• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli : -7 °C
  • İstanbul : 2 °C
  • Sakarya : -7 °C

Zekât ve sadaka en güzel sosyal yardımlaşmadır

Mehmet Sönmezoğlu

Huzur ve güvenin hâkim olduğu bir toplum oluşturmayı hedefleyen yüce dinimiz İslam, hali vakti yerinde olanlara zekât, fitre, sadaka, kurban gibi bir takım mali sorumluluklar yüklemiştir. Zekât, İslâm'ın mali ibadetlerinden biridir. Kur'an-ı Kerim'in pek çok yerinde zekât, namaz ile birlikte anılmış, “Namazı kılınız, zekâtı veriniz” buyurulmuştur. İslâm'ın beş temel ibadet üzerine kurulduğunu söyleyen Peygamberimiz, zekâtın, bu temel ibadetlerin üçüncüsü olduğunu bildirmiştir.
Zekât, temizlenme, bereketlenme ve arınma gibi manalara gelir. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al…” (Tevbe, 9/103)
Zekât, malı temizler, bereketlendirir ve malın çoğalmasını sağlar. Bir ayet-i kerimede: “Siz Allah için verirseniz, Allah onun yerine (daha iyisini) verir” (Sebe, 39) buyurulmuştur. Zekât aynı zamanda mal sahibinin gönlünü arıtır, aşırı mal düşkünlüğü, hasislik ve cimrilik gibi sevilmeyen huylardan kurtulmasını ve ahlâken yükselmesini sağlar. Bir Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur: “Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah’a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.” (Leyl, 92/5-7)
Zekât, zenginin zimmetindeki hakkı ve zenginin yerine getirmek mecburiyetinde olduğu bir görevdir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur: “Onların (zenginlerin) mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır.” (Zâriyât, 51/19)
Yüce dinimiz, sosyal yardımlaşmaya büyük önem vermiştir. Çeşitli vesileler ile zenginlerin, yoksulları görüp gözetmelerini emretmiş, zekât ibadeti ile en güzel sosyal yardımlaşma müessesesini kurmuştur. Zekât ile toplumda zengin-fakir kaynaşması temin edilmiş, servet farkından aralarında oluşan uçurum kapatılmış olur. Bundan dolayıdır ki, “Zekât İslam’ın köprüsüdür” (Hak Dini Kur’an Dili, 193/1) buyrulmuştur.
İslam, zekât ve sadaka sayesinde yoksulların geçim sıkıntısı sebebiyle kötü yollara düşmelerini önlemiştir. Toplumdaki servet sahipleri yoksullara yardım ellerini uzatacak, mallarının zekâtı ile onlara destek verecek olurlarsa, onları kötü yollara sürüklenmekten ve toplum için problem olmaktan kurtarmış olurlar.
İşte birçok faydası sebebiyle yüce dinimiz toplumdaki yoksullara ve kimsesizlere yardım için zenginleri zekât ve sadaka vermekle mükellef kılmıştır. Nefislerimizin manevi kirlerden temizlenebilmesi, malımızın bereketlenmesi ve Allah katında sevabımızın çok olabilmesi için zekât borcunu ödemek ve bol bol sadaka vermek gerekir. Zekât ve sadakalar ihtiyaç sahiplerine Allah’ın rızasını gözeterek, başa kakmadan ve gösterişe kapılmadan verilmelidir.
Oruç bizlere, açlık ve susuzluk çeken, çeşitli ihtiyaçlar içinde kıvranan insanların halini anlamamızı sağlar. Onun için bu mübarek Ramazan ayında sadakalarımızı artırmak, daha fazla infak etmek, ihtiyaç sahiplerini daha fazla görüp gözetmek zorundayız. Bu ayda din kardeşlerimize karşı daha fazla diğergâmlık göstermemiz, onlarla daha fazla ilgilenmemiz gerekir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.), Ramazan ayında diğer zamanlara göre ibadet ve hayırlarını artırırdı. İbn-i Abbas (r.a.), Hz. Peygamber (s.a.s.)’in en cömert olduğu zamanın Ramazan ayı olduğunu belirterek şöyle demiştir: “Esen rahmet rüzgârlarından daha cömert davranırdı.”
Şu günlerde büyük bir insanlık dramı ile karşı karşıya bulunuyoruz. Dünyamızın bir köşesinde, çoluk-çocuk, kadın erkek, genç-yaşlı yüzbinlerce insan, aşırı kuraklık sebebiyle yokluk ve yoksulluk içinde kıvranmakta, açlık ve susuzluk çekmektedirler. Her gün onlarca insan açlık, susuzluk ve hastalıktan hayatını kaybetmekte, kara kıta Afrika’nın bu yoksul insanları adeta bir ölüm-kalım mücadelesi vermektedirler.
Rahmet ayı Ramazan ve tuttuğumuz orucun bizlere kazandırdığı ahlakî ve vicdanî meziyetler, bizim onlara karşı daha merhametli, daha fazla diğergâm olmamızı ve daha fazla cömert davranmamızı gerektiriyor. Gerek zekât ve fitrelerimizle, gerekse diğer sadaka ve bağışlarımızla bu açlık ve susuzluk çeken biçare insanların imdadına koşmak, hem İslamî, hem de insanî bir görevdir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), fakir, düşkün ve kimsesizleri sevmeyi, onlara şefkatle yaklaşmayı tavsiye etmişler ve şöyle buyurmuşlardır: “Kimsesizlerin yardımına koşanlar, Allah yolunda cihad etmiş gibi sevap alırlar”

Bu yazı toplam 1301 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim