Otizmle ilgili doğru bilinen 10 YANLIŞ

Özel Çocuklar Eğitim ve Dayanışma Derneği  (ÖÇED) Başkanı Perin Yakupyan, otizmle ilgili değerlendirmede bulundu…

Büyütmek için resme tıklayın

Otizm… Çevremizde ya da ailemizde otizmli bir birey olmasa bile son yıllarda bu kelimeyi daha fazla duymaya başladık. Bunun ön önemli nedeni otizm oranındaki kayda geçen artış. Peki ama nedir otizm? Hakkında bildiklerimizin ne kadarı doğru, ne kadarı yanlış?

“Otizmli çocuklar çok zeki olurlar… Matematikte, müzikte birer dahi olurlar.”

Böyle bir şey yok. Otizmli çocuklarda mental retardasyon (zeka geriliği) eşlik eden çocuklarımızın sayısı da oldukça yüksek… Bazılarının gerçekten çok şaşırtan yetenekleri olsa da, bu çocukların sayısı o kadar da fazla değil.

“Otizmli çocuklar farklı görünürler.”

Hayır, otizm genelde diğer genetik rahatsızlıklardan biri gibi algılanmakta ve dış görüntüde bir farklılık beklenmektedir. Oysa tek fark gözlerdeki masumiyet ve doğallıktır.

“Otizmli çocuklar hiç konuşamazlar…”

Hiç konuşmayan çocuklarımız olduğu gibi, susturamadığımız otizmliler de var. İletişim konularında sıkıntıları vardır. Erken çocuklukta aileler konuşmuyor diye doktora giderler ve çocukları konuştuğunda iyileşeceklerini düşünürler. Oysa konuşma gelse de, iletişim konusundaki sıkıntı hep devam eder

“Bizi anlamazlar…”

Bu düşüncenin sonucu otizmli bireyler hakkındaki konuları, kendilerinin duyabileceği şekilde, annesiyle/babasıyla/kardeşleriyle konuşmak yapılan büyük hatalardan biri. Otizmli çocuklar anlarlar, hissederler. Mentali zayıf, konuşması hiç olmayan, anlamadığını düşündüğümüz çocukların olumsuz konular konuşulduğunda verdikleri tepkiler aslında bu çocukların bir buzdağı misali olduğunu, onları sadece görüntüsel olarak tanıdığımızı, gerçek anlamda hiçbir zaman anlayamayacağımızı gösteriyor.

“Otizmli çocuklar eğitim alamaz, öğrenemezler…”

Tam tersi eğitimin en büyük faydasının görüldüğü çocuklar otizmli çocuklardır. Bu çocuklar başlangıçta taklit yoluyla öğrenemedikleri için her şeyi ama akla gelebilecek her şeyi öğretmek gerekir. Bu çocukların en çok zorlandığı konuların başında mecaz deyimleri anlamak gelir. Örneğin, “Gözden düşmek” deyimini gerçekten bir gözden düşmek olarak algılarlar.

“Yüksek fonksiyonlu çocuklar sorun yaşamaz.”

Otizmde yüksek fonksiyon bir şans, daha doğrusu otizmin derecesini zeka belirler. Eğer çocuk zekiyse otizmini kontrol etme şansı yüksektir. Yüksek fonksiyonlu çocukları toplumun kabulü de fazladır. Ama yüksek fonksiyonlu otizmli çocuklar da diğer otizmli çocukların yaşadığı pek çok sorunu aynen yaşarlar…

“Çok televizyon, tablet kullanıyor... Otizmi ilerlemez mi?”

Fazla elektronik kullanımı, alt tabanı olan otizmi tetikler. Olmayan bir şeyi ortaya çıkarmaz ama durumun büyümesine ve engel durumuna gelmesine sebep olabilir. Tek taraflı iletişim sistemleri çocuğun karşılıklı iletişime geçmesini engeller. O sebeple tanı alan veya risk grubunda olan çocuklarda teknolojik aletler kaldırılmalı, oyun ve yoğun iletişimle dolu saatler yaşanmalıdır.

“Şu anda güzel konuşabiliyor, okula da gidiyor, otizmi geçti mi?”

Tanının kalktığı durumlar olabiliyor ama tanı gerçek bir otizm tablosu muydu, benzer bir durum muydu hiçbir zaman bilemeyiz. Konuşabilen, topluma uyum sağlayabilen bireyler otizmini yönetmeyi öğrenmişlerdir.

“Bakamayacak olanlar çocuk yapmasın!”

Otizm sebebiyle bağıran, ağlayan, kendini yere atan bir çocuk görüldüğündeki durumlarda “Çocuğunuzu susturur musunuz? Bakamayacak olanlar çocuk yapmasınlar…” gibi söylemler ile karşılaşabilir anne-babalar. Otizmi bilmeyen insanlar böyle bir çocuk gördüklerinde hemen ebeveynliklerini yarıştırmaya başlar. Kendileri mükemmeldir, karşılarındaki yanlıştır. Çocuğu davranış sorunu gösteren ebeveyn, zaten kendi sıkılır ve zor anlar yaşarken, bir de toplumun  önyargılarına maruz kalarak ikinci defa engellenmektedir. Bu şekilde bir vakayla karşılaştığınızda anlayışla gidip ebeveyne nasıl yardımcı olabileceğinizi sorabilirsiniz. En çok ihtiyacımız olan şey toplum desteğidir.

“Otizm çoğalıyor mu?”

Bu son zamanlarda çokça konuşulan bir konu. 2002 yılında 1/500 otizm oranı varken şu anda 1/59 oranından bahsediliyor. Bu artışı tamamen sayıca çoğalma ile açıklamak ne kadar doğru olmazsa tamamen tanı kriterlerinin genişlemesiyle anlatmak da o kadar yanlıştır.

20 Ağustos 2019 - Sağlık


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Mehmet Kaan - Başlıktaki çocuk Otizmli değil Down Sendromlu bir çocuktur otizmlilerin görünüşü normal insan gibi ve kromozomu da normal insanda olması gerektiği gibi 46 dır.Siz otizmi trizomi 21 (47 kromozom)(down senromuyla)karıştırmışınız biraz :)

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Ağustos 18:02

Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?