• BIST 104.123
  • Altın 145,676
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Kocaeli : 14 °C
  • İstanbul : 20 °C
  • Sakarya : 14 °C

“Zenginler Sofrası” G-20, dünyayı kurtarabilir mi?

M.Tanzer Ünal

G-20 Antalya Zirvesi, bugün sona eriyor.

Dünyayı yöneten liderler bir araya geldiler, yediler içtiler, görüntü verdiler ve akşama doğru dağılacaklar…

Ortak bildiri yayınlanacak, her zamanki gibi elastiki ifadeler kullanılacak, muhtemelen sıcak bir olay olduğu için Paris’teki terör olayı kınanacak, hepsi bu kadar.

Sonra herkes yoluna!

G-20 zaten bir “diyalog platformu”…

Hukuki yaptırımı olmayan, yönetim merkezi ve genel sekreterliği bulunmayan bir yapı…

Her şey dönem başkanlığını üstlenen ülke tarafından yürütülüyor.

Dönem başkanı bu yıl Türkiye idi, gelecek yıl Çin olacak.

Toplantı bu nedenle ülkemizde, Antalya’da yapılıyor.

 

Zirvenin magazinsel yönü…

Zirveyi gazete ve televizyonlardan izlemeye çalışıyorum…

Haberler çoğunlukla magazinsel, yorumlar ise yüzeysel!

Anladık, Obama’nın uçağı 367 milyon dolar.

Anladık, Suudi Kralı’nın uçağı en pahalısı, 520 milyon dolar.

Anladık, Putin 220 milyon dolarlık uçağa biniyor.

Anladık, Brezilya Devlet Başkanı’nın kullandığı uçak en ucuzu, 81 milyon dolar.

Anladık, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a tahsis edilen uçağın değeri 183 milyon dolar.

Anladık, Suudi Kralı zirveye 1000 kişilik heyetle katıldı, Mardan Place’yi kapattı, 18 gün kalacak ve toplam 18 milyon dolar ödeme yapacak.

Anladık, Obama’nın golf oynayıp oynamayacağı belli değil.

Anladık, zirveye katılacak liderlere üzerlerinde isimlerinin yazılı olduğu çuvallar içinde pirinç hediye edilecek.

Anladık, Cumhurbaşkanı Erdoğan bazı ülkelerin liderlerini ziyarete kendi kullandığı golf arabasıyla gitti.

Tamam da, zirveyle ilgili, G-20 ile ilgili, dünyada olup bitenlerle ilgili söylenecek, milletin gözüne gözüne sokulacak başka şeyler yok mu?

G-20 liderleri; toplanıyorlar dağılıyorlar, toplanıyorlar dağılıyorlar sonunda ne oluyor?

Güya “dünyayı düzeltmek” için toplanıyorlar da, her toplantıdan sonra dünya düzeliyor mu, yoksa daha berbat mı oluyor?

Bunun sebepleri ne?

Bütün bunlar araştırılacağına…

Bütün bunlar konuşulacağına…

Bizimkiler, liderlerin uçaklarını tanıtıyorlar millete.

Yatak odasını, toplantı salonunu, dinlenme bölümünü, duşunu ve tuvaletini…

Sanki dünyayı yönetenlerin zirvesi değil de, dünyaca ünlü sinema yıldızlarının toplantısı!

Bu arada, bol bol ev sahibi olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın reklamı yapılıyor.

 

“G-20”, “Gelişmiş Ülkeler 20” mi?

Sevgili okurlarım, G-20 zirvesi nedeniyle, aklımın erdiği kalemimin yettiği kadar dünyada ne olup ne bittiğini sizlere anlatmaya çalışacağım.

“G-20”, çoğu yerde “Gelişmiş Ülkeler 20” olarak ifade ediliyor.

Zirve de, “Gelişmiş 20 ülke liderinin toplantısı” olarak aktarılıyor.

İşin özü öyle değil.

G-20, bir simge.

İngilizce “group” sözcüğünün baş harfi “G” alınmış, arkasına da “üye sayısı” eklenmiş.

“G-20” böylece ortaya çıkmış.

Bu simge, bu söyleyiş, “dünyanın en gelişmiş 20 ülkesi” demek değil.

Örneğin; İsviçre, Norveç, Venezüella, Tayvan; bazı üye ülkelerden daha gelişmiş olmalarına karşın, G-20’ye üye değiller.

Bir şey daha…

Üyelerin tümü de “ülke” değil.

19 ülke ve Avrupa Birliği…

Yani Avrupa’daki bazı ülkeler direkt üye, diğerleri de dolaylı yani “Avrupa Birliği çatısı” altında üye!

G-20 üyeleri şunlar: ABD, Almanya, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Türkiye, Avrupa Birliği.

Toplantılara, üye olmamakla birlikte uluslararası bazı kuruluşlar da katılıyorlar…

Zaten onlarsız toplantı olmaz, dünya yönetilemez.

Hangileri mi bunlar…

Birleşmiş Milletler, IMF (Uluslararası Para Fonu), Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü, OECD ve Dünya Çalışma Örgütü.

 

***

 

G-20, ne zaman kuruldu?

Çok eski değil, 1999 yılında.

Yani 16 yıl önce…

1999 yılında Asya’da ekonomik kriz çıkınca, ABD ve Kanada Maliye Bakanları, bu krizle baş edebilmek için bir grup kurmaya karar verdiler.

Kriterler belirlediler ve bu kriterlere uyan ülkeleri gruba üye olmaya davet ettiler.

Ne idi bu kriterler?

*Uluslararası finans için önemli bir ülke olmak.

*Jeo-stratejik konumda bulunmak.

*Önemli nüfus büyüklüğüne sahip olmak.

*Kendi bölgesinde önemli bir ülke olmak.

Üye olmak isteyen üye oldu, olmak istemeyen olmadı.

G-20’nin üyeleri böyle ortaya çıktı.

Önceleri üye ülkelerin bakanları toplanıyordu, sonra liderler toplanmaya başladı.

Antalya’daki liderlerin 10’uncu toplantısı…

 

G-20 dünyayı yiyor, G-150 ağzını açıp seyrediyor…

Sevgili okurlarım, dünyada Birleşmiş Milletlere üye 193 devlet var.

Bunlardan 19’u “G-20” içinde.

Avrupa Birliği de G-20’nin 20’inci üyesi.

Biliyorsunuz, Avrupa Birliği 28 üyeli.

Bunun dördü Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya doğrudan G-20 içinde…

Geriye, G-20’ye dolaylı üye olan 24 ülke kalıyor.

19 ile 24’ü toplarsak 43 eder.

Yani G-20’ye direkt veya dolaylı 43 ülke kayıtlı.

193 ülkeden 43 ülkeyi çıkarırsak kaç ülke kalıyor?

150 ülke…

Eeee, bir ad bulacaksak, bunlara da G-150 diyelim.

Yani alttakiler…

Yani fakirler…

Yani dünyadaki paylaşımdan yeteri kadar pay alamayanlar…

Nasıl isimlendirirseniz isimlendirin.

Diyeceksiniz ki, G-20’nin dünyadaki payı ne?

G-20 ülkeleri, 60 trilyon dolarlık bir ekonomiyi yönetiyorlar.

Dünyada üretilen bütün mal ve hizmetlerin parasal değerinin yüzde 85’ine sahipler.

Küresel ticaretin yüzde 75’i de bu ülkeler tarafından yapılıyor.

Anlayacağınız…

193 ülkeden 43’ünün keyfi yerinde.

Bir elleri yağda bir elleri balda!

Diğer 150 ülke ise ağızlarını açmış bunları seyrediyor.

Perişan, aç sefil!

Öfkeli, kızgın ve de hırçın!

İşte dünyanın huzursuzluğu da bundan…

Dünya nimetlerinden her ülkenin hakkına düşeni alamamasından…

Egemen devletlerin, diğerlerini devamlı sömürmesinden…

Değirmenin suyunun devamlı egemen devletlere un öğütmesinden…

 

Güya dünyayı düzeltmek için toplanıyorlar, ama dünyadaki acı bir türlü bitmiyor

Sevgili okurlarım, günlük yaşamınızda her gün pek çok “uluslararası kuruluş”un ismini duyarsınız.

*İşte bugünkü konumuz olan G-20…

*Birleşmiş Milletler…

*Kısaca IMF olarak anılan Uluslararası Para Fonu…

*Dünya Bankası…

*Avrupa Birliği…

*OECD…

*İslam ülkeleri arasındaki kuruluşlar…

*Asya-Pasifik bölgesindeki kuruluşlar…

*Afrika kıtasındaki kuruluşlar…

Saymakla bitmez!

Toplasanız bir kitap olur.

Bunlar ne için kurulmuştur dersiniz?

Normalde, ülkelerin kalkınması ve insanların mutluluğu için olması gerekmez mi?

Tam tersine!

Bunların çoğu, ülkeleri sömürmek ve insanları mutsuz etmek için kullanılır.

Emperyalist ülkelerin kontrolündedir.

Sömürünün birer aracıdır.

Demokrasiden yana görünürler…

Kalkınmadan yana görünürler…

İnsan odaklı görünürler…

Ama hepsi sadece “görüntü”!

Demokrasi için işgal edilen ülkelere siz hiç demokrasinin getirildiğini gördünüz mü?

Siz hiç işgal edilen bir ülkenin kalkındığını gördünüz mü?

Demokrasi, kalkınma ve insanın mutluluğu; emperyalist ülkeler için sihirli birer yalandır.

 

***

 

İşte ülkemizde yapılan toplantı…

Toplandılar, konuştular, bugün dağılıyorlar…

Neyi konuştular?

Terörü…

Neyi konuştular?

Suriye ve Irak’ı…

Neyi konuştular?

Açlığı, fakirliği, kalkınmayı…

Yazın bir tarafa, bir dahaki toplantıya kadar bunlardan düzelen olacak mı?

Gözyaşı dinecek mi?

Ölümler azalacak mı?

Terör sona erecek mi?

Bunların hiç biri olmaz!

Emin olun olmaz!

Çünkü bütün bunların nedeni bizzat kendileridir.

Ortadoğu’yu “kan gölü” ne çeviren kendileri, şimdi güya “kurtarıcı” görüntüsü vermeye çalışıyorlar.

Neymiş, Suriye ve Irak’a demokrasi getireceklermiş…

Defalarca gittim, Irak ve Suriye’de yaşayanlar, eski yönetim dönemlerinde daha mutlu ve huzurluydu.

Bundan sonra da oralara huzur gelmesi mümkün değil.

Müslüman’ı Müslüman’a kırdırıyorlar…

Parça parça edecekler…

Yıllar boyunca bu ülkelerin kaynaklarını sömürecekler.

Özetle…

Terör de onların, savaş da onların!

Onlar, terör ve savaşla bazı ülkeleri “sömürmeye uygun” hale getiriyorlar.

Paris’teki olay ne diyeceksiniz…

Pazar günkü yazımda anlatmaya çalıştım.

Siz bir canavar yaratırsanız, o canavar kafası bozulunca sizi de yer.

Olup biten budur.

Biraz uzun oldu…

Sizlere G-20 zirvesi vesilesiyle dünyada olup bitenleri anlatmaya çalıştım.

Bilmem yararlı olabildim mi?

Bu yazı toplam 1086 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim