Atatürk ve Kültür

Mustafa Kemal’in meşhur mermi sandığı anısını duymuşsunuzdur. O hatırayı şimdi daha da güçlü anımsanmalıyız, hatta içselleştirmeliyiz çünkü Türk halkının asıl savaşımı bitmedi. Bugün küreselleşme denen olgu, tüm kimliğimizi belirsizlik ve şeyleşme girdabının içine alıyor…

Barış Yahya ÇİNÇİN
Barış Yahya ÇİNÇİN Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ulusal kurtuluş savaşını verdikten sonra, çok sevdiği askeri üniformasını bir kenara bırakarak, kültür savaşımı için başka bir üniforma giymişti. Türkiye askeri anlamda kurtulmuştu ancak henüz iş bitmemişti. Genç Türkiye Cumhuriyeti, iktisadi ve kültürel anlamda da bağımsızlığını kazanmak zorundaydı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk de bunun bilincinde bir devlet adamı olarak, askeri zaferden sonra mutlaka açılması gereken iki cephe daha açtı; kültür ve ekonomi cephesi.

CUMHURİYET’İN KÜLTÜREL BENLİĞİ

Evet, Türkiye Cumhuriyeti ulusal savaşımında başarılı olmuştu ancak hala önemli bir eksik vardı. Genç Cumhuriyet, edebiyatta, müzikte, tiyatroda, sinemada ve şiirde eksikti. Kalemler tutsak, beyinler örülüydü. Mustafa Kemal Atatürk, beyinlerdeki perdeyi kaldırıp, Türkiye Cumhuriyeti’ne kendi kültürel kimliğini kazandırmak istiyordu. Bu bilinçle, kültürel kurumlar gözden geçirildi, yeni bir anlayışla ya sıfırdan kuruldu ya da tamamen yenilendi. İlk eserler Milli Mücadele dönemimini anlatan eserler olacaktı, burada devreye Namık Kemal ve arkadaşları girdi, vatan şairi ve edebiyat yükselişe geçti.

NEDEN ULUSAL KÜLTÜR?

Cumhuriyet kadroları ulusal kültüre neden önem veriyordu dersiniz? 1923’lerde ‘küreselleşme’ gibi kavramlar yok muydu sanıyoruz? Ancak kazın ayağı öyle değildi. Genç Cumhuriyetçiler, Türk ulusunu ayakta tutacak en önemli etkenlerden birinin ulusal kültürün gelişmesi olduğunu biliyorlardı. Bu yüzden Mustafa Kemal öncülüğündeki kültür devrimcileri, keskin kararlar almaya ve kültür devriminin gereklerini birer birer yerine getirmeye başladı. Burayı Doğan Hızlan’dan dinleyelim, “Kimi isimler eğitim alıp öğrendiklerini yeni rejimin idealleri uğruna uygulamak ve halkla paylaşmak için önce Batı’ya gönderildiler. Memlekete döndükten sonra Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde öğretmenlik yaparak veya benzeri görevlerle halkın bilinçlendirilmesi, aydınlatılması uğruna çaba gösterdiler.”

KLASİK MÜZİĞE ÖNEM VEREN BİR LİDER

1927’de dünyaca ünlü piyanist Wilhelm Kempff, dinleyicilerin arasında Atatürk’ün de bulunduğu Ankara Halkevi binasında bir resital verir. Resital sonrasında ünlü piyanist Atatürk ile birlikte yemek yer. Kempff’in geceye dair anlattıkları onun yapmak istediklerini en güzel izah eden anekdot belki de: “Resital bitti. Kemal Paşa, beni Çankaya’ya yemeğe davet etti. Yemek saat 23.00’e kadar sürdü. Konuklar çıkarken, Paşa benim kalmamı istedi. Konuşmaya başladık. Paşa, Türkiye’de hukuk, eğitim gibi çeşitli alanlarda reformlar yaptığını söyledi. Ve konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ancak Batı kültürünün tamamlayıcı parçası klasik müziktir. Bu açıdan da, klasik müziğin bütün vatan sathına yayılması gerekmektedir. En çok korktuğum, bu reformlara paralel olarak klasik müzik reformunu gerçekleştiremezsek reformları tamamlayamamış oluruz."

ATATÜRK VE BATI KÜLTÜRÜ YANLIŞ TELAFUZ EDİLİYOR

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün batı ile olan ilişkisi bu zamana kadar daima yanlış telafuz edildi. Mustafa Kemal Paşa, dönemin en önemli sanatının batıda icra edildiğinin bilincindeydi, doğu ülkeleri henüz sanat ve kültürde önemli bir noktaya gelememişti. Tam burada ‘Hedefimiz Muasır Medeniyetler’ kavramı daha da önem kazanıyor. Çünkü muasır medeniyetler dediğimiz kavram sadece batıyı içine alan bir kavram değil, yüzünü gelişmeye çevirmiş her millet diğer ülkelerden belli şeyleri alır. Bizim karşı olduğumuz nokta, ülkelerin kültürel sınırlarının ortadan kalkmasıdır, kültürel etkileşim alıp- verme biçemini içerir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti sadece kültürü tüketen bir konumdadır, işte Mustafa Kemal ve arkadaşları bu problemin önüne geçmek istemiş ve kültür üretimi işine girmişlerdir. Çünkü insan sadece besin maddeleri ile beslenmez, insanı insan yapan değerlerin başında kültürel birikimleri gelir.

01 Eylül 2019 - Kültür-Sanat

Muhabir Barış Yahya Çinçin


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?