• BIST 97.717
  • Altın 144,143
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 13 °C

Yine o yazı! Siz çığlık atıncaya kadar…

M.Tanzer Ünal

Seçim günü…

Yasak var, siyaset yazamıyoruz.

Bugün “o yazı”yı yine köşeme alıyorum.

Hani o fıkralı yazıyı…

“Bugün çığlık atmayı unutmayın” başlıklı yazıyı…

12 Haziran 2011 ve 30 Mart 2014 tarihlerinde, “unutmayın” dediğim halde “çığlık atmayı” unuttunuz.

Her geçen gün durumumuz kötüye gidiyor.

Tek tek ve ülke olarak ödeyeceğimiz fatura ağırlaşıyor.

Bugün, yine “çığlık atmamız” gereken bir gün.

Ben “Unutmayın” diyorum, ama unutursanız da siz bilirsiniz.

Yarın pişman olacaksınız, ancak bugüne faydası yok!

 

 

O fıkraları bir kez daha anlatıyorum

                                                               *******

Birinci fıkra Psikiyatr Prof. Dr. Rasim Adasal’dan.

Tarih, 30 Kasım 1957.

Günlerden, cumartesi…

Yer, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Konser ve Konferans Salonu.

Solan, tıklım tıklım…

Konuşmacı emekli Tabip Albay Prof. Dr. Rasim Adasal…

Konferans konusu, “İnsanların yetkileri ve bu yetkilerin kullanılması”…

Söz, Adasal’ın.

“Muhterem konuklar ve talebeler.

Bazı insanlara yetki verilir, bazıları da yetkiyi kendileri ararlar ve üstlenirler.

Ben bugün yetkiyi kendi arayıp bulanlardan söz edeceğim. Ve size bir fıkra anlatacağım.

Adamın biri yabancı olduğu bir kasabada dolaşırken büyük abdesti gelir. Fena halde sıkışmıştır. Oraya buraya seyirtir, tuvalet arar bulamaz.

Sonra aklına gelir. Burası bir Müslüman kentidir ve her caminin müştemilatında mutlaka bir umumi tuvalet olması gerekir.

Gözlerini havaya çevirir ve bir minare görür. O yana doğru seyirtir ve tuvaleti bulur.

Boş iki kabin, kapılarında birer suibriği ve çubuğunu tüttüren, bir sandalyenin üstünde adeta tünemiş bir tuvaletçi görür.

İbriklerden birini kaptığı gibi kabinlerden birine dalar.

İbrikçi, arkasından var gücüyle bağırır.

“Bırak o ibriği ötekini al!”

Adamın tartışacak hali yoktur. Bırakır aldığı ibriği ötekini alır ve içeri girer.

Ooohhh! Rahatlamıştır. Taharetlenir, dışarı çıkar, ellerini yıkar, parasını da verdikten sonra ibrikçiye sorar:

“Yahu arkadaş, içeride merak ettim, düşündüm. Bu ibriği değil de ötekini alsaydım, ne olurdu?”

İbrikçi, mağrur bir ifadeyle çubuğundan iki nefes daha çeker, sandalyesine iyice gömülür ve soruyu yanıtlar:

“Bırak bizim de bu kadar forsumuz olsun!”

İşte muhterem misafirlerim ve sevgili talebelerim. Bazı insanlar hayatta zorla ya da hasbelkader aldıkları yetkiyi böyle kullanırlar. Onun için bu tiplere aldırış etmeyeceksiniz ve üzülmeyeceksiniz. Bir gün gelir o ibrikçi de gider. Bu sizin elinizde…”

                                                                              ********

Şimdi ikinci fıkrayı dikkatlice okuyun!

“Yolcular uçağa binmek üzere otobüsten inmişler, bavullarını gösteriyorlar.

Bir bakmışlar uçak şirketinin minibüsü yanlarında durmuş. İçinden kaptan pilotla yardımcı pilotlar inmişler.

Yolcular fena halde şaşkın.

Nasıl şaşırmasınlar, kaptan pilotun elinde bir beyaz baston, kolunda üç noktalı bant.

Yardımcı pilotun elinde bir köpek tasması, tasmanın ucunda bir köpek… Sağa sola çarparak öylece ilerliyorlar uçağa.

Günlerden 1 Nisan değil ama “Şaka herhalde” demiş yolcular, doluşmuşlar uçağa.

Uçak pistte hızla ilerlemeye başlamış. Yolcuların gözleri camda…

Uçak hızlandıkça, yolcular endişelenmeye başlamış.

Uçak iyice hızlanmış, pistin sonuna yaklaşmış.

Bazı yolcular paniklemiş, dua etmeye başlamışlar.

Uçak son hıza ulaşmış, pistin sonu görünmüş.

Yolcular, betonun bitip çimlerin başladığını görünce dehşet içinde çığlık atmışlar.

Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmiş, uçak havalanmış.

Kaptan pilot arkasına yaslanmış, derin bir nefes almış ve yardımcı pilota dönmüş:

“Biliyor musun? Bir gün çığlık atmakta gecikecekler ve hep birlikte geberip gideceğiz…”

 

 

Sizleri bir kez daha uyarıyorum…

                                   ********

Fıkraları okudunuz…

Siz siz olun, tehlikeler karşısında çığlık atmayı unutmayın!

Bugün de, “çığlık atmamız” gereken bir gün.

Unutmayın!

Lütfen…

İnanın yarın çok geç olacak!

Bu yazı toplam 1071 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim