• BIST 104.001
  • Altın 145,411
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • Kocaeli : 16 °C
  • İstanbul : 19 °C
  • Sakarya : 16 °C

Zamanın Kab’ları…

Hasan Altınkaya

Ka’b bin Eşref… Bu ismi sanırım bazılarınız ilk kez duyacak. Hani şu Mehmet Akif’in mısralarında da geçen “Bedir Aslanları”nı çıkardığı fitneyle itibarsızlaştırmaya çalışan, kalemiyle alay eden Yahudi şâir... İnanılmaz kıskançlık duyar ve bir o kadar da düşmanlık beslerdi. Kendi düşmanlığı yetmediği gibi etrafı da Müslümanlara karşı kışkırtırdı. Onun için her yol mübah, her yalan serbestti. Çünkü bunu kendine misyon edinmişti. Fitne çıkartacak ve etrafa çamur atacaktı. Kullandığı kalemi ahlaksızlığına ortak edecekti. Yalan söyleyecek ve karşı tarafı da yalancılıkla suçlayacaktı. Bu onun hayat tarzı olmuştu.

Müşrikleri Müslümanlara karşı tahrik ediyordu. Bedir Savaşı’nda öldürülen müşrikler için mersiyeler düzerek onların intikam ve düşmanlık hislerini kabartmaya çalışıyordu. Medine’de ise, Müslümanların kızlarına ve hanımlarına dil uzatacak kadar da alçaklık gösterebiliyordu.

Şiir ve hitabet  o dönem çok önemliydi. Yazdığın bir şiir veya söylediğin bir söz ile insanları daha kolay etkileyebiliyordun. İslam düşmanı olan Ka’b da, yazdığı şiir ve kullandığı ifadelerle beslediği düşmanlığını etrafına da sirayet ettiriyordu. O yüzden Peygamberimiz, bu musibet adamın şiirleri üzerinde fazlasıyla duruyordu. Bu menhusdan kurtulmak gerektiğini düşünüyor ve bu konuda çare arıyordu.

Ka’b, yalnız şiirleriyle İslam düşmanlığı yapmıyordu, Peygamberimize karşı da suikast hazırlığı içerisinde olduğu kaynaklarda belirtiliyor. Böyle bir adamın yaşaması, İslamiyet için büyük zarardı. Bu bakımdan daha fazla zarar vermesinin önüne geçilmesi gerekiyordu.

Peygamberimiz’in de onayıyla ashaptan Muhammed bin Mesleme, yanına birkaç arkadaşını daha alarak bu İslam düşmanını öldürdüler. Bu olay o dönemki koşullarda oldukça etki yaptı. Çünkü Ka’b bin Eşref gibi şöhret sahibi birinin öldürülmesi, Yahudiler arasında büyük bir panik meydana getirmişti. İçlerinden bazıları Peygamberimize giderek aslında Ka’b Bin Eşref’in masum olduğunu, öldürülmeyi hak etmediğini söylediler. Peygamberimiz de, “O, bizimle alay etti ve Müslümanlara diliyle eziyet etti; müşrikleri de bizimle harbe, bizimle uğraşmaya teşvik etti” şeklinde cevap verdi.

Peki ne mi oldu ondan sonra? Fitne ve fesat çıkarmakla meşhur olan Yahudiler, bir nebze de olsa Peygamber Efendimize ve Müslümanlara karşı saygılı oldular. Davranışları daha yumuşak oldu. Öyle istedikleri gibi hakaret edemediler, tahrikte bulunamadılar.

Günümüzde de Ka’b ve türevlerinin varlığını rahatlıkla görebiliyoruz. Ancak her fırsatta Peygamberimizin referanslarıyla hareket ettiğimizi iddia edip, bunu eyleme dönüştürmediğimiz için birçok musibetle karşılaşıyoruz. “Kim fitne çıkartıyorsa öldürün” gibi bir anlam çıkartmasın kimse. Fakat fitne ve bozgunculuk çıkartanlarla her daim mücadele edilmesi gerektiği de bir gerçek. Bununla mücadele edilirken kişinin dini, soyu, sopu önemli değil. Yaptıklarıyla hak davaya zarar veriyorsa, dürüstü hırsız gibi gösterip, hırsızı da dürüst gibi göstermeye çalışıyorsa bu insanlarla mücadele edilmeli. “Neme lâzım” gibi bir yaklaşım gösterildiğinde en büyük zararı yine kişinin kendisi ve davası görecektir. Bu durumda erk sahiplerinin yapacağı en büyük kötülük olaylara kayıtsız kalmak olur ki, bu da çok büyük bir yanlıştır.

Ka’b gibi düşünen kişilerin gücü eline aldığını düşünün. Sizi elinden gelse boğmaz mı? Ülke geneline şöyle bir baktığımızda, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği mücadeleyi daha iyi anlıyorum. Hiçbir zaman rehavete kapılmadan, ülke insanı için tehlike arz eden cenahlarla adeta savaş veriyor. İnandığı değerler uğruna dik duruşundan asla taviz vermiyor. Her dönemin Kab’ları başka olduğu için, bunlarla mücadele yönetimi de döneme uygun yapılmalı. Amaç Allah rızasıysa, Peygamberimiz gibi mücadele edilmeli. Bu yapılmadığı takdirde, hırsızlar namuslu gibi görünmeye, dürüst insanlar da ahlaksızmış gibi gösterilmeye devam eder. Dediğimiz gibi bundan da zararı en çok kişinin kendisi ve davası görür. 

Bu yazı toplam 1471 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
melih akay
04 Mayıs 2016 Çarşamba 11:07
11:07
çok haklısınız etrafımız bunlarla dolu ama kimsede bırakın mücadele etmeyi tek laf edecek irade yok
cevdet
02 Mayıs 2016 Pazartesi 19:30
19:30
süper
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim