• BIST 104.123
  • Altın 145,814
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Kocaeli : 12 °C
  • İstanbul : 20 °C
  • Sakarya : 14 °C

Zincirler bir gün kırılır mı?

Mehmet Özmen

Kimse kusura bakmasın. Bu konuda sonuna kadar radikalim.

Bu bendeki tarihi bir bilinçtir belki de…

Osmanlı’nın bir cihan devleti olduğunu gösteren, fethin sembolü olan Ayasofya’da bir gün zincirler yeniden kırılır mı dersiniz?

O eşsiz mekanın minarelerinden bir kez daha ezan sesini duyabilir miyiz?

Hala oranın kilise olarak kendilerine devredilmesini bekleyen acizlerin yüzlerine, “Burası artık Osmanlı’nın torunlarınındır” diyebilir miyiz?

Kim bilir…

Belki de o günler çok yakındır. Elbette Musa’nın asası ile bir kahraman çıkıp, birilerine gereken sözü söyleyecek, son noktayı koyacaktır. Bu konudaki ümidim hala çok büyüktür…

***

Ayasofya’yı alan Fatih’i birileri hep ‘zalim’ yaftası ile tanıtmaya çalışırlar. Osmanlı’yı kötü göstermek için, dünyaya hakkı yaymak, gerçek manadaki eşitliği sağlamak için yapılan fetihleri ‘işgal’ diye kakalamak için devletin gücünü istismar edip, onu zalim ve emperyalist olarak göstermek isterler.

Ancak o kişilere bizlerin cevabı bellidir, nettir…

Tıpkı Recep Köse’nin bir kitabında belirttiği gibi;

O akıl tutulmasındaki şahsiyetsizlerin pek hayran oldukları Avrupa ve Amerika fabrikalarının temelinden bir avuç toprak alıp sıksak, yüz yıllar boyunca Afrika’dan getirip köleleştirdikleri zencilerin ve emeğini sömürüp karın tokluğuna çalıştırdıkları kendi işçilerinin kanı fışkırır. Avrupa ve Amerikalılar, bugünkü medeniyetlerini o insanların ızdırapları üzerine kurmuştur.

Filmlerde görüyorsunuz, bazı Amerika şehirlerinin çoğunluğu zenci. İşte bu zenciler dünkü kölelerin torunlarıdır. Bunların dedeleri Afrika’dan zorla kaçırılıp getirilen kölelerdi. Ama İstanbul’da hiç zenci yok, neden…

Osmanlı’da köle yoktu ki, torunu zenci olsun.

Osmanlı isteseydi bütün bir Afrika’yı köleleştirebilirdi. Ama yapmadı, yapamazdı, çünkü Osmanlı bir İslam devletiydi…

İşte bu gerçeklerden milleti uzaklaştırıp, Osmanlı’yı emperyalist olarak gösteren akıllı geçinen cahiller, Ayasofya’nın da sahibinin bu millet olmadığını ileri sürmekte. Eğer ortada kabul edilemez bir durum, bir palavra varsa o da Ayasofya’nın Osmanlı’nın mirası olmadığı fikridir.

O yüzden Fatih’in, bugün müze olarak tutulan vakıf binası elbette bir gün yeniden ezan sesi ile şereflenecektir. Zincirler kırılacak, Ayasofya’nın hüzünlü duvarları da gerçek sahipleri tarafından okunan ayetlerle yankılanacaktır.

Çünkü orası, teslimiyetin ve acizliğin değil, fethin ve gücün sembolüdür. Türk’ü, Kürt’ü, artık bu topraklarda yaşayan kimler varsa, millet olma şuuru içinde tek yumruk olunduğunda karşılarında kimsenin duramayacağını bilir.

İşte Ayasofya, o birlikteliğin bir sembolüdür. Gücün ve bağımsızlığın sembolüdür. Çağ açıp çağ kapatan büyük fetih sonrasında herkesin inancını özgürce yaşadığının en anlamlı şahididir. Bu sembolü yeniden İslam dünyasına kazandıracak olan kişi de muhtemeldir ki, çok özel bir insan olacaktır. Milletini arkasına alan, sadece güven duygusu ile hareket eden, doğrudan şaşmayan bir lider olacaktır.

Evet, sözün özü, bizler tarihi ile yaşayan ve geçmişini, ecdadını unutmayan bir milletiz. Ayasofya da bu milletin bağımsızlığının sembolüdür. Belki de İslam’ın merkezidir. Bu yüzden ümmete bu “Ayasofya Camii” nin kapıları ardına kadar açılmalıdır…

Bu yazı toplam 1122 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim