• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Kocaeli : 1 °C
  • İstanbul : 12 °C
  • Sakarya : 1 °C

Yılların sorunu, sanayici-nakliyeci çatışması…

M.Tanzer Ünal

SUMOTAŞ ile FRİTOLAY arasında bir süredir devam eden“nakliye hizmeti” anlaşmazlığı ilk değil, son da olmayacak.
Yıllardır, belki 30 yıldır, bölgemizde “sanayici-nakliyeci çatışması” devam ediyor.
37 yıldır yayın hayatında olan gazetemizde, bu konuda yüzlerce haber yayınlanmıştır.
Sorunun özü şu:
Sanayici, bir üretim tesisi kuruyor.
Ürettiği malları yurt içi ve yurt dışına satıyor.
Bu malların taşınması lazım…
Kim taşıyacak?
İşte, sorun burada başlıyor.
Normal şartlarda, taşıma hizmetinin ihale edilmesi lazım.
Tıpkı yemek, temizlik ve diğer pek çok hizmetin ihale ile dağıtıldığı gibi…
Uygun fiyat veren firmanın işi alması gerekir.
Bu böyle olmuyor…
Ya nasıl oluyor?
Fabrikanın bulunduğu bölgede bir “taşıyıcılar kooperatifi” kuruluyor.
Küçük yerleşim yerlerinde, yerel yönetimler de bu oluşuma destek veriyor.
Daha ötesinde, bizzat kendileri de dolaylı olarak bu yapının içinde yer alıyor.
Sadece belediye başkanları değil, o köyün o ilçenin “ileri gelenleri” de, bir şekliyle kooperatifin içindedir.
Sonra?
Sonra, kooperatif yöneticileri, işverenin kapısına dayanıyor.
“Sizin malları biz taşıyacağız. Buraya başka nakliyeci sokamazsın! Bizden habersiz bir tek kamyon fabrikadan içeri giremez.”
İşveren, bir gerçekle karşı karşıyadır.
Fabrikanın inşaatı bitmek üzere, yatırımdan vazgeçemez…
Sorunu çözmek için çareler arar.
Saf saf belediye başkanının kapısını çalar, destek ister.
“Filanca taşıma kooperatifi başkanı geldi, bana posta koydu. Nakliyeni başkasına veremezsin, biz yapacağız dedi. Siz başkansınız, ne olur bize yardım edin…”
Belediye başkanı, “iyi polisi” oynamak zorundadır.
“Siz merak etmeyin, ben onlarla konuşurum. Hallederiz inşallah… Ancak belediyemizin de sıkıntıları var. Bizim şu şu sorunlarımızı bir hallediverin.”
İşveren, kapana girmiştir, kapı kapı, kucak kucak dolaşır…
Sorun çözülür mü?
Çözülmez…
“Efendim, ben sizin hatırınız için kooperatif başkanıyla konuştum. Başkan ılımlı yaklaşıyor, ama yönetim kuruluna söz geçiremiyor. Maalesef çok arzu etmeme rağmen sizin sorununuzu çözemiyorum. En iyisi siz kooperatifin isteğine evet deyin.”
İşveren, çaresiz…
Yapacak başka bir şeyi yoktur.
Fabrikada üretim başlayacak, üretilen malı taşıttıramazsa hali ne olur?
Mecbur kalır, kooperatif yöneticileriyle masaya oturur.
“Tamam, malımı siz taşıyın. Buraya başka nakliyeci sokmayacağım. Ancak piyasadan fiyat alacağım, onlar kaça taşıyorlarsa, siz de aynı paraya taşıyacaksınız. Tamam mı?”
Tamam değil…
İlk diretme bitmiş, sıra ikinci diretmeye gelmiştir.
“Biz piyasadan fiyat topladık, fiyat bu!”
İşverenin gözü fal taşı gibi açılır.
Masaya oturmadan önce fiyat araştırması yaptırmış, cebine koymuştur.
“Ama bu fiyatlar çok yüksek…”
“İşinize gelirse… Sizin malınızı bu fiyatla taşıyacağız. Yoksa buraya bizim dışımızda hiçbir nakliyeciyi sokamazsınız. Önüne yatarız, hiçbir kamyon buraya giremez.”
İşveren, çaresizdir. ..
“Hele bir başlayalım, sonra bir çaresine bakarız” diye düşünür.
Sadece kooperatifin belirlediği şartlarla nakliye hizmeti başlar ve kesintisiz devam eder gider.
Hal böyle olunca da, sanayici-nakliyeci arasındaki huzur bir türlü sağlanamaz.
Benim gördüğüm, gözlemlediğim bu.
Aksini iddia eden varsa, her zaman tartışmaya hazırım.
Ortada yıllardır çözülemeyen bir sorun var.
Ben bu sorunu bütün çıplaklığı ile ortaya koydum.
Sorunun etrafından dolaşmadım.
“Ne şiş, ne kebap yansın” misali de davranmadım.
“Kooperatifler ne der?” diye de düşünmedim, kaygı duymadım.
Bir başka tespitim de şu:
Taşıma kooperatiflerini, gerçek kooperatif felsefesinden uzaklaşmış görüyorum.
Taşıma kooperatifleri, “şoförlerin ekmek kapısı” olmaktan büyük oranda çıkmış.
Kamyonların tamamının sahibi artık şoför değil…
Bakıyorsunuz, bir kooperatifin 500 arabası varsa, hissedar sayısı 200-250…
Hisseler zenginlerin elinde, şoförler maaşlı işçi.
Bunu, şu veya bu kooperatif için söylediğimi sanmayın, çoğunun yapısı aynı.
*******
Söylemek istediğim…
Kentimizde, “sanayici-nakliyeci çatışması”, sadece bugünün değil, yıllardır devam ede gelen bir sorun.
Ciddi bir sorun…
Ertelenmeden çözüme kavuşturulması gereken bir sorun…
Hiç kimse, gözünü kapatmasın, kulağının üstüne yatmasın!
“Yıllardır devam ediyor, biraz daha devam etse ne olur?” demesin.
Sorun halledilmeli!
Kalıcı bir şekilde halledilmeli!
Sorun, sadece SUMOTAŞ-FRİTOLAY sorunu değil.
Dün PETROYAĞ-KÖSEKÖY Kooperatifi sorunu vardı, bugün SUMOTAŞ-FRİTOLAY sorunu var.
Yarın bilmem bir başka sanayici-nakliyeci sorunu çıkacak.
Bunun sonu yok.
Bir şey söyleyeyim mi?
Gördüğüm kadarıyla, çalışma hayatında “işveren-işçi sendikası sorunu” pek kalmadı.
“Sendikacı-nakliyeci sorunu”, öbür sorunu kat kat katladı.
Bütün bunları yazarken, “Nakliyeciler mağdur edilsin” gibi bir düşünce içinde değilim.
Aklımın ucundan dahi geçmez.
Ancak kooperatiflerin, “piyasa şartları içinde” iş yapmaya alışmaları gerekir.
“Direterek iş yapmanın ömrü” uzun olmaz.
Etik de değil…
Nakliye kooperatifleri, şunu da akıllarından çıkarmamalı.
Kendileri dışında, yani kooperatiflere üye olmayan birçok kamyoncu esnafı bulunuyor.
Onların da yaşam hakları var, onlar da çoluk çocuk besliyor.
Nakliye hizmeti, kooperatiflerin tekeli altında tutulmamalı.
Piyasa şartları içinde herkes rızkını yemeli.
Piyasa şartları oluşturulursa, sanayici-nakliyeci arasında denge sağlanır.
“Pahalı taşıttırıyorsun-ucuz taşıyoruz” tartışması da ortadan kalkar.
Sorun çözülmezse ne olur?
Hır gür, daha yıllarca devam eder.
Yatırımcılar, nakliye sorunu bulunan beldelere yatırım yapmaz.
Daha önce yapanlar da (Petroyağ gibi), tesislerini söküp başka tarafa götürür.
Anlayacağınız…
Kısa vadede kazanan taraf nakliye kooperatifleri görünse bile, uzun vadede kooperatiflerin mağdur olacakları kesin.

Bu yazı toplam 1172 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim