• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 18 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 18 °C

Yolunuz açık haritanız seçik olsun…

Hakan Yağcıoğlu

 

 

 

Kocaelispor’da yönetim, en azından şu an için, yeniden yapılanma anlamında bir şeyler üretmeye çabalıyor. İki aşamalı kongre modeliyle yönetilmeye başlanan kulüpte, her gelen yönetici gibi bu yönetim de ‘Yeniden yapılanma’ya dikkat çekiyor. Şimdi sokaktaki adam alaycı şekilde gülümseyerek ‘Bunlar da mı yeniden yapılanacak?’ diyor -ki hiçbir itirazınız olamaz- yanıtınız yine ‘evet’ olacaktır. Çünkü yıllardır aynı teraneleri duydular ve sonuçta elleri bomboş şekilde kalıp, yönetimleri aleyhte tezahüratlarla uğurladılar. Hoş olmayan olaylar yaşandı. Şimdi geçmişe dönüp bakın bakalım, koskoca bir ‘Kocaelispor imparatorluğu’ nasıl mum gibi eriyip gitti? Mali krizdeki Galatasaray Yozgat’ta kalacak otel bulamazken (2002), Kocaelispor Yozgat’ta Çamlık Galata’dan nasıl krallar gibi kaldı ve gazetelere haber oldu? Sonra da bu hale nasıl geldik? Bunlara bakıp da, geçmiş dönemin son yıllarındaki yönetimlerinin ‘Başarılı!’ olduğunu söyleyebilir misiniz? Sokaktaki adama bunu anlatabilir misiniz?..

Hayır !..

 

 

Durum ortada. İmparatorluktan, büyük çöküşe. Pollyanna bile, Kocaelispor’un bu müthiş çöküşüne ‘iyimserlikle’ bakamaz. Son kongrede salon, beklentilerin tam aksine, hayli doldu. Tamam da, ‘Daha önce nerelerdeydiniz’ demezler mi adama? O kalabalık, daha önce bir araya gelseydi de takım bu hale gelmeseydi, daha iyi olmaz mıydı? Son model araçlarla kongre salonuna gelip ‘Sapına kadar Kocaelisporluyum’ demek, takımı BAL rezilliğinden kurtarabilir mi? Sokağı anlamalısınız ve sabretmelisiniz. Şu anda sokaktaki Kocaelisporlu, bu yönetime de çok güvenerek bakmıyor. Çünkü güvenleri sarsıldı. Istrancalara, Samanlı dağlarına kar yağdı. Bu yönetim de ‘yeniden yapılanıyoruz, çok farklı şeyler olacak, 66 ruhu geri gelecek’ diyor. Ama sokaktaki adam ‘Beceremezler’ diyor. Buna kızmamak lazım, sabretmek lazım. Çünkü bu taraftar, yıllardır ‘Kulüp ha düzeldi ha düzelecek’ diye peygamberane sabırla bekledi. İnanın sizler o sabrın ‘S’sini bile göstermekte zorlanırsınız. Ama takım artık amatöre döndü, sabır taşı çatladı. Size gülümseyerek alaycı bakanların davranışı da normaldir.

 

 

Bu yönetimin yol haritası çok önemli. Çünkü 49 yıl sonra takım ilk kez amatörde mücadele edecek. Misafir mi olacak, yoksa bu ligde birkaç yıl daha kalıp, ev sahibi konumuna mı yükselecek? “Biz bir başlayalım, olursa şampiyonluğa oynarız, olmazsa, düşmemeye oynarız’ mantığı artık sökmüyor. Kavşaktasınız ve yolunuzu kesinlikle belirleyip, kamuoyunu da ona göre yönlendirmelisiniz. Tabii bu konuda kesin karar alırken de, kamuoyunun nabzını yoklamalısınız ki, yarın bir gün onlar da size isyan etmesin, tatsız şeyler olmasın. Kentin sokaklarını iyi gezin, sokaktaki adamı iyi anlayın ki, onlar da gelip size destek verebilsin. Basınla diyaloglarınız konusunda şu anda ‘artı’dasınız. Teknik adam konusunda, basınla ilişkiler anlamında önemli bir krizi atlattınız. Bir meslektaşımın dediği gibi ‘ters köşeye yatırdınız’. Ama yeniden örgütlenme içerisinde, basınla ilişkiler konusunda, yönetiminizi ve ekibinizi bilinçlendirmeli, bu işin şakasının olmadığını göstermelisiniz. Basın içerisindeki ayrımcılığın kulübü bugünlere getiren önemli bir unsur olduğunu unutmamalısınız. Kocaelispor’da efsane yaşatan Sefa Sirmen’in en büyük başarısı, basınla olan ölçülü ilişkisi ve yönetimi ile personelini de böylesine bir disiplin altına almasıdır. Gazetelerde bir kare fotoğrafının çıkması için akıl almaz işlere bulaşan sıradan insanlar, artık bu kulübü yönetmesin.

 

 

Yol haritası belli, şeffaf çalışan, işini bilen, kararlarının arkasında duran, kulübün dik duruşunu sergileyen, kulübün büyüklüğünü önce kendisi hisseden, sonra da hissettiren, bugün ak dediğine yarın kara demeyen, herkese mavi boncuk dağıtmayan, basın ve halkla ilişkiler bürosunu iyi yöneten (ki çevrenizdeki birkaç gazete mensubunu görüp, genelleme yaparak ‘Kocaeli basını işte bu kadar’ yanılgısına düşmeyin), takım içerisindeki dedikoduları ve fitneleri çözüp, anında temizleyen ve yol haritasını kamuoyuna iyi belleten bir yönetimin, başarısız olması zordur. Yolunuz açık, yol haritanız seçik olsun…

 

 

Ali Haydar Bulut; olmadı!..

 

Kentimizi yönetenlerin, birleştirici, bütünleştirici ve pozitif olması gerekiyor. Bu vatandaş, kendisini yönetenlere yıllardır boşuna ‘devlet büyüğü’ demiyor. Devlet, sorun çözen olmalıdır, sorun çıkaran değil. İnatlaşmamın devlet yönetiminde yeri yoktur. Bu yüzden değil midir ki, koalisyonlar bu ülkeyi bataklığa sürüklemiştir.

 

 

İşte Derince’deki örnek. Şahin Çavuşoğlu, Derincespor A.Ş.’yi kurarak şirketin başına geçti. Derince Belediyespor Kulübü’nden önce profesyonel futbol takımını, sonra da bizzat kendini ayırdı. Aziz alemdar’ın yerine, 5 yıllık aradan sonra yeniden belediye başkanı olan Ali Haydar Bulut, seçim öncesinde ‘Kesinlikle Derince Belediyespor’u ve Derince’nin sporunu daha da yüksek noktalara taşıyacağız’ dedi. Sporsever vatandaş rahatladı, gitti oyunu kullandı. Ama seçimden sonra tam bir fırtına esti. Ali Haydar Bulut, tesisin kapılarını, Derincespor A.Ş.’ye kapattı. Doğalgazı, suyu kesti. Herkes şok içindeyken, sahaları da kapattı. 3.Lig’de sadece Derince’yi değil, ilimizi de temsil eden Derincespor, cezalandırıldı. Sebebi, Şahin Çavuşoğlu’nun bizzat kendisi. Kulübü Ali Haydar Bulut’a vermemekte direnmesi. Kim haklı kim haksız o farklı bir şey. Ama burada olan, Derinceli futbol severlere oldu. Yıllardır Sarı Lacivertli renklere gönül vermiş insanlar, maçları nerede izleyecek biliyor musunuz? Gölcük’te. Yani 35 kilometre ötede. Git-gel 70 kilometre. İstanbul kadar mesafe. Yazıktır, günahtır. Ali Haydar Bulut kulübe elini uzatsa, kendisi büyüyecek. Devlet Büyüğü’nün ne demek olduğunu gösterecek. Ama o kulüple değil, kişiyle ilgileniyor. İnatlaşıyor. Tarih bu olayı yazacak. Her şey göz önünde oluyor. Başkan Bulut, 5 yıl sonraki seçimi düşünmüyor anlaşılan. Ya da seçimi kaybedeceğinden endişe etmiyor. Her koyun kendi bacağından asılır. Mühendis olan Bulut, mutlaka bunun sonrasının hesabını yapmıştır !..

 

 

Londra’lı John sen değil, ben hakan Usta büyüğüm…

 

 

Kentin göbeğinde oturuyoruz. TV’nin başına kurulmuşuz. Kolombiya-Fildişi Sahili maçını izlemek üzereyiz. O da ne, elektrikler şak diye kesilmez mi? Dışarıda öyle ahım şahım da bir yağış yok hani. Şimşekler çakıyor, hafif gök gürültüsü, o kadar. Alacağına şahin, vereceğine serçe olan SEPAŞ, idam sehpasını kurmuş bile. Maç izlemenin mümkünatı yok. Gece uykusuz kalıp maçları izleyen birine yapılacak en büyük işkence: gündüz maç izletmemek. Londra’da bir dakikalık elektrik kesintisinde sokaklara dökülen insanları anımsıyorum. Sonra da Yaşar Usta’nın repliği aklıma geliyor: “Milyon sterlinglerin, efsane saat anıtın, kulelerin, krallığın, gelir dağılımındaki büyüklüğün, üzerinde güneş batmayan imparatorluğun, elektrik kesintisini unutmanla sen mi büyüksün be Londra, ha sen mi büyüksün? Hayır ben, ben. Hakan usta. 3 dakikada kanalizasyonları tıkanan, kapılarının önü çöplüğe dönen, 5 metrelik Akçacami önünden karşıdan karşıya 2 saatte geçemeyen, Çocuk Parkı’nda yaya kaldırımında arabalarını çarptığı yayaları acıyarak izleyen, 47 yıldır kanser soluyan, “Su akar Türk bakar” misali Körfez’inde 40 yıldır yüzemeyen ben büyüğüm”… John efendi; Londra’da rahmetli babaannem de yaşar. Gel yaşa bakalım İzmit’te…

 

 

 

 

Bu yazı toplam 561 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim