İzmit’in unutulmaz esnafları Emin Agan (Kağıtçı)

İzmit’in eski esnaflarından biri olan Emin Agan, pazar günleri evde iken Meydan Larousse Ansiklopedilerini açıp okur, siyaset kitaplarına karşı her zaman ilgili, Cumhuriyet Gazetesi arşivi vardı.

Haber albümü için resme tıklayın

Emin Agan, 1925 yılında İzmit Hacıhızır Mahallesi, Velibaba Sokak’taki tarihi bir evde dünyaya geldi. Babası Ramazan Bey, annesi Şükriye Hanımdı. Üsküp’lü Ramazan Bey’in annesi erken vefat edince, çok varlıklı olan babası başka bir kadınla evlenmek ister. Bu evliliğe karşı çıkan Ramazan Agan daha 16 yaşındayken, dört kardeşini de yanına alarak İstanbul’a göçer. Savaş çıkınca kardeşler birbirlerini kaybeder. Bu duruma çok üzülen Ramazan Agan, kardeşlerini ararken İzmit’e kadar gelir. Sonra İzmit’e yerleşir ve Çarşıbaşı, No.19 adresinde “Agan’ın Kahvesi”ni açar.

AİLESİ İZMET’E ÇAĞIRDI

Emin Agan, Ulugazi İlkokulu’ndan okudu. Sonra Kabataş Lisesi’nde eğitimine devam etmek üzere İstanbul’a gitti. Son sınıfa kadar Kabataş Lisesi’nde okudu. O yıl İzmit Lisesi açıldığı için, ailesi onu İzmit’e geri çağırdı. Son sınıfı İzmit Lisesi’nde okuduktan sonra İzmit Lisesi’nin ilk mezunlarından oldu. Bir dönem Fotoğrafçı Fahri Seyrek’in yanında çıraklık yaptı. Fotoğraf çekmeyi çok seven Emin Agan, Ustadan mesleği öğrenmeye çalışıyordu. Bir gün Fahri Seyrek, çırağı Emin’i başka bir yere fotoğraf çekmek üzere yolladı. Fotoğrafı çeken Emin Agan, dükkana döner.

MERCEĞİ BOZMUŞSUN

 Ustası Fahri Seyrek filmi basar ancak fotoğraf kötü çıkmıştır. Yüzü asılır. Makineyi inceler. Emin Agan’a dönerek ”Emin, sen bu makinenin merceğini bozmuşsun” der. Emin Agan çok üzülür. Ağlayarak babasının kahvesine gelir. Babası ne olduğunu sorunca, olanları anlatır. Kahveci Ramazan hemen Fahri Seyrek’in dükkanına gider. Fahri Usta’ya ”bizim çocuk makineye bir zarar verdiyse ödemek isterim” der. Usta para almaz ama hala çok kızgındır. Söz konusu fotoğraf makinesi Zenith markadır. Birkaç yıl sonra Seyrek’in bir dostu İsviçre’ye gidecektir. Bu bozuk makineyi arkadaşına vererek: ”Bu makinenin fabrikası İsviçre’dedir. Bunu orada fabrikasına gösterebilir misin?” diyerek ricada bulunur. Arkadaşı fotoğraf makinesini alır. İsviçre’ye gider. Makineyi fabrikasına götürür.

BİZ DE BU MAKİNEYİ ARIYORDUK

Makineyi gören yetkililer “Biz de bu makineyi arıyorduk, nereden buldunuz. Bunlardan iki adet imal etmiştik ama mercekleri arızalı olunca imalatına son verdik. Bir tanesini Amerika’da bulduk. Diğerini de Almanya’ya satmıştık. Sonra Yunanistan’a kadar takip ettik. Bir daha izine rastlayamadık” diyerek makinenin parasını ödeyerek geri alırlar. Arkadaşı İzmit’e dönünce durumu Fahri Seyrek’e anlatır. Bu kez Fahri Seyrek Usta çok üzülür. Emin Agan’ı bularak özür diler. Ama haksız yere suçlanmış olan Emin Agan, o olaydan sonra ölene dek bir daha fotoğraf makinesini eline almaz.

1963 YILINDA KAHVEYİ KAPATTI

Emin Agan 1945 yılında yedek subay olarak yaptığı askerlikten döndükten sonra babası ile birlikte kahvehanede çalıştı. Çocukluk yıllarından bu yana Çarşıbaşı esnafına kahve ve çay dağıttı. Babası Ramazan Agan’ı 1950 yılında kaybeden Emin Agan, Çarşıbaşının bu meşhur kahvehanesini on üç yıl daha çalıştırdı. 1963 yılında kahveyi kapattı. Aynı dükkanda kağıtçılık yapmaya başladı. İzmit’in ilk kağıtçılarından biri olarak matbaa ve ambalaj kağıdı sattı. O yıllarda poşet olmadığından, tüm satılan mallar beyaz ya da desenli ambalaj kağıtlarına sarılırdı. 1975 yılına kadar bu dükkanda esnaflık yaptı. 1975 yılında Kapanönü içi, Kemaliye Caddesi, No.1 adresine taşındı. Bu yıllardan sonra naylon poşetlerin devreye girmesi ile birlikte matbaa kağıtları satışına son verdi. Poşet, çeşitli ambalaj ürünleri ve temizlik maddelerini de satmaya başladı. Kapanönü Çarşı’sının sevilen esnafı Emin Agan yıllarca İzmitlilere hizmet etti, mal sattı. Çocuk yaşlarda girdiği İzmit Çarşısına, 1987 yılında vefat ederek veda etti.

YAKIN DOSTLARI VARDI

Emin Agan’ın dükkan komşuları arasında Çarşıbaşından Bakkal Nedim Tekercioğlu, Bakkal Hamdi Korgan, Manav Ruşen Bey, Duraklar Çiftliği, Bakkal Hüseyin Bey, Kapanönü Çarşısından Kuruyemişçi İhsan Kırlı, Emlakçı İzzet Olgun, Kocaeli Bankası, Kasap Mustafa Kesim, Şarküterici İsmali Aladağ, Ciğerci Cafer Balta, Büfeci Remzi, Gazeteci Mahmut Işıklar ve Ayakkabıcı Ekrem Moralı bulunurken Rıdvan Alyürük, Ekrem Moralı, Ruşen Akköseoğlu, Ender Şenol, Nevzat Esen ve Ertuğrul Açıkyol Kağıtçı Emin Agan’ın yakın dostlarıydı.

ÇALIŞTI. EMEK VERDİ

1952 yılında İstanbul-Üsküdarlı Cahide Hanımla evlendi. Bu evliliğinden Nuray, Murat ve Ömer adlarında üç çocuğu dünyaya geldi. Emin Agan’ın büyük oğlu Murat 1961 yılında İzmit’te doğdu. Yenituran İlkokulunda okudu. İzmit Ortaokulu’nu bitirdikten sonra İzmit Lisesinden mezun oldu. 1978 yılında babası ile çalışmaya başladı. 1982 yılında Adapazarı’nda askerliğini yaptı ve günümüze kadar babasının dükkanının başında kaldı. Çalıştı. Emek verdi. 1984 yılında Sıtmacı Hamdi’nin torunu olan Yıldız Hanımla evlendi. (1930-1950 yılları arasında bataklıklar sivrisinekler ile doluydu. İnsanlar sıtma hastalığında kırılıyorlardı. Sıtmacı Hamdi Bey ve ekibi sivrisineklerle mücadele etmiş ve sıtma hastalığın yayılmaması için mücadele vermişlerdi.) Bu evliliğinden Hande ve Alican adlarında iki çocuğu dünyaya geldi. Bayrağı babasından devralan Murat Agan, artan ağır şartlar nedeniyle 35 yıllık bir markayı İstiklal Caddesindeki Adidas mağazasının tam karşısında, girişinde Evin Şarküteri’nin bulunduğu adını eski Dinçbaş bakkaliyesinden alan Dinçbaş Pasajı’na taşımak zorunda kaldı.

BABAM BANA İKİ ÖĞÜT VERDİ

1995 – 1996 döneminde Genç Kocaelililer Derneği Başkanlığı’nı da yapan Murat Agan: Babam bana iki öğüt verdi. “Birincisi, terazi ne eksik ne fazla olacak. İki kefenin ucu birbirine denk gelecek. Bu terazi senin hayatının her safhasında karşına çıkacak. Bunu asla unutma. İkincisi doğruluktan ayrılmayacaksın. Gerisi kendiliğinden gelir” demişti. Seka’dan üçüncü hamur kağıt almıştık. Mal kamyonet ile dükkana geldi. Bir paketi açtım. Kağıt birinci hamurdu. İkisi  arasında tam üç kat fiat farkı vardı. Babam, Ekrem Moralı ile kahve içiyordu. Babama “Ne yapayım” diye sordum. “Hemen o açtığını da kapat. Malı fabrikaya geri yolla” dedi. Ben de malı arabaya yükleyip geri yollamıştım. Fabrikadan beni arayıp, teşekkür etmişlerdi.

ORASI İZMİT’İN İLK ÇARŞISIYDI

Çarşıbaşında günümüzdeki kalabalığın en az on katı daha fazla kalabalık vardı. Orası İzmit’in ilk çarşısıydı. Kalabalıktan bisiklete binemezdim. İnsanlara çarptığım için en az beş kere babamı Karakola çağırmışlardı. Şimdi o kalabalıklar yok oldu. Babam sabah namazından sonra dükkana inerdi. Her dükkanın önünde bir mangal yanardı. Sabah kimin mangalı önce yandıysa, o dükkanın önünde toplanılır, kahveler içilirdi.

BABAM ÇOK ÜZÜLÜRDÜ

Komşumuz Bakkal Hüseyin Amca’yı mal sahibi, dükkandan çıkartmıştı. Babam o komşumuza “sen bu çarşıdan çıkmayacaksın” diyerek o arkadaşına sahip çıkmıştı. Yıllar boyu Bakkal Hüseyin Amca’nın bir çuval kurufasulyesi, bir çuval pirinci bizim dükkanın önünde durdu. Hüseyin Amca bunları satıp, evini geçindirdi. Bir arkadaşı ticari olarak çok sıkıntıya girmişti. O arkadaşını tüm İzmit tanırdı. Esnaftı. Babam çok üzülürdü. Yıllarca bizim evimize ne alındıysa, o arkadaşının da evine aynısı alındı. Aldıklarını akşam evlerine ben bırakırdım. Bundan kimseye bahsetmezdik. Yıllar sonra sen sorunca isim vermeden anlatmak istedim. Amacım o yıllarda ki arkadaşlığı, dostluğu ve komşuluğu vurgulamak içindir.

ESNAFLAR BİRLİĞİ ÜYESİ İDİ

Babam İzmitliler Derneğinin kurucularındandı. Esnaflar Birliği üyesi idi. Devamlı Esnaf Kefalet Kooperatifi’ne giderdi. Fettah Öven Bey, kooperatifin başkanıydı. Daha sonra Rıdvan Alyürük başkan oldu. Babam da o ekipteydi. Canla başla çalışırlardı. Kırgınlık, dargınlık nedir bilmezlerdi. Fettah Öven vefat ettiği zaman babam defterine “ Babaların Babası vefat etti” diye yazmış. Bu cümleyi tüm esnafların babası anlamında kullanmıştı.

BALIKÇI BEHÇET’TE BALIK YERLERDİ

Her cumartesi ekip arkadaşları ile Karamürsel’e gider, Balıkçı Behçet’te balık yerlerdi. Bizim dükkan, dostların buluşma yeriydi. Bu arkadaşları ile yurt dışı seyahatler bile yaparlardı. 1959 yılında Fenerbahçe – Nice maçı için otobüsle Fransa’ya gitmişler. Ekrem Moralı ve babam dolaşırlarken diğer grup arkadaşlarını kaybetmişler. Daha sonra arkadaşlarını, yerdeki birinci sigaralarının izmaritlerini takip ederek bulmuşlar. Yollar o kadar temizmiş ki, sadece bu izmaritler yerlerdeymiş. Arkadaşlarını bir marketin içinde bulmuşlar.  Aralarında çok şakalaşırlarmış.

MAÇ İÇİN BİLET ALMIŞLAR

Babam ve Ekrem Moralı maç için biletlerini almışlar. Diğer on arkadaşları bilet almamış. Arkadaşları bunların önünden içeri girerken, biletlerin arkadaki iki kişide olduğunu söylemişler. On kişi içeri bilet vermeden girmiş. Babamlara sıra gelince, biletçi babamlardan içeri girenlerin biletlerini isteyince, ”bizde bilet filan yok deyip”, karambolde içeri girmişler. İçeride arkadaşları bunlara görünmemek için saklanmışlar. Ama bir araya gelince gülmekten kriz geçirmişler. Babam okumayı çok severdi. Gazeteleri en ince ayrıntısına kadar okurdu. Pazar günleri evde iken, Meydan Larousse Ansiklopedilerini açıp okuduğunu hatırlıyorum. Siyaset kitaplarına karşı ilgiliydi.  Cumhuriyet Gazetesi arşivi vardı”.

16 Mayıs 2018 Kocaeli/ İzmit- Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

03

Yorumcu - Bu ilerilik gerilik nedir ki resimlerden anlaşılabiliyor.

Yanıtla . 0Beğen 18 Mayıs 15:39
02

Erol Demirbek - tertemiz insanlarmış , mekanları cennet olsun. fotoğrafa baktığımda son 16 yılda ne kadar geri gittiğimizi görüyorum .

Yanıtla . 6Beğen 16 Mayıs 13:14
01

Hakan - bunlar 50 sene öncesinin insanları şimdi bakıyorum ileri mi gitmişiz gerimi kalmışızzsiz karar verin dedimm

Yanıtla . 7Beğen 16 Mayıs 11:32

Anket 24 Haziran Milletvekili seçimlerinde hangi partiye oy vereceksiniz?