• BIST 89.953
  • Altın 145,342
  • Dolar 3,6209
  • Euro 3,9098
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 10 °C
  • Sakarya : 17 °C

Yugoslavya iç savaşından bir acı, “Annemin Yarası”…

M.Tanzer Ünal

Bugün sizlere vizyona girdiği cuma günü izlediğim bir filmi anlatacağım.
“Annemin Yarası”…
Filmin çekimleri Sırbistan, Bosna Hersek, Hırvatistan ve Türkiye’de yapılmış.
Yönetmen Türk, oynayanlar Türk…
Yönetmen koltuğunda Ozan Açıktan oturuyor.
Genç bir yönetmen…
“Silsile” ve “Sen Kimsin” filmleriyle tanınıyor.
Oynayanlar, tanınmış isimler.
Ozan Güven, Meryem Uzerli, Belçim Bilgin, Okan Yalabık…
İlk kez izlediğim Bora Akkaş’ı da beşinci isim olarak yazmalıyım.
Filmin “başrol oyuncusu” yok.
Veya şöyle diyeyim…
Filmde 5 başrol oyuncusu var.
Roller neredeyse eşit şekilde beşe bölünmüş.
Hepsi de çok iyi oynuyor.
Şunu söylemek istiyorum…
Bu film, öyle söylendiği gibi “bir Meryem Uzerli filmi” değil.
Ozan Güven veya Belçim Bilgin filmi de değil.
İzleyin, bana hak vereceksiniz.
Genç oyuncu Bora Akkaş bile bu kadar güçlü oyuncu arasında ezilmiyor, aksine diğerleri kadar ön planda tutuluyor.
Alkışlanacak bir durum.
Hani film bittikten sonra insan kendi kendine “En çok hangi oyuncuyu beğendim” diye bir liste yapar ya, ben de böyle bir liste yapmak istedim, ama beceremedim.
Bence 5 isim de birinci sırada!
Beş büyük oyuncu…
Bir güzel hikâye…
Ve Türk sinemasının “yüz akı” diyebileceğimiz bir film daha!

 

Önce filmin geçtiği o toprakları tanıyalım

Sevgili okurlarım, filmin geçtiği topraklarla ilgili belleklerimizi bir tazeleyelim.
Bir zamanlar Balkanların batısında “Yugoslavya” diye bir devlet vardı.
1.Dünya Savaşı sonrası kurulan “Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti”…
Değişik etnik ve dinsel toplulukların oluşturduğu güçlü bir devlet!
Devlet Başkanı Tito 4 Mayıs 1980’de hayatını kaybedince, ülkede karışıklıklar başladı.
Daha doğrusu emperyalist devletler, Tito’nun ölümünü fırsat bilerek Yugoslavya’yı parçalamak için harekete geçtiler.
Etnik kimlikleri kaşıdılar.
İnanç farklılıklarını sorun hale getirdiler.
Sen Sırp’tın, sen Boşnak’tın, sen Hırvat’tın…
Sen Müslüman’dın, sen Hıristiyan’dın…
Toplum böyle böyle ayrıştırılmaya başlandı.
Daha düne kadar komşu olanlar, akraba olanlar, birbirlerine “düşman gibi” bakmaya başladılar.
“Nefret dönemi”, yıllar içinde “şiddet dönemi”ne dönüştü.
Koskoca ülke 1990’da “iç savaş” eşiğine getirilmişti.
Beş yıl devam eden iç savaş sonunda Yugoslavya 7’ye bölündü.
Bosna Hersek, Hırvatistan, Slovenya, Sırbistan, Makedonya, Karadağ ve Kosova…
Amaç da buydu zaten.
Yugoslavya’yı “tehlikeli olabilecek devlet” durumundan, “hap gibi yutulabilecek devletçikler” haline getirmek!
Emperyalist ülkeler, sonunda amaçlarına ulaştılar.
Bir güzel ülkeyi lime lime ettiler.
Şimdi savaş bitti, ama insanların yaşadığı acılar bitmedi.

 

İşte film, bu acılardan birinin hikâyesi

Bugün size anlatmaya çalıştığım film, işte bu topraklarda yaşanan on binlerce acıdan birinin hikâyesi.

Yugoslavya iç savaşında, Sırp askerleri Müslüman Boşnak kızlarına tecavüz ediyor. 
Filmin dramatik çatısı da bu olay üzerine inşa ediliyor.
Salih, işte böyle bir tecavüz sonunda dünyaya gelen ve yetimhaneye bırakılan bir çocuk!
18 yaşına gelince yetimhaneden ayrılır, kayıp ailesini bulma peşine düşer.
Ailesini ararken bir çiftlikte çalışmaya başlar ve etkileyici öykü bu şekilde başlar.
Aslında hiç beklemediği anda hayalindeki yuvayı bulmuştur.
Heyecan, sürükleyici bir tempo, sürekli yükselen tansiyon!
Birlikte yaşadığı ailenin ortaya dökülen sırları…
Ve trajik son!  
Film, savaş gerçeğini ve insanlarda bıraktığı izleri anlatıyor.
Ağır bir dram değil.
İnsanı boğmuyor…
Yer yer eğlenceli bir film.
Siyasi bir mesajı yok.
Suçluyu aramaya kalkmamış.
Sadece yaşamdan bir kesit beyaz perdeye aktarılmış.
Görüntü, dekorlar, makyaj, müzikler…
Hepsi harika!
Bence kaçırmayın.
Her sinemaseverin izlemesi gereken bir film.
Türk sineması adına gurur duyabileceğimiz bir yapıt.
Savaşın bir acısını, olması gerektiği gibi yansıtmış.


AKP, hâlâ “Yuvacık Barajı sazı” çalıyor

Sevgili okurlarım, hatırlarsınız, Yuvacık Barajı AKP’nin iktidara geldiği ilk yıllarda sürekli “yolsuzluğun sembolü” olarak gösteriliyordu.
Recep Tayyip Erdoğan; dilinden düşürmüyor, Yuvacık Barajı ile yatıyor Yuvacık Barajı ile kalkıyordu.
Aradan yıllar geçti.
14 yıl… 15 yıl…
Sandım ki, artık unutulur.
Unutulmamış…
Geçenlerde Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş kentimize geldiğinde, “Yuvacık Barajı dosyası”nın kapağını bir kez daha açıverdi.
Dedi ki, “Dünyanın en kötü anlaşması, Yuvacık Barajı anlaşmasıdır.”
Bakan Elitaş’ın sözleri aynen şöyle:
“Yuvacık Barajı anlaşması, dünyada benzeri olmayan bir anlaşma örneğidir. Ne kadar ararsanız arayın, Yuvacık Barajı gibi kötü bir anlaşma örneğini insanlık tarihinde göremezsiniz. Bu anlaşmayı yapanlar, isimlerini tarihe altın harflerle değil kap kara harflerle yazdırdılar…”
Şimdi Yuvacık Barajı konusunu ayrıntılarıyla tekrar açacak değilim.
Aslına bakarsanız, bu konuyu gazete sayfalarına ilk taşıyan da bu gazete!
O zaman bugün iktidarda olanlar muhalefetteydi ve bizim Yuvacık Barajı ile ilgili haberlerimizi alkışlıyorlardı.
Bugün onlar iktidarda, iktidardakilerin yanlışlarını yazıyoruz, bu defa “Neden yazıyorsunuz?” diye kızıyorlar.
Siyaset dünyası böyle!
İktidardakilerin yanlışlarını yazmayacaksın…
Hep muhalefete çatacaksın.
***
Bakan Mustafa Elitaş’a bir önerim var.
Madem bu tür konulara çok meraklı…
Madem aradan yıllar yıllar geçmesine rağmen “Yuvacık Barajı” konusunu tekrar gündeme getirdi…
Bir de AKP döneminde Kocaeli’nde olup bitenlere bir baksın.
KENTKONUT konusunu, Bilişim Vadisi konusunu bir inceletsin.
Yanlış, yanlıştır…
Hangi iktidar döneminde yapılırsa yapılsın, yanlıştır…
AKP’nin yanlışları konuşulmasın, yazılıp çizilmesin…
Diğer partilerin yanlışları yazılsın ve konuşulsun…
Böyle bir mantık olamaz!

Bu yazı toplam 1878 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim