• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 21 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 22 °C

YERLİ – YABANCI

Yılmaz Kırlı

Ülkemizde olduğu gibi dünyada da spor denildiğinde akla ilk gelen branş futboldur. Bunun nedenlerini sıraladığımızda birçok neden akla gelir. Sosyal ve ekonomik kriterlerin bu nedenlerin başında geldiğini düşünüyorum. Aslında spor bireysel ve toplumsal insan denen en yüce varlığın bedensel ve ruh sağlığının en üst seviyede yaşaması için olmalıdır.

Dünyadaki futbolun patronları FİFA ve UEFA başta olmak üzere ülke futbol federasyonları tarafından maalesef sosyal açıdan gerekli yaklaşımlar es geçilirken, ekonomik çıkarlar ön planda düşünülmektedir. UEFA ve FİFA’daki olaylar hâlâ gündemdedir. İçerde ve dışarda dönen şike dolapları da cabası.

Bence; “önce insan” duygu ve düşünceleri yanında hak ve hukuk kavramları dikkate alınır, sporun bir oyun, sosyal bir aktivite olduğu düşüncesiyle bireylerin ruhsal ve bedensel eğitimleriyle sporda istenilenler elde edilebilir diye düşünüyorum.

Ben de naçizane yılların birikimi olan futbol oyununun fiziksel ve ruhsal anekdotlardan dersler çıkarmış, bu bağlamda elimden geldiğince gençlere hizmet etmeye çalışmışımdır. Hatalarımız olmuştur. İnsan hatalardan ders çıkardığı müddetçe erdemli bireydir. Salt insani değerleri ön planda tutarak sevgi, saygı kavramlarını önermiş, bu yolda mücadele etmişimdir. Bu çabalarımdan birkaç anımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

… Yıl 1974 Trabzon’a tayin olduğum yıl. Benden önce futbol şehri Trabzon’a gitmiş, aynı birlikte görev yaptığım emekli ağabeyim Mehmet Baş “Yılmaz Kırlı” geliyor demiş futbol camiasına. Faroz Mahallesi’nde Hasan bakkalın bitişiğindeki kıraathanede hemen hemen her akşam futbol şöhretleri ve o sezonun şampiyonu Trabzonspor’un futbolcuları Şenol Güneş, Ali Kemal, Necati, Turgay, Cemil ve diğerleriyle sohbetlerimizi çok iyi anımsıyorum. Antrenmanları da izlerdik, Ahmet Suat Özyazıcı ısınma koşularında arkada kalanın kafasına elindeki sopayı indirirdi.

Kıbrıs Harekatı olmasaydı Trabzonspor’u çalıştıracaktım ama nasip olmadı. 4 ay sonra Trabzon’dan ayrıldım. Kahramanmaraş, Osmaniye ve son olarak da Kıbrıs tayinlerim oldu. Unutamadığım anılardan biri Tonyalılar’ın “Hoca yenilirsek seni fururiz” esprisiydi. Trabzon kenti o yıllarda futbol aşığıydı. Öyle ki, Barselona ve Liverpool’u Avni Aker Stadı’nın çimlerine gömmüştü. Hem de yüzde 100 yerli hoca ve futbolcularıyla.

Bu bağlamda yerlilerin kıymetini bilmediğimizi düşünüyorum. Dünya 3.’ncüsü Şenol Güneş, UEFA patentli Fatih Terim ve diğerlerini yazsam sayfalar yetmez. Yerlilere bakış negatif, yabancılar el üstünde. Verilen hizmet yeterli değil ama ödenen tazminatlar dudak uçurtur, yazık oluyor Yılmaz Vurallara.

Benim görüşüm böyle. Bilmem yanılıyor muyum? Yazıma bir şiirimle son vermek istiyorum. Kalın sağlıcakla.

 

HANGİ YAŞTA

Yağmur, rüzgar, fırtına, dolu…

Her yerde kar…

Ne olur güneş, göster yüzünü.

Bekliyor seni bahar.

Her mevsimin hatırı var.

Müjdeler olsun,

Ağaçlar çiçekler açmış.

İşte bu ilkbahar…

Sabrın sonu selamet,

Şükret, bekle umutla…

Rabbin verecektir elbet,

Mevsimler gelse de aşka,

Çiçekler rengarenk, kokuları bambaşka.

Verseler bana dünyayı,

Değişmem ahireti,

Olursam olayım hangi yaşta.

 

Bu yazı toplam 2639 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim