Reklamı Kapat

İzmit Liseli 966 Tarık

Ölümünün 3. yılında anılan Tarık Akan'ın İzmit'le kesişen öyküsü

Ozan ÖZGENÇ
Ozan ÖZGENÇ Tüm Haberleri
Haber albümü için resme tıklayın

TARIK AKAN’IN, İZMİT’LE KESİŞEN ÖYKÜSÜ

Türk sinemasının en önemli jönleri kimler diye sorulsa, çoğumuzun aklına gelecek ilk üç isimden biri Tarık Akan olur.

Bugün, o Tarık Akan’ın aramızdan ayrılışının üçüncü yıldönümüydü.

Sadece sinema ve sanatçı kişiliği için dahi ismi üzerinde uzun uzun konuşulmayı hak eden Tarık Akan’ın, İzmit için de farklı bir önemi var aslında.

Evet dönem dönem bu konuyu dile getirmişliğim vardır. Fakat, Yeşilçam’ın kilometre taşı olmuş bir isminin, en azından ölüm yıldönümünde bu kentle olan hikâyesini yeniden hatırlamanın kime ne zararı olabilir ki?

Akan’ın hayatının dönüm noktaları, pek kimse bilmese de aslında hep İzmit’le kesişmiştir.

Her ne kadar ve nedendir bilinmez ama hayat öykülerinde çok fazla yer almasa da, Akan’ın hayatında İzmit hep belirleyici bir kent olmuş.

1960’ların başında Hüseyin Yaşar Üregül isimli emekli bir albayın yolu İzmit’e düşer.

O yıllarda henüz birbirinden ayrılmayan ve bugünkü Gazi Lisesi binasında ortak hizmet veren İzmit Ortaokulu ve İzmit Lisesi’ne gelen Üregül, oğlunu okulun lise bölümüne kayıt ettirmek ister.

Babasının yanında okula gelen, uzun boyu ve yeşil gözleriyle dikkat çeken  delikanlı, 1962 senesi sonbaharında 966 okul numarasıyla İzmit Lisesi’ne kayıt olur.

966 Tahsin Tarık Üregül olarak İzmit Lisesi’ne kayıt olan o delikanlı, Tarık Akan’dan başkası değildir.

Tarık Akan’ın hayat öyküsünde orta okul ve liseyi Bakırköy’de okuduğu anlatılsa da, benim okuyup bizzat şahit olduğum İzmit Lisesi sicil defterlerinde gerçek benim anlattığım gibidir.

Sicil kayıtlarına göre 16.11.1962’de İzmit Lisesi’ne kayıt olan Akan’ın, okuldan ayrıldığı tarih olarak 19.9.1965 tarihi sicil defterine not düşülür.

İzmit Lisesi’nin ardından İstanbul’a giden Akan’ın, kendisine “Ferit” karakteriyle büyük bir ün getiren sinemadaki başarı hikayesi, işte böyle başlar.

Ünlü olduktan sonra Ferit’e hayran olan genç kızlar, aslında ilk İzmit Lisesi koridorlarında Akan’a gönlünü kaptırmış, Hababam Sınıfı’nın kaçak öğrencisi Damat Ferit, Özel Çamlıca Lisesi’nden önce ilk İzmit Lisesi duvarlarından kaçmıştır.

İZMİT CEZAEVİ’NİN SIRRI

Tarık Akan'ın İzmit hikayesi burada bitmez.

Aslında romantik komedilerin ardından "Kendimi buldum" dediği zor hayatların baş rollerini, işçileri, ezilenleri anlattığı filmlerle tanışması da, bu ikinci İzmit günlerine rastlar.

O dönem elinde bir filmin senaryo ve negatifleriyle İstanbul’dan Ankara’ya doğru yola çıkan Tarık Akan’ın yolculuk sebebi, filmi Sansür Kurulu’nun onayına sunup filmi yayına sokabilmektir.

Tarık Akan yola çıktıktan sonra, sinemanın büyük ustalarından birini görmek ve onunla tanışmak üzere, bundan üç yıl önce yıkılan Kuruçeşme'deki İzmit Cezaevi'ne uğrar.

Zaman, 1978 yılı ilkbaharıdır.

O yıllarda İzmit Cezaevi'nde yatan ve o andan sonra Tarık Akan filmlerinin başka bir biçime evrilmesine etki eden sebeplerden biri olan o isim,  yine birkaç gün önce ölüm yıldönümünde andığımız, Türk Sineması'nın "Çirkin Kral'ı" Yılmaz Güney'den başkası değildir. 

Yılmaz Güney’le demir parmaklıklar arasında tanışan Tarık Akan, yolculuk sebebinden de bahsederken hiç beklemediği bir karşılık alır.

‘Çirkin Kral’, “Senaryoyu da, negatifleri de bırak. Yarın tekrar gel” der. Ummadığı cevap karşısında şaşıran Tarık Akan, Güney’in dediğini yapar ve negatifleri de senaryoyu da cezaevinde bırakıp İstanbul’a döner.

Yılmaz Güney ise o gece, İzmit’teki bir sinemadan cezaevine bir film makinesi getirtir.

Cezaevinin sıvası dökük, çukurlu duvarlarına bir çarşaf gerilerek sinema perdesi hazırlanır.

Ardından negatiflerin takıldığı makara döner.

Böylece Sansür Kurulu’ndan onay almak için yola çıkan film galasını, özgürlükleri kısıtlanarak cezalarını çeken,  İzmit Cezaevi’ndeki mahkumlarla yapar.

Ertesi gün Tarık Akan cezaevine yine gelir ve Yılmaz Güney’in film hakkındaki yorumlarını dinler.

Ardından cezaevinden ayrılan ve Ankara yerine İstanbul’a dönen Tarık Akan, film üzerinde bazı oynamalar yaptıktan sonra, filmi Ankara’ya götürür.

Son şeklini alan film, Sansür Kurulu’nun onayını alarak, yayınlanma hakkı alır.

Peki, yola çıkarken hiç hesapta olmayan bir şekilde ilk gösterimini İzmit Cezaevi’nde yapan bu film hangisidir?

O film, bir başka usta Cüneyt Arkın’ın da rol aldığı, aynı yıl içinde gösterime giren ‘Maden’ filmidir.

İKİ YAPININ KESİŞEN KADERİ

Akan ve Güney arasında yıllarca süren dostluk ve Akan'ı; Sürü, Yol gibi kült filmlere taşıyan ikinci başarı yolculuğu da, işte İzmit Cezaevi'nde yaşanan bu tanışma hikâyesiyle başlar.

Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını yaşadağı İzmit'ten Yeşilçam'a, romantik komedilerin genelde şımarık çocuğu  "Ferit" olarak giriş yapan Akan, yolunun İzmit'e ikinci kez düşüşünün ardından artık hayat mücadelesi içindeki içimizden her hangi biri olur.

Yani aslında İzmit, Türk sinemasının ünlü jönü Tarık Akan'ın sadece içinden geçtiği bir şehir değil, aynı zamanda onun sinemasına yön veren olayların yaşandığı en önemli kavşak noktalarından biridir de.

Peki, Yılmaz Güney'in İzmit Cezaevi'ne getirttiği film makinesi hangi sinemadan mı gelmiştir?

Bu konuda henüz kesin bir bilgiye ulaşamasam da, o yıllarda İzmit'te bulunan Oğuz, Emek ve Orduevi sinemalarından başkası olamayacağı kanaatindeyim.

Eğer detayları öğrenebilirsem, hikâyenin o kısmını da mutlaka paylaşmak isterim.

Hatta bu konuda bilgisi olan biri varsa, seve seve dinlemeye hazırım.

Bu vesileyle, yolları İzmit’te kesişmiş Türk sinemasının iki jönü olan Yılmaz Güney’i ölümünün 35. ve Tarık Akan’ı ölümünün 3. yılında rahmetle anıyorum.

Bugün yitirdiğimiz bu iki usta gibi, yıkılan İzmit Cezaevi de artık yok.

Ama kader o ki, Tarık Akan’ın İzmit hikâyesinin başladığı yer olan İzmit Lisesi artık, yıkılan o cezaevinin bulunduğu aynı alanda yapılan yeni binasında eğitim veriyor.

İzmit Ortaokulu’nun, liseyle birlikte eğitim verdiği çarşıdaki o tarihi bina ise, bildiğim kadarıyla İzmit İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne tahsis ediliyor.

1886 yılından bu yana hizmet veren, İzmit’in en eski yapılarından olan ve içinde bir çok hikâye barındıran bina için verilen bu karardan dolayı çok mutsuzum.

Belki insanlar zamanla ölür ve yapılar da zamanla eskir ve yıkılırlar…

Ama hikâyeler işte…

Hikâyeler asla ölmezler.  

16 Eylül 2019 - Kültür-Sanat

Muhabir Ozan Özgenç


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

05

Kibarcik - topragı bol olsun yakışıklıydı sakarda görevını yapaıyor veselam

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 18 Eylül 18:02
03

Mülayim Çoksert - Orduevi Sineması olamaz çünkü askeriye'ye ait,asker izin vermez böyle şeye....Emek Sineması o yıllarda (1978) yok onun yerinde Yurt Sineması var,adı daha sonra değişti Emek

oldu 1990'larda...Bir de Murat Sineması vardı Orduevi Sinemasıyla Verem Savaş Derneği arasında şimdi galiba tiyatro sahnesi.Haa, bir de Altınnal Sineması vardı, onu da unutmayalım,Altınnal Oteline bitişik.

Yanıtla . 7Beğen . 1Beğenme 17 Eylül 11:17
01

Ersoy Kandemir - Elinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş.

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 16 Eylül 18:10


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?