Reklamı Kapat

Kocaeli'nin sorunları tartışıldı

“Kocaeli Kocaeli kadar mı?” temasıyla başlayan TMMOB Kocaeli İKK 3. Kent Sempozyumu’nda sanayi, sağlık, kültürel farklılıklar, enerji kullanımı ve tasarrufu, işsizlik sorunu, tarihi değerlerin durumu, kentin ortak kullanım alanları, kent merkezi ve ilçeler de dahil olmak üzere Kocaeli’nin tüm sorunları yerel ve küresel bağlamda değerlendirildi.

Yasemin Kaya
Yasemin Kaya Tüm Haberleri
+2
Haber albümü için resme tıklayın

“Kocaeli Kocaeli kadar mı?” temasıyla başlayan TMMOB Kocaeli İKK 3. Kent Sempozyumu’nda sanayi, sağlık, kültürel farklılıklar, enerji kullanımı ve tasarrufu, işsizlik sorunu, tarihi değerlerin durumu, kentin ortak kullanım alanları, kent merkezi ve ilçeler de dahil olmak üzere Kocaeli’nin tüm sorunları yerel ve küresel bağlamda değerlendirildi. Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Kocaeli İKK Kent Sempozyumu’nun ilk oturumu Mimarlar Odası tarihi taş binada gerçekleştirildi.

YOĞUN KATILIM

Dün açılışı gerçekleştirilen 3. Kent Sempozyumu’nun ilk oturumuna; TMMOB Kocaeli İl Koordinasyon Kurul Sekreteri Murat Kürekçi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Dr. Şükrü Aslan, GTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Z. Gamze Mert, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Tarihi Mekanlar ve Kent Estetiği Şube Müdürü Volkan Şenel, Sedaş Şebeke Yönetimi Grup Müdürü Gökmen Hasançebi, KOÜ Yerel Yönetimler Bölümü Öğretim Üyesi Derya Demirdezen, KOÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Özden Senem Erol, Bizizmitiz Platformu kurucusu Hüseyin Erol,  Dersimliler Dernek Başkanı Ruhi Çelik, ART Nicomedia Dernek Başkanı Akın Ülkü Sevinç, Oda üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

 ASLAN: İZMİT İSTANBUL’A AÇILAN KAPIDIR

Kent Ağları konusuyla başlanılan ilk oturumda ilk konuşmayı yapan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Aslan; “İzmit bulunduğu trans geçiş noktası ve ekonomik özellikleri açısından İstanbul’a açılan kapıdır. Her yerden aldığı göç nedeniyle kozmopolit bir yapıya sahip olan Kocaeli nüfus yoğunluğu bağlamında her açıdan etkileniyor. Çok fazla almasının da istihdam ve yaşamsal anlamda doğurduğu sıkıntılar var. Çok farklı dillerden, etnik yapıdan karma bir nüfus var ve bu nüfusun sadece ekonomik açıdan değil sosyal açılardan yarattığı sıkıntıların da değerlendirilmesi gerekiyor” dedi.

 MERT: SANAYİNİN YARATTIĞI SORUNLAR ÇÖZÜLMELİ

Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gamze Mert;” Türkiye’nin nüfus yoğunluğu en fazla olan ikinci şehri, Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun bulunduğu şehir, ihracat yapan yüzde 13 firmanın bulunduğu şehir Kocaeli, otomotiv sektörünün başkenti, 13 organize sanayi bölgesine sahip, Kocaeli Avrupa’nın 7’inci en büyük kenti, 2 üniversitemiz var. Patent sayısı alan il sıralamasında 5’inci, çalışanlar sayısı olarak sözleşmeli olanlardan Türkiye’nin de 4’üncü ili. Totalde baktığımızda bu yorumlar kulağa çok güzel geliyor ve Kocaeli’nin refah seviyesi yüksekmiş gibi görünüyor.  Kocaeli’nin ülkedeki konumunun da stratejik önemi göz önünde. Oysa en acı olan durum ise kentin sıkıntılarının çözülmemesi. Bu sempozyumda amacımız sanayi kenti olarak bilinen Kocaeli’nin sanayideki payının yanı sıra yarattığı sorunlara da çözüm bulabilmektir.” dedi.

“KALİFİYE İŞGÜCÜNE ÖNEM VERİLMELİ”

Sözlerinin devamında Mert; “Verilere bakınca Kocaeli’de her şey şahane görünüyor ama göründüğü gibi değil. Başlangıçta kalifiye işgücünün oluşmasına ağırlık vermek gerekir. Bunun dışında yerel durumların küresel yeniliklerinden etkilendiğini görüyoruz. Kocaeli kentsel çalışmasında ne yapabiliriz? Yereli küreselle buluşturabiliriz. Burada STK’ların gücü çok önemli çünkü STK’lar gerçekleri yerel düzlemle karşılaştırıyor. Bir de insan kaynaklarına odaklanmak gerek, kentin var oluş gerçeğini idrak ederek çalışma yapmak gerek. İstihdam yaratan fabrikalar yapay zekanın da gündemde olmasından sebep farklı bir istihdam alanı için bakış açısı geliştirmelidir. Yerel ve küresel arasında bir köprü kurmak gerek. Bunun için de kenti yönetenlerin ciddi kafa yorması gerek diye düşünüyorum. Geleceğe gitmek için muhafazakar olmak gerek. Halkın da kentin de sorunlarına projeler sunacağız. Çünkü ekmeğimizi bu kentten yiyoruz ve bu kente de sahip çıkarak hizmet vermeye devam etmeliyiz. Biz bu kent için yaptığımız eylemlerimize de devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

YILMAZ: KENTLER YAŞAYAN ORGANİZMALARDIR

Mert’in ardından konuşan Kocaeli Mimarlar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Füsun Yılmaz ise; “Sınırlar, siyasi ve coğrafik özellikleri ortaya koysa da aslında günümüzde kentler yaşamsal açıdan iç içe girmiş durumdadır. Görünen o ki; geleceğin kentleri 20’inci yüzyılın kentleri niteliğinde olmayacaktır. Ekonomik ve kültürel farklılıklar kentlerdeki canlı cansız tüm nesneleri etkiliyor. Kocaeli gibi karmaşıklık içinde olan kentlerin geçmişteki gibi sadece temel üretim ve ilişkileriyle açıklanamayacağı gibi değişmez kararlarla da kent planlaması devam ettirilemeyecektir. Kentlerin yaşayan organizmalar olduğunu unutmamak gerekir. Bu sempozyumda amacımız kentlerin ağındaki, etkileşiminde olan her şeyi tartışarak kent planlamasına yönelik çıkarımlarda bulunmaktır” dedi.

ŞENEL: TARİHİ DEĞERLER KENTİMİZİN SEMBOLÜDÜR

Öğleden sonra başlayan 2’inci oturumda kentin tarih turizmi açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Tarihi Mekanlar ve Kent Estetiği Şube Müdürü Volkan Şenel; “Bu sempozyumda tabi ki ilimizin sanayi ve ekonomik sorunlarını değerlendiriyoruz ama tarihi değerlerimizi de konuşmamız gerekiyor. Kentimiz tarih turizmi açısından çok büyük bir önem taşıyor. Dini yapılardan biri Akçakoca Camii’si şehrin hafızasını canlı tutan çok önemli bir örnektir. Şehirdeki bulvarın açılması açısından da Selim Sırrı Paşa Konağı, Kapanca Sokak çok önemli. Bu öneminden de dolayı ilimiz tarih koridoru olması açısından büyük önem taşıyor. Osmanlı’dan günümüze etnik yapı ve mekanların sembolü olan bir şehir olmak önemli. Redif Binası, İzmit Saat Kulesi yine aynı önemle şehrimizde bulunuyor.  Tarihi Gar Binası’nın büyük önemi Ulu Önder Atatürk’ümüzün cenazesinin bu müzede tutulması büyük önem taşıyor. İşte bu yönüyle İzmit Tarih Koridoru’nun çok önemli bir noktada olduğunu düşünüyorum. Bu şehrin hikayesi hepimizin hikayesidir çünkü tarih rotası açısından ilimiz gerçekten çok çok önemli bir noktada. Bunları da sahiplenerek, genç nesillere herkese tanıtmak ve korumak için elimizden gelen her çabayı göstermeye devam edeceğiz” dedi.

EROL: TARİHİ BİNALARIMIZ YIKILMAMALI

Şenel’in ardından konuşan KOÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Özden Senem Erol; “Kent belleğinin fiziksel ve tarihsel gelişimi dikkate alınmalıdır. Bunu kollektif açıdan düşünmek değerlendirmek gerekir. İzmit üzerinden düşünecek olursak, düşünsel etkiler de siyasi etkiler var. Tek partili dönemden çok partili döneme geçen ülkemizde somut gelişmeler kentlere yansımıştır. Siyasi açıdan gelişen ani durumlar kentlere yansıyor. Bunu Cumhuriyet Döneminde yaşanan gelişmeler halkevlerinin kurulma örneğinde görüyoruz. Büyük tarihi geçmişe sahip olan halkevi binamızın da yıpranmasını eskimesini onarılmasını sürekli basın araçlığıyla da duyuyoruz. Yıkılmaması ve koruması için de elimizden geleni yapmalıyız. Kamusal ortak bir fayda yaratabilmeliyiz. Mesela İzmit PTT binası. Basında da yıprandığına dair bilgiler görüyoruz. Eski Valilik binası da yine yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış durumdadır. Sonuç olarak aslolan algıyla ilgili hareket etmeli ve bu değerlerimizi toplumsal bellekte kabul gereken noktaya getirmeliyiz. Bu halkevi, PTT binaları ve Cumhuriyet Dönemi’nden kalan İzmit Verem Savaş Dispanseri için de geçerlidir. Bu yapılar inşa edildiği dönemlerde büyük eksikliklerin karşılanması için kurulmuştur. Şu anda da korunması gereken büyük tarihi miras olarak halen ayakta duruyor bu yapılarımızdır” dedi.

“TARİHİ YAPILAR KÖPRÜ GÖREVİ ÜSTLENMELİ”

Sözlerinin devamında Erol; “Eksikliği hissedilen değerlere ulaşmak çok güçken var olan değerlerimizin de korunması gerekir. Yapıların mimari açıdan var olan duruşu kentim yaşamsal alanlarının değerlendirilmesi açıdan çok önemlidir. Denizin de bulunduğu ilimizde kentle kıyı arasındaki ilişkiler koparılmayarak korunmalıdır. Makineleşmeyle ilgili seri üretim ve modern dönem yaşayışıyla tarihten kalan yapılarımız arasında ciddi bağ kurularak korunmalıdır. Eski cezaevinin yıkılıp yerine eğitim kurumu yapılması, Belsa Plaza’nın olduğu yer eskiden büyük bir tarihi dokuya sahipti. Şu an birçok yapının yıkılarak yerine iş merkezi ya alışveriş merkezi olduğunu ya da yerine başka kurumlar yapıldığını görüyoruz. Yapılan malzemelerin de yıkımda belirleyici etken olduğunu görüyoruz. Çok fazla örnekleri var bunun, sonuç olarak bunlara sahip çıkmak gerektiğini düşünüyorum” dedi.

KÖSTEN: KENT MERKEZİ NERESİ OLMALI

Erol’dan sözü alan KOÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Doç. Dr. E. Yeşim Özgen Kösten İzmit Kent Merkezi’nin neresi olması gerektiğine dikkat çekerek; “Bu sempozyum bu şehir için çok kıymetli. İlimizin ekonomik, sanayi, tarihi, kültürel bağlamda eksikliklerini burada masaya yatırıp değerlendiriyoruz daha iyi olması adına neler yapabiliriz diye. İzmit kent merkezini daha yakından nasıl keşfedebiliriz? Bunun cevabını ararsak coğrafyası dağları, ovaları, Kartepe’si ve kayak merkezi saymakla bitmeyen birçok noktasıyla, hem sanayi hem kültür, hem de balık kenti diyebiliriz. Burada bu anlattıklarımızla, kentin daha iyi nasıl korunacağı üzerine kafa yoruyoruz ve dikkat çekiyoruz.Mesela buraya bir yabancı gelse dese kent merkezinde buluşalım, ne cevap vereceğiz? Bir sürü göç yolunun birleştiği çok önemli bir kent olan yeri kıymetli kılan yer de kent merkezidir. Bir sürü yol var ve bu yollar bir yerlerde düğümleniyor. Yer tarif ederken bile sağda Osmanlı Hamamı, solda çeşmesi diyerek paranoyak bir durum yaşıyoruz. Diyoruz ki kent merkezinden bahsedeceksek bu neresi olmalı?

“DİLOVASI’NDA BİR SÜRÜ KANSER VAKASI VAR”

Tarihte Roma’ya başkentlik yapmış olan şehrimizin birçok çözülmeyen sorunu olduğunu vurgulayan Kösten; “Roma surları kent merkezinin sınırlarını oluşturuyor, çünkü büyük bir sulak alan da var bu tarafta ve bu Sapanca’ya kadar gidiyor. Oysa biz buna ne diyoruz sadece bataklık diye adlandırıyoruz. Tersaneyi de unutmamalıyız, tarihe kaynaklık etmiş tersanemiz de kentin haritasının bir parçasıdır. Koruyamadığınız tarihi yerleri çıkarmak yok olmaya teslim etmek oluyor. Bunun dışında sanayinin sağlık konusunda verdiği yaralar da var. Dilovası’ndan bir sürü kanser hastası da var. Bunları da düşünmek gerek. Sanayi de evet bu kentin bir katmanı ama yarattığı sorunları ortadan kaldırmamız gerekiyor. Bu şehirde büyük katmanlar var bunu görmek için de ranta gerek yok. Roma’nın başkenti olmuş tarihi bir yer burası. Sonuç olarak burada amacımız bu gibi birçok konuyu tartışarak raporlayarak kamuoyuyla paylaşmaktır.” dedi.

HÜSEYİN EROL: DEĞERLERİN FARKINA VARMAK GEREK

Sempozyum esnasında söz alarak kentin durumlarıyla ilgili ek yorumda bulunan Bizimitiz Platformu kurucusu Hüseyin Erol ise; Kocaeli’de birçok değer var Kandıra’da bir şey bulundu ve hemen kepçelerle yok edildi. Sadece İzmit değil ki tüm Kocaeli’deki değerlerin farkına varılması ve bir an evvel korunması gerekir” dedi. Erol’un yorumunu destekleyen Doç. Dr. E. Yeşim Özgen Kösten; “Biz sempozyumumuzun ana başlığında dedik ki “Kocaeli Kocaeli kadar mı? Bu belirttiğiniz haklı yorumları da değerlendiriyoruz ve bunun için de çözüm önerilerini de içeren sunumlarımız yarın jki sempozyum devamında KOÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Çalık Ross ile sunum eşliğinde bilgilendirme yapacağız” diyerek Erol’a teşekkür etti.

HASANÇEBİ: ENERJİDEN TASARRUF ETMELİYİZ

İkinci oturumun devamında konuşan Sedaş Şebeke Yönetimi Grup Müdürü Gökmen Hasançebi; “Enerji ile iç içe olan bir kentte tasarruf konusuna dikkat çekmek istiyorum. Kullanılmadığı halde prize takılı olan fişleri çekmeliyiz. Bu konularda kadınların daha duyarlı olduğunu düşünüyorum. İşyerlerinde de kadın çalışan bu özelliklerinden dolayı kadın çalışanlar daha çok tercih ediliyor. Kentin sorunlarından bir tanesi de yıldırım düşmesidir. Sağlığımız ve güvenliğimiz için yaşanan bu afetler konusunda da ciddi tebdirler almamız gerekir. Yıldırım toprağa faydası olsa da korunmamız gereken bir şeydir. Enerji üretimiyle ilgili de Kocaeli’de yapılmış fazla bir çalışma yok. Bölgemizde rüzgar enerjisi potansiyelimiz çok harika olmasa da var. Günümüzde elektrikte pahalılık da söz konusu. Bu nedenle vatandaşlar olarak, hem maddi hem manevi olarak bugünümüz ve geleceğimiz için enerji tasarrufu yapmayı asla ihmal etmemeliyiz. İyi bir elektrik kullanıcı olmalıyız” dedi.

DEMİRDEZEN: İŞSİZLİĞE MAKRO DÜZEYDE ÇÖZÜM ŞART

İşsizlik sorununa değinen KOÜ Yerel Yönetimler Bölümü Öğretim Üyesi Derya Demirdezen; “İşsizlik sorunu sadece işsiz olan insanlarımızı ilgilendirmiyor. Başta piyasa durumu ve enflasyon rakamları önemli. Bunu ele alırken geniş çaplı düşünmek gerek. İşsizler yedek işgücü ordusudur. Kapıda ne kadar işsiz varsa emek o kadar güçsüzdür. Burada sanayi kentinde var olan bir işsizlik düşündürücüdür. İşsizlik yüzde 13,9 olarak açıklandı. İşsizlik gittikçe artarken bu Türkiye’de mevcut istihdamda olan çalışan kesimin büyük bir kısmı işini kaybetmiş demektir bu. İşsizliğin artmasının en büyük sebeplerinden biri mevcut çalışanların işinden olmasıdır. İşgücüne katılma oranının düştüğünü söylesek de işsizliğin arttığını görüyoruz. İşsizlik sorununu tek başına ele almamak gerek. İşsizlik geçici politikalarla çözülemez. Tarım, sanayi, sağlık, eğitim, cinsiyet bağlamında erkek-kadın işsizliği gibi tüm alanlara hitap edecek aktif ve kalıcı politikalar üretilmelidir. İşsizliğe makro düzeyde çözüm gerek” dedi.

20 Aralık 2019 - Gündem

Muhabir Yasemin Kaya


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Corona virüsü için alınan tedbirleri yeterli buluyor musunuz?