Reklamı Kapat

Aydınlar Ocağı’ndan “Beyin ve Akıl” konferansı

Aydınlar Ocağı Kocaeli Şubesi “Beyin ve Akıl” konulu konferansında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Hilmi Özen, “Kim olursa olsun mutlaka beyni bilmesi gerekiyor” dedi.

Nazım Özgün Erbulan
Nazım Özgün Erbulan Tüm Haberleri
Haber albümü için resme tıklayın

Aydınlar Ocağı Kocaeli Şubesi “Beyin ve Akıl” konulu konferans düzenledi. Konferansta konuşmacı olarak Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi (ESTÜDAM) Müdürü aynı zamanda Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hilmi Özen katıldı. Sivil Toplum Merkezi’nde düzenlenen konferansa Aydınlar Ocağı Kocaeli Şube Başkanı Süleyman Pekin, Türk Ocağı Kocaeli Şube Başkanı Yücel Alpay Demir, eski başkanlar Ruhittin Sönmez ve İbrahim Kahraman, Kuruçeşme eski Belediye Başkanı Ali Kahraman, Doğru Yol Partisi (DYP) eski İl Başkanı Ersin Soykan, İYİ Parti İl Başkan Yardımcısı Emre Evren, Kocaeli Türkçüler Başkanı Özer Mert Özdemir ile Türk Eğitim-Sen Başkanvekili Feyzullah Divli ve çok sayıda üye katılım gösterdi.

“BİZ NEDEN FARKLIYIZ?”

 “Beyin ve Akıl” konulu konferansta bilgilendirici açıklamalarda bulunan, beynin işlev ve içeriği hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Hilmi Özen, “İnsanın beyni çocukluğundan itibaren anne karnındaki gelişimi, doğum hali ve daha sonrasında sürekli olarak gelişen bir beyin. Gelişen bir beynin diğer canlılara göre bir farkı var. O farklılık bizim beynimizin hangi özelliklerinden kaynaklanıyor? Bizim beynimiz tabi ki fil, balina beynine daha büyük değil. Oranlama yaparsak, bazı canlıların beden-vücut oranları enine sonuçlanıyor. Peki biz neden farklıyız? Beynin kıvrımları var. Bu kıvrımlar bizde fazla. Bu kıvrımlar dediğimiz yer beyin kabuğu. Diğer canlılara göre beyindeki kıvrımlar bizden fazla. Farklılığımız, hücrelerimiz. Yüz milyar civarında  sinir hücremiz var. Latince olarak nöron olarak geçiyor. Her bir sinir hücresi yüz milyar sinir hücresinin on bin başka sinir hücresiyle birleşiyor, bunların ismi de bağlantı. Yüz milyar sinir hücresinin yedi, sekiz katı da başka bir hücre ile birleşiyor yani tam Türkçe olarak karşılamasa da destek hücresi ya da anne hücre olarak geçiyor” dedi.

“ESNEKLİK KAVRAMI GELİŞİYOR”

Beyin esnekliği hakkında bilgiler veren Özen, “Beynin esneklik kavramı bağlantıların artması veya azalmasıyla ilişkili. Beyin esnekliği, yaşımız ilerlemesine, çocuklardan daha az sinir hücresine sahip olmamıza rağmen insanlar sivil toplum kuruluşunda görev yapıyorsa, öğrencilerle karşılıklı eğitim gösteriyorsa, ev hanımı yemek yaparken farklı yemekler yapıyorsa, komşuluk ilişkisini ihmal etmiyorsa sinirleri artıyor yani esneklik kavramı genişliyor. “Plastise” kavramı ise bizim bağlantılarımızın artması. Örneğin, buradan İstanbul’a gidiyoruz diyelim. Yeni köprüler ve ulaşım yolları arttı. Bir köprüden geçen araç sayısı mı dört köprüden geçen araç sayısı mı fazladır? Tabi ki dört köprüden geçen araç sayısı fazladır” ifadelerinde bulundu.

“HERKES BEYNİ BİLMESİ GEREKİYOR”

“Herkes beyni okuyup anlamalı, öğrenmeli” diyen Özen, “Üst beyin, Orta beyin, Alt beyin dediğimiz sistem yıllarca sağ sol beyin olarak kategorize edildi. Beyni üst, orta ve alt beyin olarak ayırdığımızda  üst beyin mantık işitme görmeye kadar, orta beyin duygu, alt beyin ise hayatı fonksiyonlar ve tepkileri gösterir. Biz normalde yüzde 70 üst beyni, yüzde 20 orta beyni, yüzde 10 alt beyni kullanmaktayız. Alt beyin yeme içme üreme gibi normal hayatı fonksiyonlar. Kim olursa olsun mutlaka beyni bilmesi gerekiyor. Bir siyasetçi ya da sözcü bizim hangi beynimizi manipüle ediyor bilmeli. Ayrıca siyasetçi bunu bilmezse halkın nabzını tutamaz. Üst beyin yüzde 75 olmaz da onu yüzde 10’lara 15’lere düşürürsek bizden teknolojiyi geliştirmemiz, saygılı bir davranış göstermemiz beklenebilir mı? O zaman orta beyin dediğimiz duygusal yer ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.

“HİÇ KİMSE YALAN SÖYLEYEMİYOR”

Kadın ve erkek beyni hakkında da bilgi veren Özen, “Kadınlarda sağı sola bağlayan lifler çok güçlü. Anne olduğunda bir kadın, çocuğu ağlarsa ilk o işitir. Ya da bir kadının olaylara bakışı daha farklıdır.  İnsanların düşüncesi beynini değiştiriyor. Yaşayarak, düşünerek, inanç sisteminize göre beyninizi değiştiriyorsunuz.  Toplumda ne kadar negatif davranış olursa kişi söylemese bile beyin onu ele verir. Yaratılıştan itibaren kadınının erkeğe farklılıkları kadın 450 yumurtayla dünyaya gelirler. Neden? Yaratılışın hedefinde kadını iktisatlı yaratma düşüncesi mevcut. İnsan vücudu çalışırken beyin artık görüntüleniyor hiç kimse yalan söyleyemiyor. Yakın zamanda insanlar kendi beyninin çalışması ve gelişmesini gizleyemeyecek. Beyin operasyonlarından sonra bazı insanlarının hafızası her şeyi hatırlamasa bile bazı olayları hatırlayabiliyor. Demek ki beyin tek bir yerden çalışmıyor. İyi ya da kötü düşün beyin orada her şeyi ele veriyor. Beynimizin önü kişilik. Her insan beynini yüzde yüz kullanıyor ancak bir ofis düşünün hepimiz çalışıyoruz ama tempomuz yavaş ya da hızlı. Kapasiteyi kullanıp kullanmama önemli. Diyelim araba sürücüsü 70 ile gitmek istiyor ama istese 120ye çıkar. Bir gelişim dönemi var onun için insanların tecrübeye önem vermesi gerekiyor. İnsan ne kadar zeki olursa olsun orta yaşındaki insanlar kadar başarılı olamazlar. Tecrübeyi dinlemek zorundalar. Şu an söylediklerim 2019 yılı gerçekleri. Bilimin en bariz özellikleri yankılanabilir olması. ” dedi.

“ŞİDDET VE CİNNETİN RUTİNLEŞTİĞİ HENGAME YAŞIYORUZ”

Prof. Dr. Hilmi Özen hakkında bilgiler veren Aydınlar Ocağı Kocaeli Şube Başkanı Süleyman Pekin “Ben öncelikle hocama teşekkür ederim. Hocam, gerçekten gönül insanı. Bu senenin ilk faaliyeti bu konferans oldu. 11 Ekim’de Mehmet Azimli gelecek. 25 Ekim’de Amasya 50’nci Şura’da Aydınlar Ocağı’nın üyeleriyle şuraya katılacağız. Aslında Türkiye’nin 32 kilometrelik güvenli bölge vardı, bir de PYD’nin istediği bölgenin 5 kilometrelik alanı vardı. Amerika arabuluculuk  yaptığı halde 5 kilometrede anlaşmış durumdayız. Beyin ve akıl diyor ki PYD’nin istediği noktada bir anlaşma yapıldıysa içeride bunun tersine, belediyelerine kayyum atayarak veyahut onların uzantısı siyaset partinin yaptığı şeylerden birine karşı eylem düzenlemek noktası gibi geliyor. Akşam televizyonlara baktığımızda şiddet ve cinnetin rutinleştiği bir hengâmeyi yaşıyoruz. Yûnus Suresi 100’üncü Ayet’te olduğu için "Akıllarını kullanmayanlar üzerine Allah bir uğursuzluk yükler." denilmektedir. Başımıza yağanlar bizim, elimizde, dilimizde talep ettiklerimizdir, mektup yazdıklarımızdır. İnşallah bu noktadan çıkmak için bir adım da bu olur. Buradaki insanlar kamuoyunu etkileyebilecek kimseler” şeklinde konuştu. 

21 Eylül 2019 - Siyaset

Muhabir Nazım Özgün Erbulan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?