• BIST 82.300
  • Altın 147,981
  • Dolar 3,8287
  • Euro 4,0719
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 6 °C

Yelken’de bir akşam…

M.Tanzer Ünal

“Dostluklar, deniz kenarındaki taşlara benzer.
Önce birer birer toplarsın…
Sonra yavaş yavaş denize atmaya başlarsın.
Ancak bazıları vardır ki, atmaya kıyamazsın…”
Şimdi sorun bakalım kendi kendinize!
“Denize atmaya kıyamadığınız kaç taş kaldı elinizde?”
*****
Dr. Köksal Alptürer, benim “denize atmaya kıyamadığım taşlardan biri”…
30 yılı aşkın süredir dostuz.
İyi günümüzde, kötü günümüzde…
Birbirimizi ararız, sorarız…
Fırsat yaratıp beraber oluruz.
Yeniler, bilmez…
Ama eski İzmitliler, Dr.Köksal’ı iyi tanırlar.
Uzun yıllar İzmit Devlet Hastanesi’nde ortopedi uzmanı olarak çalıştı.
Emekli oldu, şimdi mesleğini Akademi Hastanesi’nde sürdürüyor.
Ara sıra “Kırık çıkıkçı” diye takılsak da…
İyi bir doktor…
İyi bir insan…
75 yaşında olmasına rağmen, mesleğini ilk günün heyecanıyla sürdürüyor.
İstanbul’da oturuyor…
Her sabah İzmit’e geliyor, akşam olunca evine geri dönüyor.
Bazen Derbent’teki evinde kaldığı da oluyor.
İşte Derbent’te kalmaya karar verdiği önceki akşam beraber olduk.
Nereye gidelim, nereye gidelim?
İzmit Yelken Kulübü’nün yolunu tuttuk.
Erken bir saat, 18.30 civarı…
İlk müşteriler biziz…
Acaba pazartesi olduğundan mı böyle?
Saatler ilerledi, iki masa daha doldu.
Hepsi bu kadar…
Köksal da ben de uzun zaman sonra gitmiştik.
Demek Yelken, eski Yelken değil…
Sıcaklığı kaybolmuş, müdavimleri yer değiştirmiş…
*******
Bir dilim beyaz peynir, birkaç meze, kuzu şiş ve ikişer duble rakı…
Bize sohbetimizde eşlik ettiler.
Köksal, kötü bir yıl geçirmişti.
Eşi, oğlu ve kardeşinin ciddi hastalıkları…
Tedavi ve kontrol süreçleri…
Üzüntüler, tedirginlikler…
Hâlâ devam ediyor.
Canı sıkkın…
“Bu hastalıklar bana iki şey öğretti” diye başladığı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünya boşmuş… Geldik, gideceğiz. İyi izler bırakabilirsek, ne mutlu bize. Bir de şunu gördüm. İnsan, güç anlarında arkadaş ve akrabalarını tanıyabiliyor. Ben geçen yıl çevremdekileri iyi tanıdım.”
Bu tespitlere katıldığımı söyledim.
Vehbi Koç’un bir anısını anlattım kendisine.
Dünyanın boş olduğuna dair…
Siz de dinleyin!
Vehbi Koç, Topkapı’daki ufak bir caminin genç imamını çok sever, ondan “Cumhuriyetçi imam” diye söz edermiş.
Cuma namazlarına sık sık o imamın camisine gider, imam ile de sohbet edermiş.
Bir gün imama sormuş, “Ben ölünce, cenazemi sen kıldırır mısın?”
İmam da, “Allah geçinden versin, ama benim için çok büyük onurdur” demiş.
“Ama” diye eklemiş Vehbi Koç, “Benim ayaklarım çok üşür, öldüğümde çoraplarım ayağımdayken gömmeni isterim…”
“Olur mu öyle şey” demiş imam, “Toprağa giderken üzerinizde kefenden başka bir şey olamaz…”
Vehbi Koç, bu cevap üzerine etrafındakilere dönerek şunları söylemiş:
“Gördünüz mü, o kadar çalış çabala, koskoca holding sahibi ol, ama öldüğünde bir çorabı bile yanında götüreme…”
Köksal’a, “Canın sıkılınca, Vehbi Koç’un bu çorap anısını hatırla, keyfin yerine gelir” dedim.
Kahkahalarla güldü…
********
Ben 65, Köksal 75…
Yaşlar ilerledikçe, sohbet konuları da değişiyor.
Sağlık, gençliğe ve orta yaşlılığa duyulan özlem…
Geçenlerde ABD’de yapılan anketin sonucu çoğu kişiyi şaşırtmış.
“Hangi yaşa geri dönmek istersiniz?” diye sormuşlar, yaşı 65’in üstünde olan çoğu kişi, “40’lara…” demiş.
Anlayacağınız ezber bozulmuş.
Ezber, “20’ler” değil miydi?
“40’lar” da nereden çıktı?
Efendim, şundanmış:
İnsan ömrü uzadı ya…
60’lı yaşlar artık “orta yaş” sayılıyormuş. (Kendime paye çıkardığımı sanmayın.)
40’lı yaşlar da “gençlik” döneminin sınırları içine girmiş.
Ya 20’li yaşlar?
Bu hesaba göre, 20’li yaşlar “çocuk veya ilk gençlik dönemi”…
Bu nedenle 20’li yaşlara dönmek, pek revaçta değil.
İnsanlar, hem genç, hem de olgun olmak istiyor.
40’lı yaşlar ideal…
Belki kimileri de Temel gibi düşünüyordur:
Fadime ile Temel oturmuş konuşuyorlarmış.
Fadime, “Şimdi 18 yaşında olsak ne güzel olurdu” diye söze girmek istemiş.
Temel, lafı ağzına tıkmış.
“İstemem…”
Fadime “Niye?” diye sormuş.
“Yine mi askerlik yapacağım?”
*******
Yelken’de güzel bir akşamdı.
Kah hüzünlendik, kah eğlendik…
Ara sıra siz de “denize atmaya kıyamadığınız, elinizde kalan taşlara” bakın!
Gerçek dostlarınızı unutmayın!

Bu yazı toplam 1204 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim