• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 12 °C
  • İstanbul : 16 °C
  • Sakarya : 12 °C

YENİ SEÇİME YİNE KASETLERLE

Ruhittin Sönmez


Taraf Gazetesinde, 2004’teki MGK kararını yayımlayan gazeteci Mehmet Baransu vatan haini mi?
Başbakan Erdoğan’ın cevabı net: “Bunun adı özgürlük değil, bunun adı düpedüz bu ülkeye, bu vatana ihanettir.”
Aynı Baransu, Balyoz Davası ile TSK üzerine yapılan operasyonun temelini teşkil eden bir bavul dolusu gizli belgeyi açıkladığında yandaşlarca kahraman ilan edilmişti.
“Türk Silahlı Kuvvetlerinin çok gizli belgeleri deşifre edilip, -içine sahte belgeler monte edilerek- Türk Ordusunu zaafa uğratacak bir tasfiye yapılıyor” diyenler için cevap hazırdı:
“Vesayetten kurtulmak gibi ulvi gayeler için birazcık hukuk ihlallerinin olması kaçınılmaz” deniyordu. Hatta kozmik odalara kadar girilip, gizli belgelerin dava dosyalarında (ondan da önce yandaş gazetelerde) yer alması alkışlanıyordu.
Bu defa Baransu, Başbakan Erdoğan’ın hiç istemediği bir gizli belgeyi ifşa edince iş değişti. Resmen suç duyuruları yapıldı. Üstelik bu belgede sahtecilik iddiası da yoktu. Belge bütünüyle doğruydu.
Erdoğan, “devletin öyle mahremleri vardır ki bu mahremleri kimsenin teşhir etmeye, ifşa etmeye hakkı yoktur. İnsanların da kendilerine ait mahremleri vardır, bunları da kimsenin teşhir etmeye hakkı yoktur” dedi.
• Başbakan “devletin sırlarının açıklanmaması gerektiğine” dair sözleri, üç sene önce Baransu’ya kimin gönderdiği bilinmeyen, Taraf’ta yayımlanan Balyoz Davasına dayanak teşkil eden “bavul dolusu belge” karşısında söyleseydi inandırıcı olurdu.
• Erdoğan “kişilerin mahremlerine saygı gösterilmesini istediği sözlerini” de, son genel seçimler öncesi çıkarılan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile MHP’li yöneticilerin kasetleri hakkında söylese idi ve bu işi takip edip failleri yakalatsaydı inandırıcı olabilirdi. Oysaki 05 Mayıs 2011 konuşmasında “İnsanın özeline karışıyor diyorlar. Yahu kendi eşiyle mi bir şey oluyor da özel oluyor. Bu özel değil genel genel... Bu genel bir ahlaksızlıktır” diyen de aynı Erdoğan’dı.
• Cemaat geri adım atacağa benzemiyor. Başbakan’ın bu açıklamasına Mehmet Baransu: Başbakan ‘Kampanyayı yürütenleri açıklamaya kalkarsak yer yerinden oynar’ demiş. Yalvarırım açıklayın” cevabıyla hodri meydan dedi.
Bugün yazarı, eski savcı Gültekin Avcı ise MGK kararını açıklayan Baransu’nun değil, vatandaşını fişletenlerin (Başbakan kastediliyor olmalı) hain olduğunu şu cümlelerle ifade ediyor: “Dün, sızanı yazmakla hain olmayan bugün de hain değildir. Dün fişlemenin adı ihanetti bugün de ihanettir.”
• Başbakan’ın “İnsanların da kendilerine ait mahremleri vardır, bunları da kimsenin teşhir etmeye hakkı yoktur” sözlerinin, Fethullah Gülen’in herkul.org da yayımlanan şu hatırasını açıklamasının hemen ertesi günü sarf edilmiş olması “tesadüf” olabilir mi?
F. Gülen, yıllar öncesi yaşanmış hatırasında, günümüzde önemli bir noktada olan “bir büyük zatın” bir âlüfte (iffetsiz/ aşüfte/ fahişe) ile buluşmaya gittiğini haber aldığını ve bir komplo olabileceğini düşündüğü olayı engellediğini anlatıyor. Gülen’in “Bu olay bilinseydi bugünkü noktaya gelemezdi” dediği “büyük zat”ın kim olduğu sosyal medyada tartışılmaya devam ediyor.
• MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın CNN Türk’te “halen çok sayıda kasetin bulunduğunu ve bir kısmının ortalıkta dolaştığını” söyleyerek “MHP olarak bu siyasete alet olmayacağız” açıklamasını yapması da “tesadüfen” aynı güne rastlıyor.
Türkkan’ın “O dönemdeki kasetleri çok merak etmedik, zira biliyordum. Bizim partimizin önünde siyah arabaları, görüntü alan arabaları kimler gönderiyorsa işte onlar. Bugün cemaat ile iktidar arasındaki karşılıklı suçlamalar da bizi teyit ediyor zaten” açıklaması da kaset failleri hakkında çok ciddi bir iddia niteliğinde idi.
• 22 Kasım tarihli oda.tv haberinde “İddiaya göre; Taraf’ın cemaatçi yazarları Mehmet Baransu ve Emre Uslu AKP’li bürokratların özel hayatlarını ifşa edecek. İddia MİT’e yakınlığıyla bilinen sontv sitesinin editörü Ömer Adıyaman’a ait…” bilgisi yer almıştı.
• 27 Kasım’da Emin Çölaşan Sözcü Gazetesi’nde kendilerine “posta ile gelen bir kaset” hakkında bilgi vermişti.
“Türkiye’de çok önemli birinin en yakını… Ve yatak sahneleri. Kasetin ekinde ayrıca bilgi de veriliyor. Kadının ve erkeğin isimleri ve telefon numaraları… Kaseti izledik, yapmamız gerekeni yaptık ve imha ettik.
Kasetler, yasadışı telefon dinlemeleri, bel altı vuruşlar… Kendilerinden olmayanları bunlarla rezil ettiler, siyasette saf dışı bıraktılar. Allah’ın büyüklüğüne bakın ki, şimdi piyasada onların kaseti (belki de kasetleri) dolanıyor.”
Bu gelişmelerden anladığım kadarıyla, dünkü kasetlere sevinen tarafların muhtelif kasetleri var. Bu kasetlerin şantajcılarıyla çetin pazarlıklar devam ediyor.
Bu seçime de kasetler damga vuracak gibi. Ama galiba bu defa muhalefeti değil, iktidarın paydaşlarını vuracak.
Yazık. Türkiye’de siyaset bu seviyede olmamalıydı.
**************************************
BAŞBAKAN MGK KARARINDAKİ
İMZASININ ARKASINDA MI?
Erdoğan MGK Kararının varlığını inkâr etmedi. Zaten kararın diğer imzacıları “F.Gülen’i bitirme planı” olarak haberleştirilen kararın varlığını teyit etmişti.
Erdoğan, “Üzerinde gizlilik belgesi olan ve Milli Güvenlik Kurulu toplantılarındaki bilgilerin sızdırıldığı ortaya çıktı. Hükümeti fişlemekle suçlayanlara sesleniyorum; öncelikle acaba bu istihbari bilgileri, bu gizlilik bilgilerini acaba bu adamlarınıza, yandaşlarınıza kimler sızdırdı, bunu ortaya koyun” diyerek haberin sızdırılmasını ön plana çıkardı.
• Oysaki Partideki yardımcısı Hüseyin Çelik, “MİT tarafından sızdırılmış” diye açıklama yapmıştı. MİT de bizzat Başbakan Erdoğan’a bağlı ve başında en güvendiği kişi bulunmakta. Yani sızdırmayı kim yaptıysa en kolay bulabilecek kişi kendisi. Ya da haberin sızdırılmasından bizzat en güvendiği kişiler sorumlu.
• Şüphesiz daha önemli olan konu, Başbakan’ın bizzat imzaladığı böyle bir kararın arkasında durup durmadığıdır. Bu konuyu açıklaması ise kendisine başka türlü sıkıntı verecek. “İmzaladığım MGK Kararının arkasındayım” dese, hem Cemaat ile olan kavga daha belirginleşecek. Ve hem de “AK Parti ve F. Gülen’i bitirme planı” sebebiyle yüzlerce üst düzey subaya verilen ağır mahkûmiyet kararlarının iptali gündeme gelecek.
• Yardımcılarının dediği gibi “imzaladığım belgeyi o günün zor şartlarında, askerin baskısıyla imzaladım. Benim için yok hükmündedir” dese, karizma çizilecek.
En iyisi, PKK ile yapılan “Oslo Görüşmeleri” açığa çıktığında yaptığı gibi yapmak. Hani görüşmeyi kimin yaptığı, neler görüşüldüğü konularını arka plana iterek, “kim sızdırdı?” tartışması yapmıştı ya. Başbakan Erdoğan’ın şimdi de imzaladığı MGK Kararını göz ardı ettirmek için sızdıranlara saldırması benzer bir taktik.
Taktiğin başarılı olması için hem Cemaatin, hem AKP seçmeninin ikna edilmesi lazım. Bu ise çok zor.

Bu yazı toplam 1087 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim