• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Kocaeli : 6 °C
  • İstanbul : 15 °C
  • Sakarya : 6 °C

Yeni ders yılı hayırlı olsun da…

M.Tanzer Ünal

Bugün, “ders başı” günü...

Uzatmalı tatil de bitti, okullar açılıyor.

Ailelerde bir telaş!

Çocukların kaydı, giyim kuşamı, okula alışma dönemi…

Kalabalık sınıflar…

Bazı branş öğretmenlerinin eksikliği…

***

Eğitim, insanların en temel ihtiyacı, en temel hakkı.

İnsanı insan yapan, insanın geleceğini şekillendiren bir süreç…

İyi de, böylesine önemli bir konuda ülkemizde gereken yapılabiliyor mu?

Ben, 68 yaşındayım…

Yıllardır eğitimi de yakından izleyebildiğimi sanıyorum.

Şimdiye kadar, “öğretmen ve dershane sorunu olmadan” yeni bir ders yılına başlanabildiğini hatırlamıyorum.

Kocaeli, ülkemizin en gelişmiş kentlerinden biri.

Nüfus oranına göre milli gelire en fazla katkı sağlayan kent!

Sosyal ve ekonomik dinamikleri çok yüksek!

Buna rağmen onlarca yıldır yeni ders yılına “sorunsuz” girebilmiş değiliz.

Sorunlar da, eğitimin özü ile ilgili değil.

Fiziksel sorunlar…

Dershane sorunu…

Öğretmen sorunu…

Devlet, eskiden ayıplarını açıklardı.

“Şu kadar dershane açığımız, şu kadar şu şu branşlarda öğretmen açığımız var…” derdi.

Şimdi açıklamıyor.

Ayıplarını ortaya dökmüyor.

Pek çok konuda olduğu gibi, eğitimde de gerçekler gizleniyor.

Milli Eğitim’e “Ne kadar öğretmen, ne kadar dershane açığımız var?” diye sorun, cevap alamazsınız.

Ama şundan emin olun ki, yeni ders yılının başladığı bugün itibariyle, kentimizde 3-4 bin civarında dershane ve öğretmen açığı vardır.

Düşünebiliyor musunuz, devlet, öğrencisine yeteri kadar “dershane” ve “öğretmen” bulamıyor.

Dikkat edin, “eğitimin kalitesi” nden söz etmiyorum.

Daha böyle bir sorunu konuşacak durumda değiliz.

Derdimiz, eğitim için ön gereklilik olan “dershane” ve “öğretmen”!

Daha buralardayız…

 

 

Güya çocuklarımızı çok seviyoruz…

Ülke ve kent yöneticilerimiz, bugün yeni ders yılının başlaması nedeniyle nutuklar atacaklar.

Çocuklarımızı ve gençlerimizi ne kadar çok sevdiklerini söyleyerek, yani palavra sıkacaklar.

Çocuk ve gençlik bayramı olan bir ülkeyiz, ama hepsi bu kadar!

Söz çocuk ve gençlerden açılınca mangalda kül bırakmayız…

Methiyeler düzeriz…

Tamam da, gerçek ne?

Çocuklarımıza ve gençlerimize gereken önemi veriyor muyuz?

Örneğin…

*Çok iyi koşullarda öğrenim görüyorlar mı?

*Aldıkları eğitim, geleceklerini doğru yönlendirebiliyor mu?

*Spor yapabiliyorlar mı?

*Burs bulabiliyorlar mı?

*Yurt sorunları çözüldü mü?

*Staj yapabiliyorlar mı?

*İş bulabiliyorlar mı?

*İşyeri açabiliyorlar mı?

*Doğru meslek seçebiliyorlar mı?

Bu soruların bir tekine dahi “evet” demek mümkün mü?

Değil…

O halde bizim, aile olarak ve devlet olarak, çocuklarımızı ve gençlerimizi çok sevdiğimiz, büyük bir palavra!

Hepsi gösteriş.

Eğitimin özüyle ilgisi yok.

Diploma veriyoruz, ama “donanım” zayıf.

Hatta sıfır!

 

 

Çocuklarına anadilini dahi öğretemeyen bir eğitim sistemi…

Ne kadar garip değil mi?

Eğitim sistemimiz, çocuklarımıza ve gençlerimize anadilimiz Türkçeyi bile doğru dürüst öğretemiyor.

Türkçeyi okuyup yazamayan nesiller yetiştiriyoruz…

Bu sadece bir gözlem değil, üniversiteye giriş sınav sonuçları bunun böyle olduğunu gösteriyor.

Bu yıl, kısa adı LYS olan Lisans Yerleştirme Sınavı’na, liseden yeni mezun olmuş 405 bin aday katılmış. 

Sınavda, “Türk dili ve edebiyatı” ndan 56 soru sorulmuş.

Adayların bu Türkçe sınavında “doğru cevap ortalaması” kaç biliyor musunuz?

20. 12…

2014 yılında daha düşükmüş.

19. 22…

İlk aşamada, yani YGS sınavında durum daha da vahim!

50 soruluk Türkçe sınavında doğru cevap ortalaması, 15. 9…

Özellikle Türkçe sınavını örnek veriyorum, yoksa matematikte ve fende durum daha kötü.

Matematikte doğru cevap ortalaması 5. 4, fende ise 4. 6!

Türkçe, bizim anadilimiz…

Kendi dilimizi okuyup anlayabilmek ve kendimizi ifade edebilmek, çocuklarımız için kazanılması gereken en temel beceri olmalıydı.

Ama gel gelelim, eğitim sistemimiz çocuklarımıza kendi anadilimizi dahi öğretemiyor.

Böylesine acıklı bir durum olabilir mi?

Şöyle etrafınıza bir bakın!

Üniversite mezunuyum diye geçinenlerin veya halen üniversitede okuyanların ne kadarı, kendilerini kendi anadilinde ifade edebiliyor?

Bırakın matematiği, fiziği, kimyayı ve yabancı dilleri, okullarda çocuklarımıza Türkçeyi bile öğretemiyoruz.

Bu kafayla, bu eğitim sistemiyle ülkemizin geleceğinden ne kadar ümitli olabiliriz?

Türkiye, bugün ektiğini biçiyor… 

Dün ekti, bugün biçiyor…

Yaşadıklarımıza neden şaşıyoruz ki?

Bu duygu ve düşüncelerle yeni ders yılının yine de hayırlı olmasını diliyorum.

Bu yazı toplam 1298 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim