• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli : 18 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 18 °C

Zafer Arat neden istifa etti?

M.Tanzer Ünal

Zafer Arat, Kartepe Belediyesi’nin temel direklerinden biriydi.

Şükrü Karabalık döneminde başkan yardımcısıydı…

Hüseyin Üzülmez başkan oldu, o yine başkan yardımcılığına devam etti.

Önceki akşam, başkan yardımcılığı görevinden istifa ettiği haberi geldi.

Allah Allah!

Ne oldu acaba?

Birisi dedi ki, “İstifa etmedi, istifa ettirildi.”

Bilemem…

Öyle mi böyle mi, bunu ancak kendileri bilir.

Öyle de olsa böyle de olsa, Zafer Arat’ın başkan yardımcılığından ayrılması normal şartlarda gelişmiş bir olay değil.

Önemli bir şey var, bunun altında!

Ama ne?

Dün tarafları aradım.

Önce Zafer Arat’ı çaldırdım.

Ses tonundan belli, keyfi yerindeydi.

*”Yoruldum” dedi…

*”Böyle gitmiyordu” dedi…

*”Biraz dinleneceğim” dedi…

*”Sadece başkan yardımcılığından istifa ettim, meclis üyeliğim devam edecek” dedi…

*”Darbe girişimi gecesi ile ilgili gazetelerde yazılıp çizilenlerin de istifamda etkisi oldu” dedi…

*”Herhalde erken seçim olacak, dur bakalım Allah ne gösterecek” dedi…

Telefonu kapatırken, “Bir ara oturup konuşalım” diye sözleştik.

***

Arkasından Belediye Başkanı Hüseyin Üzülmez’i aradım.

Telefona yansıyan seslerden, çevresinin kalabalık olduğu belliydi.

“Sonra konuşalım” dediysem de, “Misafirlerim var, ama sizi dinleyebilirim” karşılığını verdi.

Zafer Arat’ın istifa nedenini sordum.

“Yorulmuş, dinlenecekmiş” dedi.

“Bu, istifanın görünen tarafı” diye ısrar edince, “Abi, görünmeyen tarafını kendisi açıklaması gerekir, ben bir şey diyemem” şeklinde cevapladı.

Hüseyin Üzülmez’le de mümkün olan en kısa zamanda bir araya gelmeye de karar verdik.

 

“Yenikapı ruhu”, herkesin aynı şeyi düşünmesi mi?

Moda oldu.

Herkesin dilinde “Yenikapı ruhu”!

Biri diğerine, ters mi bakıyor…

Biri diğerine, hoşlanmadığı bir söz mü söyledi…

Biri diğerinin önerisini mi kabul etmedi…

Hemen yakıştırma hazır.

“Sen Yenikapı ruhunu bozuyorsun!”

Veya tam tersine…

Bir toplantıda, örneğin önceki gün Anayasa Mahkemesi’ndeki yemin töreninde olduğu gibi, iktidar ve muhalefet temsilcileri bir arada mı…

Alın size “Yenikapı ruhu”!

Bu kadar basit!

Şeklen…

 

Birlik ve beraberliğin sembolü

“Yenikapı ruhu”, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra birlik ve beraberliğin sembolü oldu.

İyi de bu “ruh”, sadece dört kişiyle mi sınırlı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan…

Başbakan Yıldırım…

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu…

Ve MHP Genel Başkanı Bahçeli…

Bir toplantıda beraber görünmüşlerse…

Bir konuda aynı şeyleri düşünmüşlerse…

Birbirlerinin görüşlerine aykırı demeç vermemişlerse…

Bu davranış biçimleri, “Yenikapı ruhu”nun olduğunu ve devam ettiğini mi gösteriyor?

İşte düştüğümüz yanlış burada.

Dört kişiye bakıp, tüm Türkiye’nin fotoğrafını çekmek mümkün değil.

“Yenikapı ruhu”nun, zirvedeki dört kişi arasında değil, asıl tabanda, toplumda olması önemli.

Bu da ancak eğitimle, kültürle, ortak akıl yaratmakla, farklı fikirlere hoşgörüyle bakmakla mümkün.

 

Ne durumdayız?

Bilmem, “ne durumda olduğumuzu” anlatmama gerek var mı?

“Yenikapı ruhu” bir “mihenk taşı” ise, toplum olarak biz bu mihenk taşına yaklaşacağımıza sürekli uzaklaşıyoruz.

Başkalarının “artılarını” göreceğimize, “eksilerini” ortaya çıkarmaya, gözüne gözüne sokmaya devam ediyoruz.

Dinimizde ölenlerin arkasından kötü konuşmak günah olmasına rağmen, bazılarımız, Tarık Akan’ın arkasından “Ateşi bol olsun” diye mesaj atabiliyor.

Ortak değerlerimiz, artık değersiz oldu

Dayanışmanın yerine, linç kültürü geldi.

Güzel sözler, yerini alaycı, iğneleyici sözlere bıraktı.

İhbar etmek, iftira atmak; övünülecek davranışlar arasına girdi.

Siyasetin adı, ayrıştırmak, kendilerinden olmayanlara selam vermemek, düşmanlık etmek oldu.

Durmadan didişen, dalaşan, dövüşen çocuklar gibiyiz…

Birbirimizin sözlerine, kulaklarımız kapalı.

Doğruya doğru demek, takdir etmek, adaletli davranmak, haklının hakkını teslim etmek, haksızlıklara karşı durmak, artık epeydir bizim toplumsal reflekslerimiz değil.

Çoğu kişi; içinde yaşadığı toplumun ortak değerlerine değil, ait olduğu kesimin, yani siyasi parti veya cemaatin değerlerine sarılır oldu.

Özetle…

Toplum “ortak değerler”den uzaklaştırıldı…

Yaratılan yapay “ortak düşmanlar” etrafında birleştirildi.

Ortak düşmanlar, toplumun tutkalı oldu…

 

Bu anlayışla nereye gidebiliriz?

Düşmanlıkları bırakmalıyız.

Birbirimize höt höt davranmaktan vazgeçmeliyiz.

Birbirimizin kuyusunu kazmayı “beceri” saymamalıyız.

Bizim tutkalımız…

*Ortak ulusal ve toplumsal değerler…

*Evrensel değerler…

*İnsanlığın ortak değerleri…

Olmalı!

Farklı görüşlere tahammül…

Kadına, çocuğa, çevreye, yaşama saygı…

Ekonomik ve sosyal adalet…

Özgürlük, dürüstlük…

Bizim tutkalımız bunlar olmalı.

Ancak bu değerlere yönelirsek ve bu değerleri yakalarsak gerçek “Yenikapı ruhu”na sahip olabiliriz.

Gerisi hikâye!

Bu yazı toplam 2648 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim