• BIST 107.148
  • Altın 143,559
  • Dolar 3,5506
  • Euro 4,1367
  • Kocaeli : 31 °C
  • İstanbul : 31 °C
  • Sakarya : 30 °C

Yine mi kadın?

Banu Gürer

Ben izlemedim.

Ancak bir yakınımın aktardığına göre "kadın" konusundaki tartışmalar dahilinde bir boyut daha gündeme getirilmiş:

"Kadının araba kullanması caiz değilmiş!"

İzlemediğim için bu fikre ne gibi temellendirme (!) getirdiklerini bilemiyorum ve tartışamıyorum.

Ancak çalışma hayatından konuşma biçimine kadar sadece kadına "şekil" verilmeye çalışılması, üstelik bunun "dindarlık" adına yapılması hakikaten insanın anlayış sınırlarını zorluyor!

Zira bu bağlamda tek "irdelenen" kadın!

Önce şunu anlamamız lazım:

Bu din sadece kadınlara inmedi!

Dolayısıyla bu dinin tek amacı kadınları "hizaya" sokmak değil.

Kadının başına gelen hemen her türlü felakette ve istismarda "kadının da rolü" olduğunu izah etmeye çalışanlar...

Kadının yaşadığı sıkıntıların temelinde kadının hangi davranışlarının yattığı hususunda "büyük özveriyle (!)" kafa yoranlar...

Bu felaketlerin hemen hepsinin faili olan erkeklerin "müstehak" oldukları akıbet hakkında da bizi bilgilendirseler (!) ne kadar makbule geçer!... 

Bu felaketlerde tartışılan temel değer olarak iffetin sadece kadın için gerekli bir erdem olmadığını, erkeğin de bu erdemi taşımakla yükümlü olduğunu vurgulasalar ne kadar yerinde olur!...

Ki bu konuda Kur'an-ı Kerim'de yer alan en can alıcı misal olarak Hz. Yusuf'u (A.S.) da hatırlayabilir/hatırlatabilirler...

Kadını hayatın içinden çekerek İslam adına onu "koruduğunu" ya da "korunduğunu" sananlar...

Dinde neden zorlama yoktur hiç düşündünüz mü?

Cenab-ı Hak istese hepimizi "tek yola" getirebileceğini buyururken neden bize seçim hakkı tanımıştır?

Zorladığınız ve seçim hakkı bırakmadığınız zaman insanın "mesuliyetinden" bahsedilemez.

Dinimiz insanın iyiyi yapmayı kötüden kaçmayı "tercih edebilmesini", bunun için de kendini "eğitmesini" ve "iradesini" bu doğrultuda sağlamlaştırmasını ister.

Aklı ve hürriyeti olmayanın sorumlu olmamasının sebebi de budur.

Zira "iradesini" kullanamaz.

 

Dolayısıyla bir Müslüman, erdemli bir toplumun kadınıyla ve erkeğiyle "iyi olabilmek" için önce her iki cinsin de "iradesine" sahip çıkması gerektiğini, kendini bu doğrultuda eğitmesi gerektiğini bilir ve buna göre hareket eder.

Yani, mesela, "gözlerini haramdan sakınmanın" kadın kadar erkeğin de üzerine farz olduğunu, erkeğin de "gözünü sakınma iradesi" göstermesinin şart olduğunu, yapmıyorsa ortaya çıkacak felaketten "sorumlu" olduğunu idrak eder.

Meselelerin, toplumun bir yarısını diğerinin keyfine göre hayattan soyutlayarak çözüleceğini düşünmez.

Toplumun ahlakının da kalkınmasının da kadın ve erkeğin omuzlarında beraberce yükselebileceğini unutmaz.

Unuttuğunda ne olur?

Mesela...

Bugün İslam aleminin içler acısı durumuna tepki olarak İsrail'e lanet okumaktan öteye gidemeyip, biz kadının "araba kullanmasının caizliğini" tartışırken, kadınlarını bile askerlik yapma mecburiyetinde bırakan bir avuç toplumun "bütün insanları" ile var olarak ve "çalışarak" sevilmediği bir coğrafyada adından bahsettirebildiği hususunu hiç aklına getirmeyebilir...

Ve çok önemli bir hakikati de gözler önüne serebilir:

Hepimiz uğraştığımız konular kadarız...

Bu yazı toplam 1021 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
basri biçer
29 Haziran 2015 Pazartesi 22:02
22:02
nihayet erkeğe de ahlak gerekliliğini hatırlatan bir yazı.isterim ve beklerim cuma hutbelerinde de sık sık gündeme gelsin.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim