• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Kocaeli : 13 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Sakarya : 13 °C

Zafer ve hüzün

Yılmaz Kırlı

EURO-2016 elemelerinde Konya’da yapılan maçlarda hafta içinde Letonya ile berabere kalıp iki puanı kaptırıp bizi üzdükten sonra hafta sonunda devam veya tamam sınavında Hollanda’yı 18 yıl aradan sonra 3-0 yenerek skor olarak adeta dağıttı futbolcularımız. Fatih Terim’in gençlerden oluşturduğu takımımız gereğini yerine getirdi ve devam dedik. Bir bütünün parçalarının en büyüğü Konya Şehir Stadı ve muhteşem taraftarlarıydı.

Oğuzhan, Arda ve Burak net bir skorla bizleri olduğu gibi dünya spor ajanslarını da şaşırttılar. “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” deyiminden esinlenerek onuncu köyde şunu itiraf etmeliyim;

Futbol olarak ne oynadık? Skor güzel, ama ya futbol?

Kaleciden başlayan, birinci bölgedeki topları şişirip ikinci bölgeye attık, adeta duvara çarpan top tekrar bize geldi. İkinci yarının izahı bence bu.

Şöyle ki; karnımız aç, ihtiyacımızı gidermek zorunda bir takımın elemanları ve teknik kadrosu iliştikleri yer sofrasında zeytin peynir ile ihtiyacını giderebilir. Ama bir de, Boğaz manzaralı mükellef bir sofrada yenen yemeğin keyfine ne dersiniz? Ülkemizdeki sporun aynasıdır milli takımlarımız. Bunun nedenleri üniversitelerde tez olmalı. Alaylıların kotaracağı bir iş değil. Kendimizi kandırmamızın bir nedeni yok. Bizde ayaklar başı idare ediyor. Gollere gelince, Oğuzhan’ınki harika, Arda’nın golü kaleci hatası, Caner’in Burak’a attırdığı gol faul.

 

***

 

Gelelim basketbola; Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda ilk maçımızda ilk maçımızda İtalya’yı yenerek havalandık ama ikinci maçımızda İspanya’ya 100 barajı aşan bir skorla mağlup olduk. Şunu unutmamak lazım, yeterli mantaliteye sahip değiliz basketbolda.

 

***

 

Basketbolda İtalya’yı yenince futboldan da aldığımız üç puanla zafer naraları attık. Ama İspanya mağlubiyeti, hem de 100 puan barajını aşan sayı rezaletine kızarken TV’den o kör olası PKK terörüyle inanın kahrolduk, hüzünlerin en acılarından birini daha yaşadık. Dağlıca’da organize yapılan bir katliamı hiç kimse görmedi mi? Yazıklar olsun. Üzgünüz hem de ülke olarak. Sağduyu sahiplerinin feryatlarını duyar gibiyim. Zafer ve hüznü yaşatanlara ne diyeceğimi bilemiyorum. Allah’tan şehitlerimize rahmet, yaralılarımıza şifa diliyor, bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını umuyorum. Ülkemin bunu da atlatacağını umuyorum. Şehit ailelerine sabırlar diliyorum. Yazıma yayınladığım şiir kitaplarımdan “Şehide ağıt” şiirimle son vermek istiyorum.

 

ŞEHİDE AĞIT

Küçücüğüm benim, ne diyeyim?

Her şeyin küçüğü sevilir derler.

Gerçekten de çok severler.

Kıyamam ben sana,

Kocaman olsan da,

Benim gözümde hâlâ bebeksin,

Zaten hiç büyümedin ki,

Bak, askerlik başka!

Orada farklıydın, kocamandın.

Düşmana karşı kahramandın,

Dedelerin gibi zaferden zafere vardın,

Bebeğim, sen benim bir tanemdin.

Erdin, neferdin, askerdin,

Gazi oldun, şehit oldun,

Cennet mekana erdin.

Bu yazı toplam 886 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim