• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Kocaeli : 3 °C
  • İstanbul : 5 °C
  • Sakarya : 3 °C

Zor günlerimizde cumhuriyetimizin değerlerine yeniden sarıldık ya…

M.Tanzer Ünal

Toplumlar, zorda kalmayınca sahip olduklarının değerini bilmezmiş.

Kabul edelim…

Biz de bu tarife uyuyoruz.

Dikkatinizi toplayıp şöyle eski yıllara bir bakın!

En son ne zaman Türk toplumunun milli heyecanı bu kadar pik yapmıştı?

Benim yaşım uygun olduğu için söyleyeyim…

En son 1974 yılında, yani Kıbrıs çıkartmasında, milli heyecanımız böylesine kabarmış, dağları taşları, denizleri aşmıştı.

Yani 42 yıl önce!

Neredeyse aradan yarım asra yakın süre geçmiş.

Yaşı 60 ve üzeri olanlar bu heyecanı tatmıştı, ama diğerleri “milli heyecan” nedir, bilmiyordu.

Şimdi öğrendiler…

15 Temmuz darbe girişiminden sonra…

*Millet olduğumuzun farkına vardık…

*Birlik ve beraberliğin ne kadar değerli olduğunu öğrendik…

*Bayrağın bir ülke için ne anlama geldiğini daha iyi anladık…

*Laikliğin önemini kavradık…

*Ve en önemlisi, devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün büyüklüğünü bir kez daha takdir ettik.

*Cumhuriyetimizin kuruluş değerlerinden uzaklaştığımızda, başımıza ne gibi belaların gelebileceğini gördük.

Şimdiye kadar bu konularda çok “nasihatlar” ediliyordu, demek ki, başımıza “musibet” gelmesini bekliyormuşuz.

15 Temmuz, bizim aklımızı başımıza getirdi.

İçinde bulunduğumuz zor günlerde, cumhuriyetimizin değerlerini yeniden hatırladık.

Herkesin elinde Türk Bayrağı…

Binaların cephelerinde Atatürk posterleri…

Ve bilboardlarda “HÂKİMİYET MİLLETİNDİR” özdeyişi.

Bu olup bitenler, bu gördüklerim; beni hem heyecanlandırıyor, hem de gururlandırıyor.

“Demek” diyorum, “doğrular ve gerçekler, gün geliyor anlaşılıyor…”

Sezar’ın hakkı Sezar’a veriliyor…

Bazı eksiklikler de olsa…

“Keşke o sözün altına, söyleyenin ismini de yazsalardı” da desem…

Bu haliyle bile, gelecekle ilgili bir ümit ışığı görünüyor.

 

 

Bu söz, cumhuriyetimizin temel ilkesidir

“HÂKİMİYET MİLLETİNDİR”…

15 Temmuz darbe girişiminden sonra devleti yönetenler, millet, toplumun her kesimi; bu özdeyişe sarıldı.

Dillerden düşmedi…

Bilboardlardan inmedi…

Her konuşma, bu ifadeyle bitti…

“Hâkimiyet Milletindir”…

Bu, aslında devletimizin kuruluş ilkesinin iki kelimeyle özetidir.

Türk milleti adına Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin temel dayanağını oluşturan ilkedir…

Bu söz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasına önderlik eden Mustafa Kemal Atatürk’e aittir.

İlk söylenişi, “Hâkimiyet, bilâ kayd-u şart Milletinidir” şeklindedir.

Bu ilke, 23 Nisan 1920 tarihinde Meclis’in açılışında özellikle vurgulanmıştır.

Bu ilke yine, 20 Ocak 1921 tarihinde kabul edilen Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun ilk maddesini oluşturur:

“Hâkimiyet bilâ kaydü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.”

20 Nisan 1924 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu’nda ise “hâkimiyet” esası üçüncü maddede belirtilmiştir:

“Hakimiyet, bilâ kaydü şart Milletindir”

10 Ocak 1945 tarihinde kabul edilen anayasada, “Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir” denilerek, şimdiye kadarki ifade sadeleştirilmiştir.

9 Temmuz 1961 anayasasında bu ilke dördüncü maddede şöyle yer almıştır:

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Millet, egemenliğini, anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organlar eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir suretle belli bir kişiye, zümreye ve sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ, kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz.”

Ve 18 Ekim 1982 Anayasası…

Yani halen geçerli olan anayasa…

Altıncı madde, yine bu temel ilkeyle başlıyor:

“Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.”

Diğer ifadeler, 1961 anayasasının ilgili maddesiyle aynı.

                                              

Özünde derin anlamlar var

“Hâkimiyet Milletindir”…

Veya Türkçe ifadeyle…

“Egemenlik Ulusundur”…

 Nasıl ifade edersek edelim, anayasamızın bu temel ilkesinin derin anlamları var.

*Millet, egemenliğin tek meşru kaynağı ve sahibidir.

*Egemenlik, bir topluluğun, bir devletin ülke üzerinde sahip olduğu tüm yetkilerdir.

*Hür olmak, yetki sahibi olmak; egemenlik anlamına gelir.

*Bir milletin tam anlamıyla özgür ve bağımsız olabilmesi için ulusal egemenliğe sahip olması gerekir.

*Toplumda hiçbir kimse, hiçbir zümre, hiçbir sınıf ya da grup, doğrudan üstün emretme gücüne sahip olamaz. Toplumda üstün emretme gücünün tek kaynağı ve sahibi, milletin kendisidir.

*Millet iradesi, fertlerin iradelerinin bir araya gelmesinden ve kaynaşmasından oluşur. Milli egemenlik, milletin bölünmez iradesini temsil eder.

İşte Kemal Atatürk, “Hâkimiyet Milletindir” derken, iki kelimenin arasında “kayıtsız şartsız” ifadesini kullanması, bu nedenledir.

“Kuvvet birdir, o da millettir” sözü de Atatürk’e aittir.

 

 

Millet, 15 Temmuz’da egemenliğine sahip çıktı

Evet, demokrasi tarihimizde, millet, ilk kez 15 Temmuz’da egemenliğine sahip çıktı.

Kendisinde olan egemenlik gücünü, darbecilere teslim etmedi.

Bu çok önemli bir olay!

Bu nedenle de tüm Türkiye “Hâkimiyet Milletindir” afişleriyle süslendi.

Ama yazımın başında da belirttiğim gibi, keşke bu sözün altına, sözü söyleyen devletimizin kurucusu Kemal Atatürk’ün de adını yazsaydık.

Bilen, biliyor da…

Bilmeyen genç nesiller de öğrenmiş olurdu.

Yaşamakta olduğumuz bu zor günlerde, cumhuriyetimizin temel değerlerine sarılmasını bildik.

Bu; çok güzel, çok sağlıklı bir gelişme!

Bu davranışımızda, “Hâkimiyet Milletindir” özdeyişinin altına Kemal Atatürk’ün adını yazmamak gibi bir eksiğimiz vardı.

Bunu belirtmek istedim.

 

 

Ergenekoncular general ve amiral olurken, ben de kuru bir özür bekliyorum

Bir zamanlar…

Ülkemizde…

En ağır suçlama…

“Sen Ergenekoncusun, sen Balyozcusun” demekti.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en güzide generalleri, amiralleri ve subayları; “Ergenekon Terör Örgütü”ne üye oldukları iddiasıyla, zindanlara tıkılıyordu.

Sonra anlaşıldı ki, bunların hepsi kumpas!

Üç yıl, dört yıl, beş yıl cezaevinde yattılar, sonra da siz suçsuzmuşsunuz deyip salıverildiler.

Tabii, ilk gözaltına alındıkları tarihten itibaren hepsi ordudan atılmıştı.

Şimdi…

Ülkemiz, bir 15 Temmuz felaketi yaşadı.

Darbe yapmaya kalkan bütün subayların Türk Silahlı Kuvvetleri’yle ilişkisi kesildi.

Ordu’da “yetişmiş insan gücü sıkıntısı” çekilmeye başladı.

Baktılar ki çare yok, daha önce Ergenekoncu ve Balyozcu diye atılan subaylar geri çağırıldı, bunların bazıları terfi ettirilerek general ve amiral yapıldı.

İyi de oldu.

Bir yanlışlıktan dönüldü, mağdur olan askerlerin hiç olmazsa bir kısmının onurları ve gururları geri verildi.

Şimdi bütün bunları neden yazdım.

O Ergenekon ve Balyoz operasyonları yapılırken, yapılanların haksızlık olduğunu, bunun emperyalist devletlerin bir oyunu olduğunu en fazla yazıp çizenlerden biri de bendim.       

O yıllarda benim adım da “Ergenekoncu”ya çıkmıştı.

Salt mağdur edilen subayları savunduğum için…

Hatta, bir büyük belediye başkanı, bir büyük belediye meclisinde bir tartışma yaşanırken, gazetemizin adı geçince, beni “Ergenekoncu” olmakla suçlamıştı.

Açın bakın, meclis kayıtlarında duruyor.

Şimdi, Ergenekon aklandığına göre…

Şimdi, eski Ergenekoncu subaylar, general ve amiral yapıldığına göre…

Ergenekoncu olmakla suçlanan biri olarak, “kuru bir özür” beklemek acaba benim hakkım değil mi?

Bekliyorum…

Bu yazı toplam 2086 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim