADAY OLMAK AKLIMDA YOKTU”

Karakoç’un, ‘Başkanım bizim bölgeye kimse gelmiyor, gitmiyor. Biz burada çok yalnızlık çekiyoruz. Arkadaşlarımız, partililerimiz kendilerini yetim gibi hissediyor. Sizden rica ediyorum. Batı’dan bizi sık sık ziyarete gelin’ sözleri üzerine söz verdim. O zamanın koşulları oralara gitmemize müsaade etmemişti. Gerek siyasi, gerek ekonomik gerek de ticari işlerimizden dolayı gidemedik. Ankara’ya milletvekili adaylık başvurusunu yapmaya gittiğimizde Diyarbakır’dan aday olmak hiç aklımda yoktu.

 

“O GÜN BUGÜN DEDİ”

Gittiğimde karşımda Tayyar Bey’i gördüm Genel Merkez’de. Beni görünce sevindi. Tokalaştık. ‘Ne yapacaksın başkanım, Bana bir sözün var hatırladın mı?’ dedi. ‘Ne sözü’ dedim. ‘Diyarbakır’a gelecektin’ dedi. ‘Evet, var o sözüm ve geleceğim’ dedim. O da ‘E işte tam zamanı. O sözü yapacağın gün bugün’ dedi. ‘Nasıl’ dedim. ‘Ben senin Diyarbakır’a gelmeni, oradan aday olmanı, beraber çalışmak istiyorum. Bundan büyük de onur ve mutluluk duyarım’ dedi. O anda spontane gelişen, ayak üstü konuşmalardan sonra müracaat kağıdımı Diyarbakır’a yaptım. Yazdık aşağıya indik, verdik ve onaylattık. Genel Merkez ve Genel Başkan da tamam, git Diyarbakır’da çalış o zaman’ dedi. Hiç oraya gidene, kapıdan içeriye girene kadar aklımda Diyarbakır fikri yoktu.

 

Diyarbakır’dan aday olma fikriniz nasıl bir yankı buldu? Gelen tepkileri anlatabilir misiniz?

Adaylık açıklandıktan sonra tepkilerin yüzde 99’u hep olumlu yöndeydi. Batı’dan bir kişinin orada çalışması, oradaki insanlara yardım etmesi, teşkilatlarla birlikte olması, oradaki insanların daha mutlu ve umutlu olmasını sağlamak, yarına daha güvenle bakacak bir hale getirmek önemliydi. Benle beraber Ankara’dan da bir milletvekili adayımız vardı. O da bizim gibi vatanperver bir arkadaşımızdı.

 

“BİZLERİ BAŞ TACI YAPTILAR”

Peki oradaki insanlar sizi nasıl karşıladı, Batı’dan gelmiş biri olarak size karşı bakış açıları nasıldı?

Oradaki insanların bakış açısı çok farklı. O kadar güzel ki sizi yere bastırmayacaklarmış gibi hissediyorsunuz. Gerek partililerimiz olsun gerek bölge halkı olsun. Sadece MHP için demiyorum. Bölge halkı için de aynı şeyi konuşuyorum. Dışarıdan, Batı’dan gelmiş kişileri baş tacı yapıyorlar. Batı’dan gelen kişilere karşı kesinlikle bir ön yargı yok. Siz Türk’sünüz, biz Kürt’üz ayrımını halk bazında kesinlikle görmedim ve yaşamadım.

 

Batı’dan Diyarbakır’a gitmişi biri olarak adaylık çalışmalarınız sırasında zorlandığınız anlar oldu mu?

Saha veya alan çalışmalarında herhangi bir zorlukla karşılaşmadım. Batı’da, Kocaeli’de arkadaşlarımız nasıl çalışıyorsa biz de bölgelerde öyle çalıştık. Zorlandığımız tek nokta sokağa çıkma yasağının olduğu ilçelere girmekti. O bölgelere giremedik. Şehir merkezine en yakın olan Sur ilçesi vardı. Sur ilçesinde maalesef şehrin merkezinde olmasına rağmen çalışma yapamadık. Niye?

 

“TERÖRÜN KÖKÜ KAZINMALI”

Bölgede terör örgütünün tamamen hakimiyetine geçmiş, bölge her türlü dışarıdan gelecek olan faaliyetlere karşı kapatılmış. Böyle bir durum söz konusuydu. Bunun gibi 7-8 tane ilçeye daha gittiğimde yine aynı şeyler söz konusuydu. O yüzden o ilçelere gitme şansımız olmadı. Gittik dersem yalan söylemiş olurum. Gitmedik, gidemedik çünkü. Sadece biz değil devletin kurumları da gidemiyordu sokağa çıkma yasağının olduğu zamanlarda. Onun haricinde halkta, sokakta herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmadım.

 

Artan terör olayları kapsamında orada alınan önlemleri değerlendirecek olursanız neler söylemek istersiniz?

Sokağa çıkma yasağı yerinde, olması gereken bir karardı. Zaten Sayın Genel Başkanımız da sürekli söylüyor. ‘Olağanüstü hal ilan edelim. Terörün kökünü kazıyalım’ diye. Bana da soracak olursanız evet bölgede kısa ama uzun vadede böyle bir sokağa çıkma yasağının ilan edilip o bölgedeki terörün bence kökü tamamen kazınmalı. Bu şartlarda gerçekten devletin otoritesi yok, sıfır orada.

 

İnsanların devlete bakış açısı nasıl orada?

İnsanlar bıçak sırtı. Yani artık bıkmış, bezmiş. Her şeyden nefret eder hale gelmiş. ‘Bizi kurtarın’ diyorlar. ‘Ya onlar ya siz kurtarın’ diyorlar. Bir tarafta bakıyorsunuz eli silahlı terör örgütü, bir tarafta ise eli silahlı Türk askeri. Öyle bir girdabın içindeler ki. Sana mı güveneyim yoksa ona mı? Halk da şaşırmış durumda. Bir an önce terörün bitmesini istiyorlar. Bölgenin Valisi’ni ziyaretimizde kendisi bize yaptırdığı anlaşmayı anlattı. Dedi ki ‘Bu bölgenin yüzde 67’si Türkiye’den ayrılmak istemiyor.

 

“TÜRKİYE’DE KALMAK İSTİYORLAR”

Halk Türkiye’de Türk halkı ile birlikte iç içe yaşamaktan yana. Valimiz bize yüzde 67 olarak rakamsal bir veri de verdi. Böyle olunca halk bizi istiyor. Bizi derken Türkiye’de kalmayı istiyor. Halk zaten bunu istedikten sonra Türkiye’de terör ne yaparsa yapsın başarılı olmaz. Ama bir tarafta da devlet bunu gördüğü halde çözüm, otorite yok.

 

Oradaki insanların en büyük sorunu ne peki?

Terörden başka hiçbir sıkıntı yok bölgede. Onlar zaten her şeyi unutmuş durumda. Sağlık, ekonomi, eğitim onlar için şu an ikinci planda. Tek istedikleri terörün çözülmesi. Çözemeyecekseniz de artık bırakın biz o tarafta yaşayalıma getiriyorlar. O kadar bunalmışlar.

 

Seçim çalışmaları kapsamında hep Diyarbakır’da mıydınız?

Diyarbakır merkezde değildim. İlçelerinde yaklaşık bir hafta 10 gün aralığında kaldım. Tabi şartlar el verseydi daha uzun, seçim boyunca 1 ay orada kalmayı düşünüyordum. Ama güvenlik şartları buna izin vermedi. Güvenlik gerçekten orada tehlikede. Ne zaman, nerede, ne şekilde karşılaşacağınızı bilemiyorsunuz. O yüzden biz bir hafta 10 gün gibi sınırlı bir süre durduk ve geri döndük.

 

“HİÇBİR SIKINTIYLA KARŞILAŞMADIK”

Kaldığımız süre içinde de hiçbir sıkıntıyla karşılamadık. Devletin kolluk kuvvetleri sadece savunma mekanizması olarak işliyor. Çözüm tarafında yine hiç yoklar. Devletin olduğu, kendini hissettirdiği bölgeler emniyet müdürlükleri, valilik ve kaymakamlık binaları, yer yer de okullar. Buralarda devlet var. Onun haricinde sokakta, şurada burada yok.

 

HDP’nin o bölgede başka partililerin bayraklarını indirdiği ile ilgili haberler çıktı. Bunlar doğru mu peki, şahit oldunuz mu böyle bir şeye?

Şehir merkezinde böyle bir olayla karşı karşıya kalmadım, görmedim. Ama kırsalda duydum. Sadece sizin gibi duymayla yetindim. Herhangi bir şahitlik yapmadım. Ama kırsaldan gelen insanların anlattığına şahit olduk.

 

Diğer partilerin adayları ile orada ilişkileriniz nasıldı?

Alanda kimseyi görmedim. Siyasi çalışmalarda ne CHP’den olsun ne AKP’den olsun kimse yoktu. AKP’den seçimin son günlerinde bölgede milletvekili seçilen Galip Ensarioğlu bölgede seçim bürosu açmış. Onun haricinde seçim merkezinde hiçbir şey yok. Buralardaki gibi zaten aman aman, cıvıl cıvıl bir seçim çalışması yürütülemiyor. Çok fazla kırsala gidemiyorsunuz. Gittiğinizde bölgenin muhtarı, öğretmeni olsun söyledikleri ortak nokta şu: ‘Siz geliyorsunuz arkanızdan onlar geliyor’ Fotoğraf çektirmekten çok korkuyor oradaki insanlar. Oturalım, konuşalım, sohbet edelim ama işi fotoğrafa dökmeyelim anlayışı var. Bölgede siyasi otoritenin eksikliği kendini gösteriyor. İnsanların güvenebileceği iki parti, yani AKP ile HDP gibi geliyor. Ama öyle olmadığını bizlerin o bölgeye sık sık giderek unutturmamız lazım.

 

“TÜRKİYE’NİN HER YERİNDE ÇALIŞMAK İSTERİM”

İlerleyen süreçte tekrar o bölgeye aday olmak istiyor musunuz?

İlerisi için konuşmak pek de mantıklı gelmiyor. Gelecek neyi gösterir, yarına çıkma şansımız var mı yok mu onu bile bilemiyoruz. Şartlar uygunsa, siyasetimiz yeter, ömrümüz de varsa tabi ki Türkiye’nin her bölgesinde çalışmayı, oradaki insanlarımıza destek olmayı isteriz.

 

Hakkari’den adaylığınızı koymayı düşündüğünüz doğru mu başkanım?

Evet doğru. İlk etapta Hakkari’yi de düşündüm. Daha sonra birinci tercihim Diyarbakır, ikinci tercihim Hakkari olsun istedim. Ama oradaki genel merkez yöneticileri ile konuştuğumda Kocaeli’yi yazmak zorunda olduğumu öğrendim. Ondan sonra nereyi yazarsan yaz dendi. Ben de ilk olarak Diyarbakır sonra Kocaeli’yi yazdım. İyi de oldu. Onlar da mutlu oldu biz de ama. Sonuç kötü oldu.

 

“Seçim sonucunda hayal kırıklığı yaşadık”

Seçim sonucunu değerlendiren Celalettin Yaylak, hayal kırıklığı yaşadıkları bir seçim sonucuyla karşı karşıya kaldıklarını kaydetti.

Celalettin Yaylak’a son olarak seçim sonuçlarını sorduk. Yaylak’ın cevabı şu şekilde oldu: “Bu soruya mensubu olduğum partiden başlamak isterim. Beklemediğimiz, ummadığımız ve hayal kırıklığı yaşadığımız bir sonuçla karşı karşıya kaldık. Ne teşkilatlarımız, ne adaylarımız ne de bana göre Türkiye kamuoyunun çok beklemediği bir tablo ortaya çıktı. Tabi ki partiler, aday ve çalışanlar olarak çok üzüldük.” Röportaj: Seda DEMİRAL

 

CELALETTİN YAYLAK KİMDİR?

1977, Ordu Kumlu doğumlu. Doğumdan yaklaşık bir ay sonra Kocaeli’ye yerleşerek Kocaeli’de büyüdü. Eğitimine Gebze’de başladı ve Gebze’de bitirdi. Eğitim hayatından sonra ticarete atıldı. 2009 yılında MHP İl kongresinde il yönetimine girdi. 2 yıl MHP İl Başkanlığı görevi yaptı. Evli ve 3 erkek evlat sahibi.

 

cel1.jpg

cel2.jpg

cel3.jpg

cel4.jpg

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Ertuğrul
23 Kasım 2015 Pazartesi 18:34
18:34
Bırak bu palavraları çaylak.Aynı aydın gibi kuru sıkı atmak.Adayım dedin.Diyarbakırdan resim çektirmekten başka bir iş yapmadın.Emre Denizbilginiden utan asenamız Tunceli gibi yerden aday oldu asena gibi bayrağınıda dalgalandırdı afişte astı.Broşürünüde dağıttı.Sen hava ,cıva.Bunlar ucuz numaralar.Sünnetine gelen Akplileride unutmadık.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim