• BIST 102.270
  • Altın 149,533
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033
  • Kocaeli : 19 °C
  • İstanbul : 23 °C
  • Sakarya : 19 °C

Yemişim saygıyı abiler!

Ayşe SARIZEYBEK

Merhaba sevgili okurlar,

Saygı duymak, saygı görmek, saygılı olmak. Şu sıra en büyük toplumsal ihtiyacımız.

Bu hafta kendimize ve çevremize saygı hakkında fikirlerimi paylaşmak istiyorum. Neden derseniz, son günlerde toplumumuzda, saygısızlık aldı başını gidiyor. Kimse kimseyi tam dinlemiyor, herkes kendi aklındakine ısrar ediyor. Karşısındakine kendi fikrinin doğruluğunu kabul ettirmeye çalışıyor. Bu da, zamanla Türk toplumunun sosyal profilini gittikçe aşağı çekiyor. Fiziksel koşullar modernleşmiş olsa da, davranışsal kalite yerlerde geziyor.

Kaliteli davranış nedir? Davranışın kalitesi olur mu? Elbette olur. Burada kaliteyle vurgu yapmak istediğim konu, birbirimize saygılı olmak. Kalite, sözlük anlamıyla nitelikli olan demektir. Genel olarak nitelikli insan tanımı, iyi eğitim almış, çeşitli konularda bilgi ve becerisi olan, işini iyi yapanlar için kullanılır. Maalesef hepimiz o kadar iş odaklı yaşıyoruz ki, eğer bir kişi işinde başarılı ise gerisi önemli olmuyor. Davranışsal yanlışlarını görmezden geliyoruz. Neden ? Çünkü o, bilmem falanca yerin müdürü, ya da falanca şirketin sahibi. Sahip olunulan ünvanlar, kusurları kapatıyor. Veya biz görmeyi tercih etmiyoruz.  Sahip olunulan unvan, meslek, statü gibi tüm kimliklerimizin sadece ve sadece toplumsal düzenin hiyerarşisi için gerekli olduğunu; insan olmanın bu kimliklerle hiçbir ilgisi alakası olmadığını hep hatırda tutmak gerekiyor.  Ya da zannediyoruz ki, diploması olanlar ne yapıyorsa bir bildiği vardır ve doğrudur. Oysa, tahsil cehaleti alır; eşeklik baki kalır atasözü tam da bunun için söylenmiştir.

Geçen haftaki yazımı okuyanlar hatırlayacaklardır. İşsizliğin artması, ekonomik krizin olması hükümetlerin sorunudur. Bizim sorunumuz ise, hayatı bir savaş alanına çevirmemizden kaynaklanır demiştim.

Diyelim ki, birçok derdimiz var. Aldığınız maaş az veya sevgilinizle kavga ettiniz. Ya da eşiniz bir türlü istediğiniz gibi hediye falan almıyor, patron size kızdı. Ya da kredi borcu var, kart borcu var. Öyle ya da böyle bir sıkıntı var. Geleceğe dair umutlu bir hal yok. Böyle bir durumdayken, yemişim saygıyı dediniz içinizden. 

Bilesiniz ki, bu ruh hali, sizi hiçbir yere götürmez. Götürmediği gibi, bilakis gitgide aşağı çeker.

Silkinip toparlanmak gerek. Yapamadıklarınız için lütfen üzülmeyin. Gücünüzün yetmediği durumlara içerlemeyin, dertlenmeyin. Bunlar hep boşa sarf edilen enerjiler. Problemin kendisine değil, çözüme odaklanın. Nasıl mı? Mesela, üzülüp kederlenmek yerine, bu durum nasıl değişir diyerek kendinize sürekli soru sorun ve sonrasında sizi mutlu eden şeylere odaklanın. Özetlemek istersem, üzüldüğümüz şeyler için bu nasıl değişebilir diye üst üste kendimize soru sorup, ardından odağımızı mutlu konulara çeviriyoruz. Çekim yasası der ki, neye odaklanırsan onu hayatına getirirsin. Genellikle yapılan şey, nasıl çözeceğimizi değil, nasıl çözülemeyeceğini düşünmektir. Bu, zihnin tuzağıdır. Oyuna gelmeyelim.

Hepimizin bir problemi, çözümsüz kaldığı sıkıntıları olabilir. Sıkıntılı bir dostumuza içtenlikle yardım etmekten nasıl huzur duyuyorsak, kendimize de bu şekilde yardım edelim ki, gönlümüz huzur duysun.

Bu konuyla ilgili yine küçük tavsiyelerim var. Derin nefesler alın, verin. Biraz rahatladıktan sonra,

“ Yaptıklarım kadar, yapamadıklarımı da sindiriyorum “ olumlama cümlesini söyleyip, derin bir nefes alıp verin. Sonra aynı cümleyi yine tekrarlayın. Bu cümleyi derin nefesler eşliğinde en az on kez tekrar edin. Nefes alıp verin.

Kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Ve çözümler kendiliğinden gerçekleşme yoluna girecek, göreceksiniz.

Sevgiyle, muhabbetle kalın

Bu yazı toplam 1573 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim