• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Kocaeli : 1 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • Sakarya : 1 °C

Yunanistan’a bak, halini gör!

M.Tanzer Ünal

Bu sözüm; ülkeme, sevgili vatanıma, bu toprakların kaderini paylaşanlara, devletimi yönetenlere…

“Bir musibet, bin nasihatten iyidir” derler ya…

Yunanistan’ın başına gelen felaket, bizlere ders olmalı.

Şimdiye kadar pek çok kez söylendi, yazıldı…

Devletimizi yönetenler uyarıldı…

“Etmeyin gitmeyin, Türkiye ‘borç ekonomisi’ yle yönetilmez, sonuç kötü olur” denildi.

Dinleyen olmadı.

Şimdi belki Yunanistan’ın yaşadıkları, “Ankara’daki muhteremler” in aklını başına getirir.

 

Yunanistan neden battı?

Öyle sizi rakamlara boğmayacağım.

Şu olduydu da, bu olduydu da…

Artık bunlar geride kaldı.

Yunanistan, “acı gerçek”le karşı karşıya!

Hani “ölümle burun buruna gelmek” deyimi vardır ya, Yunanistan da aynen o durumda.

Yiyip içip sirtaki yapma dönemi bitti.

Şimdi o “hak edilmeden yaşanan keyifli yıllar” ın bedeli ödenecek.

Kim ödeyecek?

Yunan halkı…

Zaten hep böyledir…

Bir yerde “para” varsa, zenginler paylaşır.

Bir yerde “bedel” ödenecekse, fakir halk öder.

Sonunda olan “aşağıdakiler” e olur, “yukarıdakiler” yine gemisini yürütür.

Sahi Yunanistan neden bu hale geldi?

Bir zamanlar “gıpta edilen” bir ülkeydi.

Avrupa Birliği’nin “şımarık çocuğu” ydu…

Ne isterse veriyorlardı…

“Gak” derse yağ, “guk” derse bal!

Öğle yemeğinden sonra siesta keyfi…

Geceleri sabaha kadar taverna!

Devlet memurları iyi maaş alıyordu.

Emekliler, onlardan daha iyi…

Alman emeklisi ortalama 700-800 Euro maaş alırken, Yunan emeklisi ortalama 1600 Euro’yu cebine indiriyordu.

Ohh ne ala!

***

Çok basit ekonomik kuraldır…

*Gelirinden çok giderin varsa…

*Ürettiğinden çok tüketiyorsan…

*Yaşamını “borçla” sürdürüyorsan…

Bir gün tökezlersin!

Bu kural; kişiler için de, şirketler için de, devletler için de geçerlidir.

Yunanistan, yıllarca çok ama çok kötü yönetildi.

*Üretmedi, tüketti… Avrupa Birliği’ne girerken verilen, daha doğrusu hibe edilen 90 milyar Euro’yu har vurup harman savurdu. Bu parayı “üretim araçları” na yatıracağına, son kuruşuna kadar lüks tüketim ürünlerine harcadı.

*AB bünyesinde kredi faizleri çok düşük olduğundan, ha bire borçlandı. Para kalmadı gönder borç, para kalmadı gönder borç! Yıllarca “üretim ekonomisi” yerine “borç ekonomisi” yle yönetildi.

*Halk, baktı ki bir yerlerden para geliyor, çalışmayı bıraktı. İşi iyice tembelliğe vurdu. Çalışmadan ve üretmeden yaşamayı, kendisine “yaşam felsefesi” olarak kabul etti.

*Sonunda Yunanistan; turizmi her geçen yıl daha da körelen, sanayileşemeyen, üretemeyen, istihdam yaratamayan, borçla yaşayan, gününü gün eden insanların sefa sürdüğü bir ülke haline geldi.

*Ve borç veren ülkeler bunun sonunun olmadığını anlayınca, Yunanistan’ın ipini çektiler. Yunanistan her ne kadar “Din kardeşiyiz, aynı ekonomik ve sosyal paktın içindeyiz” dediyse de fayda etmedi. Yani Yunan halkının Hıristiyan olması, Yunanistan’ın AB’de bulunması işe yaramadı.

*Yunanistan, 1 Ocak 1981 tarihinde AB’ye girerken yine fakir bir ülkeydi. AB’ye girebilmek için rakamlar şişirilmişti. Bunu her iki taraf da biliyordu. Zaman içinde AB kriterlerine uyum sağlayacağı düşünülüyordu. Olmadı… Yunanistan bugün, AB’ye girişinden 35 yıl sonra “sıfırı tüketmiş olarak” yine eski günlerine geri dönüyor.

 

Demek ki, neymiş?

*Çalışmadan zengin olunmuyormuş…

*Üretmeden zengin olunmuyormuş…  

*Borç parayla sürdürülen hayatın sonu hüsranmış…

*Kimse kimseye, bir devlet diğer bir devlete gözünün kaşının karası için borç vermiyormuş.

*İster kişi olsun, ister devlet olsun “hak etmediği hayatı yaşayanlar”, sonunda bedel ödüyormuş.

 

Yunanistan’ın durumundan ders alınmalı!

Yunanistan ile Türkiye’nin durumu arasında “benzerlik” var mı?

Var…

Kafa, aynı kafa!

Ekonomik yapı, aynı yapı!

*Çalışmıyoruz…

*Üretmiyoruz…

*Artı değer yaratmıyoruz…

*Sistem olarak “üretim ekonomisi” yerine “borç ekonomisi” uyguluyoruz.

*Yurt dışından aldığımız borçları yurt içinde dağıtarak “sahte cennet” yaratıyoruz.

*İnsanlarımız ,“tüketim çılgınlığı” içinde.

*Fabrikadan daha çok AVM yapımını teşvik ediyoruz.

*Tarım ve hayvancılığı bıraktık. Pek çok tarım ürününü dışarıdan alır olduk. Dünyanın en pahalı etini yiyen ülkelerden biriyiz.

*Değer yargılarımız değiştirildi. Çalışmadan ve üretmeden yaşamayı “uyanıklık” olarak kabul etmeye başladık. Hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet alıp verme, artık günümüzde normal kabul ediliyor.

*Aldığımız borç parayla lüks ürünler satın alıyoruz ve kendimizi “zenginleşmiş” kabul ediyoruz.

Özetle…

Gidişat yönünden Yunanistan’ın durumuyla aramızda temelde bir fark yok!

Tekrarlarsak, kafa aynı kafa, sistem aynı sistem!

Eninde sonunda, ama üç ama beş yıl sonra, biz de duvara toslayacağız ve ağır bedel ödeyeceğiz.

Önümüzde Yunanistan örneği varken, ders almasını bilelim!

Einstein’ın o sözünü hatırlıyorsunuz değil mi?

“Herkes hata yapar, ama ahmaklar aynı hataları yapıp farklı sonuç beklerler…”

Ahmak olmayalım!

Bu yolun sonu felaket!

Çalışmadan, üretmeden, artı değer yaratmadan, borç alarak, aldığımız borçları lüks ürünlere harcayarak bir yere gidemeyiz.

Bu yazı toplam 896 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim